Panik Bozukluk Nedir?
Panik bozukluk, beklenmedik panik ataklarla karakterize edilen bir anksiyete bozukluğu türüdür. Kişi sürekli başka bir panik atak geçirme endişesi taşıyorsa veya panik atakların sonuçlarından korktuğu için kaçınma davranışı gösteriyorsa, panik bozukluğundan muzdarip olabilir. Bu korku, panik atakların beklenmedik ve öngörülemeyen olması nedeniyle ortaya çıkar. Yükseklik korkusu olan birinin lunaparkta dönme dolaba binmekten kaçınması ile daha önce bir alışveriş merkezinde panik atak geçirdiği için beklenmedik bir panik atak geçirme korkusuyla artık alışveriş merkezlerine gitmekten kaçınan birinin durumu farklıdır.
İçindekiler
Panik Bozukluğu Neden Olur?
Panik bozukluğunun neden olduğu tam olarak bilinmiyor. Ancak araştırmalar, biyolojik ve psikolojik faktörlerin yanı sıra bazı zorlu yaşam deneyimlerinin bir kombinasyonunun panik bozukluğa neden olabileceğini gösteriyor. Daha yeni çalışmalar, panik bozukluğun sinir sisteminden, özellikle de beynin belirli bölümlerinde kişileri bu bozukluğa duyarlı hale getiren aşırı uyarılabilirlikten etkilenebileceğini öne sürmektedir.
Stresli veya travmatik yaşam olayları, panik bozuk geliştirmeye neden olabilir. Ayrıca, ailede panik bozukluğu veya başka bir anksiyete bozukluğu öyküsü olan kişilerde risk daha yüksek olabilir. Panik bozukluğu olan bireyler yüksek stres seviyeleri nedeniyle başka sağlık sorunları da yaşayabilmektedirler.
Bazı diğer tıbbi fizyolojik veya psikiyatrik sorunlar da panik bozukluk geliştirme riskini artırabilir. Yani panik atakların sadece panik bozukluğu ile sınırlı olmadığını; farklı anksiyete bozuklukları, psikotik rahatsızlıklar ve madde kullanım bozuklukları dahil olmak üzere diğer ruh sağlığı sorunlarıyla birlikte de ortaya çıkabilmektedir.
Panik Bozukluğunun Belirtileri
Panik bozukluğunun belirtilerini fiziksel, bilişsel, duygusal ve davranışsal olarak 4 gruba ayırabiliriz.
1- Fiziksel belirtiler:
- Hızlı kalp atışı
- Terleme
- Titreme veya sarsılma
- Nefes darlığı
- Boğulma hissi
- Göğüs ağrısı veya rahatsızlık
- Baş dönmesi veya bulantı
- Sıcaklık veya soğukluk hissi
- Uyuşma veya karıncalanma hissi
- Gerçeklikten kopma veya kendinden uzaklaşma hissi
2- Bilişsel belirtiler:
- “Kalp krizi geçiriyorum galiba”
- “Boğuluyorum galiba”
- “Kontrolü kaybediyorum”
- “Deliriyorum sanırım”
3- Duygusal belirtiler:
- Yoğun korku hissi,
- Çaresizlik hissi,
- Panik durumunda duyulan yoğun duygusal tepkiler
4- Davranışsal belirtiler:
- Daha önce anksiyete semptomları yaşadığı yerlerden (örneğin belirli bir semtten, yürüyen merdivene binmekten, denize girmekten vb.) veya benzeri durumlardan kaçınmak
- Seyahatten, alışveriş merkezlerinden, sinemaya gitmekten veya kuyruğa girmekten kaçınmak
- Zorlu aktivitelerden (örneğin fiziksel egzersizden) kaçınmak

Panik Atak ve Panik Bozukluk Arasındaki Fark Nedir?
Panik bozukluk ile panik atak, aynı şeyler değildir. “Panik Bozukluk”, gerçek bir bozukluktur. Panik atak ise bir semptomlar bütünüdür.
Panik bozukluğu olan kişiler, panik atak adı verilen ani korku nöbetleri geçirir. Ancak panik atak geçiren herkesin panik bozukluğuna sahip olduğunu söyleyemeyiz. Çok stresli veya aşırı yorgun olduğunuzda, hatta bazen aşırı egzersiz yaptığınızda da panik atak geçirebilirsiniz. Bu atak başka bir hastalığa bağlı da olabilir.
Sürekli olarak başka bir atak geçirme endişesi taşımaya başladıysanız veya bir atak sonucunda bayılma, kalp krizi geçirme, yardım alamama gibi bir şeyin başınıza geleceğinden korktuğunuz için hayatınızı kısıtlamaya başladıysanız; bu durum tedavi edilmesi gereken bir sorundur. Bu korku ve kaçınma davranışı, panik atakların beklenmedik ve öngörülemez olması nedeniyle ortaya çıkar.
Agorafobili Panik Bozukluk Nedir
Panik bozukluk, kişide “agorafobili” ya da “agorafobisiz” olarak iki şekilde bulunabilir. Agorafobi; kısaca “alan korkusudur”. Bu kişiler evini terk etmekten kaçınırlar; halka açık yerlerde bulunmaktan, alışveriş merkezleri, sinema gibi kalabalık yerlere ve dükkanlara girmekten; veya dar ve kapalı odalarda bulunmaktan; ya da tren, otobüs veya uçak gibi toplu taşıma araçlarıyla seyahat etmekten de korkarlar. Bu nedenle, ya bu yerlere gitmekten kaçınırlar ya da bu tür ortamlarda bulundukları süre içinde büyük korku yaşarlar. Panik bozukluğu olan kişilerde panik ataklar ve agorafobi, birbirine eşlik edebilir.
Agorafobili Panik Bozukluğu olan kişiler dışarıya yalnız çıkmaktan korkarlar. Panik atağı tetikleyeceklerine inandıkları, yardım alamayacakları veya kurtulmanın zor olabileceği durum, yer ya da olaylardan uzak durmaya çalışırlar.
Panik Bozukluk Tedavisi
Panik bozukluğun tedavisinde (gevşeme egzersizleri, meditasyon, nefes teknikleri ve stres yönetimi teknikleri gibi) birçok psikolojik yöntem, panik bozukluğunun kontrol altına alınmasında etkili olabilir. Ayrıca ilaçlar da tedavi seçenekleri arasındadır. Ancak en etkili tedavi yaklaşımı hem Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) hem de ilaç tedavisi almaktır. Panik bozukluk için hipnoz yöntemi de tamamlayıcı terapi olarak tedavi programına dahil edilebilir.
BDT, panik atakları tetikleyen düşünce ve davranışları değiştirmeyi hedefleyen bir terapi türüdür.
İlaçlar da panik bozukluğunun tedavisinde etkili olabilir. Antidepresanlar ve anksiyolitikler gibi ilaçlar, panik atakları ve anksiyete semptomlarını kontrol altına almaya yardımcı olabilmektedir. İlaç tedavisi genellikle kısa vadede semptomları hafifletmeye yardımcı olur. Bazı vakalarda uzun süreli bir strateji olarak da tedavi sürecinde yer alabilir. Terapi almak orta ve uzun vadede semptomların azalmasına ve problemle baş etme mekanizmalarını güçlendirmeye yardımcı olurken, problemin nüksetmesini de önleyerek yaşam kalitesinin artmasını sağlar. Bu nedenle ilaç tedavisine ilave olarak terapi almak, en çok tercih edilen tedavi yaklaşımıdır.
Panik bozukluğunun tedavisi, her konuda olduğu gibi, bir süreç gerektirir. Tedavi sürecinin niteliği, süresi, hızı ve sonuçlar, her birey için farklılık gösterebilir. Tedaviye uyum sağlamak için gayretli olmak, destekleyici bir çevrede bulunmak ve bir süre düzenli olarak psikolojik destek almak, bu sorunu aşmanıza çok yardımcı olur.
Panik Bozukluğunun Seyri ve Tedaviye Yanıt
Panik bozukluğu, kişiden kişiye değişen bir seyir gösterebilir. Tedavi sürecine düzenli ve aktif katılım, iyileşme üzerinde belirleyici bir rol oynar. Klinik gözlemler ve araştırmalar, tedaviye uyumu yüksek olan kişilerin önemli bir bölümünün sadece birkaç ay içinde belirgin bir rahatlama ve remisyon yaşadığını göstermektedir.
Panik belirtileri zaman zaman yeniden ortaya çıkabilir; ancak bu, tedavinin işe yaramadığı anlamına gelmez. Kişi stresle baş etme becerilerini geliştirdikçe ve panik tepkilerini erken fark etmeyi öğrendikçe, bu belirtiler genellikle çok daha kısa sürer ve çok daha kolay yönetilebilir hale gelir. Zamanla da yok olur.
Günümüzde uygulanan farmakolojik tedaviler, bilişsel davranışçı terapi ve hipnoterapi gibi yaklaşımlar, panik bozukluğunun kontrol altına alınmasında oldukça etkilidir. Uzun vadede kalıcı iyilik haline ulaşamayan küçük bir grup için ise tedavi, semptomları bastırmaktan ziyade yaşam kalitesini artırmaya ve kontrol duygusunu güçlendirmeye odaklanır.
Panik Bozukluğu ve Hastanın Eğitimi
Hastanın panik bozukluğunun belirtilerini tam ve doğru olarak anlaması önemlidir. Semptomları hakkında bilgi sahibi olmayan bir hasta, durumundan daha fazla korkabilir ve daha sık panik atak geçirebilir. Kaçınma davranışını daha geniş bir alana yayabilir. İlaç tedavisi ve bilişsel-davranışçı terapi gibi tedavi seçenekleriyle ilgili hastaya geniş bilgi vermek, hastanın kendi durumunu ve tedavi seçeneklerini anlamasına yardımcı olur. Böylece tedaviye uyumu artar.
Panik Bozukluk Tanı Kriterleri
Panik bozukluğu tanısı için herhangi bir özel laboratuvar, radyografik veya testler yaptırmak gerekmez. Panik bozukluk teşhisi, bir klinik psikolog ya da psikiyatrist tarafından DSM-5 tanı kriterlerine göre belirtilerinizin değerlendirilmesi ile konur. DSM-5, “Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı” anlamına gelir. İngilizcesi “Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders” olan DSM-5, dünya genelinde psikoloji ve psikiyatri alanında çalışan uzmanlar tarafından psikiyatrik hastalıkların tanısında yaygın bir şekilde kullanılan bir referans noktasıdır. DESM-5, ruhsal hastalıkların tanımlanması, sınıflandırılması ve tanı kriterlerinin belirlenmesi açısından evrensel temel bir kaynak olarak kabul edilir.
Kişide bir aylık bir süre içinde birden fazla panik atak görülmüşse; ve kişi panik atak geçirme korkusuyla bazı aktivitelerini yapmaktan, bazı yerlere gitmekten kaçınıyorsa, o zaman panik bozukluktan söz edilebilir. Klinik uygulamada alternatif bir tanı olasılığını ortadan kaldırmak için hastanın genel sağlık durumuyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapılması çok önemlidir. Panik bozukluk tanısı, semptomları daha iyi açıklayabilecek başka bir tıbbi veya psikiyatrik durum olmadığında konur.
Panik Bozukluğun DSM-5 Tanı Kriterleri
A. Yinelenen beklenmedik panik atakları.
Bir panik atağı, dakikalar içinde doruğa ulaşan ve o sırada aşağıdaki belirtilerden dördünün (ya da çoğunun) ortaya çıktığı, birden yoğun bir korku ya da yoğun bir içsel sıkıntının bastırdığı durumdur:
- Çarpıntı, kalbin küt küt atması ya da kalp hızının artması
- Terleme
- Titreme ya da sarsılma
- Soluğun daraldığı ya da boğuluyor gibi olma durumu
- Soluğun tıkanması durumu
- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma
- Bulantı ya da karın ağrısı
- Baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik ya da bayılacak gibi olma durumu
- Terleme, titreme, ürperme ya da ateş basması durumu
- Uyuşmalar
- Gerçek dışılık (kendinden kopma ya da yabancılaşma durumu)
- Denetimi yitirme ya da çıldırma korkusu
- Ölüm korkusu
B. Ataklardan en az birinden sonra, diğerlerinden biri ya da her ikisi de bir ay( ya da daha uzun bir süreyle) olur:
- Başka panik atakların olacağı ya da bunların olası sonuçlarıyla (örn. denetimi yitirme, kalp krizi geçirme, çıldırma) ile ilgili sürekli bir kaygı duyma, tasalanma.
- Ataklarla ilgili olarak, uyum bozukluğu ile giden davranış değişiklikleri (örn. spor yapmaktan ya da tanıdık, bildik olmayan durumlardan kaçınma gibi panik atağı geçirmekten kaçınmak için tasarlanmış davranışlar) gösterme.
C. Bu bozukluk, bir maddenin (örn. kötüye kullanılan bir madde, bir ilaç) ya da başka sağlık durumunun (örn. hipertiroit, kalp-akciğer hastalıkları) belirtilerine bağlanamaz.
D. Bu bozukluk başka bir bozuklukla açıklanamaz.
Sık Sorulan Sorular
Panik atak, belirli bir olaya ya da duruma yanıt olarak yaşanan tekil bir olay iken, panik bozukluk tekrarlayan panik ataklarla ve bu atakların sürekli endişesine bağlı olarak yaşam kalitesinin düşmesi durumudur.
Panik bozukluğun tedavisi genellikle psikoterapi (özellikle bilişsel davranışçı terapi), ilaç tedavisi, hipnoterapi veya her bu yöntemlerin bir kombinasyonuyla yapılır. Tedavi planı, kişinin ihtiyaçlarına ve kişisel özelliklerine göre oluşturulur.
Panik bozukluk, uygun tedavi uygulanmazsa genellikle kendiliğinden geçmez. Tedaviye yanıt veren bireylerin semptomlarında önemli düzeyde azalma olabilir. Tedaviye uyum gösteren bireyler tamamen iyileşme de yaşayabilirler. Tedavinin sonuçları kişiden kişiye göre farklılık gösterebilir. Ancak uygun tedavi alan herkes az ya da çok fayda görür.
Panik bozukluk, bireyin yaşadığı panik atakların sayısı, sıklığı, süresi ve ataklar sırasında hissettiği duygular ve davranışları dikkate alınarak bir psikiyatrist veya klinik psikolog tarafından değerlendirilerek teşhis edilir. Tanı, genellikle bireyin kendi öz-bildirimi ve DSM-5 gibi tanı kriterleri kılavuzlarına göre konulur.
Panik bozukluk belirtileri yaşayan kişiler, psikiyatrist hekim veya klinik psikolog gibi ruh sağlığı profesyonellerine başvurmalıdır.






