Anksiyete bozuklukları, kişinin günlük yaşamını etkileyebilen farklı kaygı bozukluğu türlerini kapsayan genel bir şemsiye terimdir. DSM-5’e göre anksiyete bozuklukları; belirtileri, ortaya çıkış nedenleri ve tetikleyicileri bakımından birbirinden ayrılan farklı alt türlerden oluşur. Her anksiyete türü kendine özgü semptomlar gösterebilir ve bu nedenle uygulanacak tedavi yaklaşımı da kişiye ve tanıya göre değişebilir.
Bazı anksiyete bozukluğu türleri yalnızca psikoterapi ile başarılı şekilde tedavi edilebilirken; bazı durumlarda ilaç tedavisi, bilişsel davranışçı terapi, maruz bırakma terapileri veya hipnoterapi gibi yöntemlerin birlikte uygulanması gerekebilir. Örneğin özgül fobiler çoğu zaman kısa süreli terapilerle kontrol altına alınabilirken, yaygın anksiyete bozukluğu gibi bazı türlerde daha yapılandırılmış ve uzun vadeli bir tedavi planı gerekebilir.
Bu makalede anksiyete bozukluğu türleri, bu türlerin belirtileri, nedenleri ve doğaları hakkında genel bilgiler bulabilirsiniz. Eğer anksiyete bozukluğu nedir, belirtileri nelerdir ve nasıl tedavi edilir? sorularına daha detaylı yanıt arıyorsanız, ilgili kapsamlı rehber yazımı da inceleyebilirsiniz.
İçindekiler

Anksiyete Bozukluğu Türleri Nelerdir?
DSM-5’e göre (Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı), 11 farklı kaygı bozukluğu alt türü vardır:
- Yaygın Kaygı Bozukluğu (Genelleştirilmiş Kaygı Bozukluğu)
- Panik Bozukluğu
- Sosyal Kaygı Bozukluğu (Sosyal Fobi)
- Özgül Fobiler (Spesifik Fobiler)
- Agorafobi
- Seçici Konuşmazlık (Selektif Mutizm)
- Ayrılma Kaygısı Bozukluğu
- Maddenin / İlacın Yol Açtığı Kaygı Bozukluğu
- Başka Bir Sağlık Durumuna Bağlı Kaygı Bozukluğu
- Tanımlanmış Diğer Bir Kaygı Bozukluğu
- Tanımlanmamış Kaygı Bozukluğu
OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) ve TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu), DSM-5’in son versiyonundan itibaren artık “anksiyete bozuklukları” kategorisinde yer almasa da kaygı bozukluklarının birçok özelliğini taşırlar. Anksiyete belirtileri bu bozukluklarda da yaygın olarak görülür. Aşağıda OKB’den ayrıca bahsedeceğiz. Şimdi anksiyete bozuklukları nelerdir, gelin her birini kısaca tanımlayalım.
Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB)

Yaygın anksiyete bozukluğu, kişinin günlük aktivitelerini engelleyecek düzeyde sürekli ve aşırı bir endişe duygusu yaşamasıdır. Bu endişeye gerginlik, huzursuzluk, kolay yorulma, konsantrasyon güçlüğü ve uyku problemleri gibi fiziksel belirtiler eşlik edebilir.
Endişelerin odaklandığı konular genellikle işle ilgili sorumluluklar, kendi sağlığı ya da aile fertlerinin sağlığı, ev işleri, günlük meseleler ve ilişkiler gibi olağan şeylerdir. Bu duruma “yaygın” anksiyete bozukluğu denmesinin sebebi, kişinin yalnızca belli durumlarda değil; hemen hemen her zaman kaygı yaşayabilmesidir.
Panik Bozukluk
Panik bozukluğunun temel belirtisi, tekrarlayan panik ataklardır. Panik bozukluğu olan kişiler, tekrar panik atak yaşamakla ilgili yoğun bir endişe duydukları için bazı durumlardan kaçınabilirler.
Panik ataklarda kalp çarpıntısı, terleme, nefes darlığı, boğulma hissi, baş dönmesi, baygınlık hissi, titreme, sıcak basması, mide bulantısı, kontrolü kaybetme duygusu ve ölüm korkusu gibi belirtiler görülebilir.
Semptomlar çok şiddetli olduğu için, panik atak geçiren kişiler kalp krizi veya başka ciddi bir hastalık geçirdiklerini düşünerek acil servise gidebilirler. Panik ataklar, depresyon veya TSSB gibi diğer zihinsel bozukluklarla da birlikte ortaya çıkabilir.
Spesifik (Özgül) Fobiler
Fobi, belirli bir nesne veya durumla ilgili aşırı, mantıksız ve orantısız bir korku halidir. Kişiler genellikle bu korkularının aşırı ve mantıksız olduğunu bilirler (örneğin kedi fobisi), ancak üstesinden gelemezler.
Bu korkular, kişilerin korktukları uyaranlardan veya durumlardan kaçınmalarına neden olur. Örneğin; uçak korkusu, topluluk önünde konuşma korkusu, köpek fobisi veya böcek korkusu.
Hipnoz tedavisi, özellikle özgül fobiler konusunda etkili bir doğal tedavi yöntemidir. Spesifik fobilerin tedavisi çoğu zaman birkaç seansta ilaçsız olarak yapılabilir.
Agorafobi
Agorafobi; kaçmanın zor, utanç verici veya yardım almanın zor olabileceği durumlardan korkma ve kaçınma halidir. Hissedilen korku, gerçek durumla orantısızdır.
Agorafobisi olan kişiler bu korkuyu şu durumlardan iki veya daha fazlasında yaşayabilir:
- Toplu taşıma araçlarında bulunmak
- Kapalı yerlerde bulunmak
- Tek başına evden dışarı çıkmak
- Açık alanlarda bulunmak
- Kalabalık içinde olmak veya kuyrukta beklemek
Kişi bu durumlardan aktif olarak kaçınır ya da bir refakatçiye ihtiyaç duyar. Tedavi edilmeyen agorafobi, kişinin evden çıkmasına engel olacak kadar ciddi hale gelebilir.
Sosyal Kaygı Bozukluğu (eski adıyla: Sosyal Fobi)
Sosyal kaygı bozukluğu olan kişiler; utandırılma, aşağılanma, reddedilme veya hor görülme gibi düşüncelerle yoğun kaygı yaşarlar.
Örneğin topluluk önünde konuşma, yeni insanlarla tanışma veya toplum içinde yemek yeme gibi durumlarda yoğun kaygı hissedebilirler. Bu durum günlük işlevselliği bozabilir.
Ayrılık Kaygısı Bozukluğu (Ayrılma Anksiyetesi)
Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu, kişinin bağlandığı kişilerden ayrılma konusunda aşırı korku ve kaygı yaşamasıdır.
Bu kişiler sürekli kaybetme korkusu yaşayabilir, kabuslar görebilir, yalnız uyuyamayabilir, taşınma veya evlenme gibi konularda zorlanabilirler.
İlişkilerde kıskançlık, öfke patlamaları, güvence arama davranışları ve kontrolcü tavırlar görülebilir.
Bu durumla başa çıkmak için profesyonel destek almak faydalıdır.
Seçici Konuşmazlık (Selektif Mutizm)
Seçici konuşmazlık, çocuğun bazı sosyal ortamlarda konuşmaması ile karakterize bir çocukluk çağı kaygı bozukluğudur. Genellikle 4–8 yaş arasında ortaya çıkar.
Çocuk evde rahat konuşabilirken okul gibi ortamlarda konuşmaz. Bu durum akademik sorunlara ve sosyal izolasyona yol açabilir.
OKB ve TSSB Anksiyete Bozuklukları mıdır?
DSM-5’in beşinci baskısında OKB ve TSSB artık resmi olarak anksiyete bozuklukları kategorisinde yer almasa da birçok ortak özellik taşırlar ve anksiyete belirtileri her iki durumda da yaygındır.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)
Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), obsesyonlar (takıntılar) ve kompulsiyonlarla (zorlantılar) karakterizedir.
Temizlik, simetri, kontrol etme, istifçilik, dini veya cinsel içerikli rahatsız edici düşünceler görülebilir.
İlaç ve terapi birlikte uygulandığında genellikle en etkili sonuç alınır.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)
Travma sonrası stres bozukluğu, travmatik bir olayın ardından ortaya çıkabilen bir ruhsal rahatsızlıktır.
Geçmişe dönüşler, kabuslar, aşırı uyanıklık, kaygı ve kaçınma davranışları sık görülür.
Anksiyete bozukluğu yaşayan kişiler, doktorlarının da onayıyla iyileşme sürecini hızlandırmak amacıyla Bilişsel Davranışçı Terapi, Hipnoterapi ve EMDR gibi terapi yöntemlerinden destek alabilirler.
Anksiyeteye Yol Açan Risk Faktörleri Nelerdir?
Anksiyete bozukluğu geliştirme olasılığını artıran bazı unsurlar şunlardır:
- Çocukluk döneminde cinsel veya fiziksel istismara uğramak.
- Öz güven eksikliği, alay edilme korkusu gibi bazı düşünce kalıpları.
- Asosyal olmak veya takıntılı kişilik özelliklerine sahip olmak gibi bazı kişilik örüntüleri.
- Travmatik olaylara maruz kalmak.
- Depresyon gibi diğer ruhsal bozuklukların varlığı.
- Madde bağımlılığı.
- Kişinin kendisinin veya yakın çevresindeki kişilerin sağlığıyla ilgili yoğun korku ve endişe yaşaması.
- Stresli bir yaşam tarzı.
- Sorunlu bağlanma stilleri.
- Çocuklukta çekingen olmak ve sosyal iletişimde zorlanmak.
Türlerine Göre Kaygı Bozukluğu Tedavi Yöntemleri
Öncelikle unutmamak gerekir ki stres ve kaygı bozukluğu yaşayan her bireyin durumu benzersizdir. Bu nedenle doğru tanı ve tedavi yaklaşımını belirlemek için bir uzmana danışmak önemlidir. Böylece sizin durumunuz için en uygun tedavi kombinasyonu belirlenebilir.
Bazı kaygı bozukluğu türleri için kullanılan terapi ve tedavi yöntemleri şunlardır:
- Genel Anksiyete Bozukluğu (GAB) Tedavi Seçenekleri: Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), hipnoterapi ve ilaç tedavisinin (örneğin antidepresanlar veya anksiyolitikler) yanı sıra; nefes egzersizleri, otohipnoz, meditasyon ve gevşeme teknikleri gibi uygulamalar da sürece katkı sağlayabilir.
- Panik Bozukluk Tedavi Seçenekleri: Ani ve tekrarlayan panik ataklarla belirginleşen bu bozuklukta BDT, gevşeme teknikleri, hipnoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisi sürecin parçası olabilir.
- Sosyal Anksiyete Bozukluğu Tedavi Seçenekleri: Bilişsel Davranışçı Terapi, sosyal beceri eğitimi, ilaç tedavisi ve sistematik maruz bırakma terapileri etkili yöntemlerdir. Hipnoz altında yapılan sistematik duyarsızlaştırma içeren hipnoterapi de güçlü bir tamamlayıcı terapi aracıdır.
- Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB) Tedavi Seçenekleri: İlaç tedavisine eşlik eden BDT, ERP (Exposure and Response Prevention / Maruz Bırakma ve Tepki Önleme) ve hipnoterapi gibi yöntemler kullanılabilir.
- Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Tedavi Seçenekleri: BDT, EMDR, ilaç tedavisi ve grup terapileri etkili seçenekler arasındadır. Travma konusunda uzman bir klinik psikolog veya psikiyatrist tarafından uygulanan hipnoterapi de tamamlayıcı terapi olarak faydalı olabilir.
Belirtilen bu yöntemler birbirine alternatif değil; birbirini tamamlayan yöntemler olarak görülmelidir. Anksiyete bozukluğu tedavi sürecinde ilaç tedavisinin yanı sıra bu yöntemlerin biri ya da birkaçı, eş zamanlı olarak bütüncül bir yaklaşım içinde uygulanabilir.
Kaygı bozukluklarında en başarılı sonuçlar, bütüncül yaklaşımlı terapi süreçleriyle alınır. Çünkü bu bozuklukların fizyolojik, nörokimyasal ve bazen genetik temelleri olduğu gibi psikolojik bileşenleri de vardır. Bu nedenle yalnızca semptomatik ilaç tedavisi yerine; tedavi sürecini Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Hipnoterapi ve EMDR gibi terapötik yöntemlerle desteklemek faydalıdır.
Literatürde, terapilerle desteklenen bütüncül yaklaşımlı tedavi süreçlerinin, tek bir yöntemle yürütülenlere göre daha etkili olduğunu destekleyen birçok bilimsel araştırma mevcuttur.
Unutmayın; en etkili sonuçlar çoğu zaman “ilaç + terapi” yaklaşımıyla alınır. Sadece ilaç veya sadece terapi alındığında kişiler süreci yarım bırakıp diğer yönteme yönelme eğiliminde olabilirler. Oysa bazı problemlerin biyolojik, nörokimyasal ve psikolojik bileşenleri birlikte ele alındığında çok daha güçlü sonuçlar alınabilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
- Genel Anksiyete Bozukluğu (GAB)
- Panik Bozukluk
- Sosyal Anksiyete Bozukluğu (SAB)
- Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB)
- Özgül Fobi (Spesifik Fobi)
- Agorafobi
- Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)
- Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu
- Seçici Mutizm
- Madde / ilaç kaynaklı anksiyete bozukluğu
- Başka bir tıbbi duruma bağlı anksiyete bozukluğu
- Diğer anksiyete bozuklukları
- Tanımlanmamış anksiyete bozukluğu
Genel anksiyete bozukluğu, sürekli ve aşırı kaygı ve endişeyle karakterizedir. Bu kaygı, günlük aktiviteleri olumsuz etkileyebilir. Belirtiler arasında sürekli bir endişe, huzursuzluk hali, uyku sorunları ve konsantrasyon zorluğu yer alır.
Anksiyete bozuklukları, türüne göre ve kişinin durumuna göre farklı yaklaşımlarla tedavi edilebilir. Ancak genellikle ilaç tedavisine eşlik eden bilişsel davranışçı terapi, hipnoterapi, psikoterapi, EMDR terapisi gibi bazı terapi ekollerinin bir kombinasyonu, en etkili sonuçları verir.
Süresi, kişiden kişiye değişebilir. Tedavi sürecinin başarı şansı, kişinin terapi sürecindeki iş birliği ve uyumuna bağlı olduğu gibi semptomların ciddiyetine, bozukluğun türüne, şiddetine ve kişinin tedaviye yanıtına bağlıdır. Bazıları için süreç daha kısa sürebilirken, bazı kişiler için daha uzun bir süreç gerekebilir.
Anksiyete bozukluklarını önlemek tamamen mümkün olmasa da, stres yönetimi, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve uyku düzeni gibi yaşam tarzı faktörleri, semptomların şiddetini azaltmaya yardımcı olabilir. Yoga, meditasyon, otohipnoz, gevşeme egzersizleri, EFT tekniği gibi kendi kendine yardım yöntemleri, stres yönetimi, gevşeme ve semptomları azaltma veya yönetme konusunda faydalı olabilir.






