Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Belirtileri ve Tedavisi

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), pek çok kişinin yaşamını etkileyen karmaşık ve zorlayıcı bir durumdur. Bu makalede, OKB belirtilerinin anlaşılması ve bu belirtilerin nasıl yönetilebileceği üzerine odaklanacağız. Daha sonra, OKB tedavisinde uygulanan çeşitli yöntemleri ve bu yöntemlerin etkinliğini ele alacağız. OKB’nin tedavisinde kullanılan ilaç tedavisi ve Bilişsel-Davranışçı Terapi gibi yaklaşımların yanı sıra, hipnoz yöntemi gibi tamamlayıcı tedavi yöntemleri hakkında da bilgiler sunacağız. Bu makale OKB ile mücadele edenler için rehber niteliğinde olup, bu bozukluğu daha iyi anlamalarına ve etkili tedavi yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmalarına yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

İçindekiler

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir? (OKB Nedir)

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), ‘obsesyon’ olarak adlandırılan takıntılı düşünce ve dürtüler (takıntılar) ile ‘kompulsiyon’ olarak bilinen yineleyici davranış ve eylemlerin (zorlantılar) bir arada bulunduğu iki ana bileşenden oluşan bir ruh sağlığı sorunudur.

Takıntı Zorlantı Bozukluğu olarak da adlandırılan OKB, tekrar eden obsesyonlar (istemsiz, rahatsız edici düşünceler) ve kompulsiyonlar (ritüeller veya zorunlu davranışlar) ile karakterizedir.

Obsesyonlar, istenmeyen düşünceler, duygular, görüntüler, dürtüler, endişeler veya şüpheler olarak tanımlanabilir. Bunlar, sürekli olarak aklınıza gelir ve zihninize saplanmış gibi hissedersiniz. Ne anlam taşıdıklarını veya neden devamlı zihninizde kaldıklarını merak edebilir ve bu durumdan yoğun bir rahatsızlık duyabilirsiniz.

Kompulsiyonlar, obsesyonlar tarafından yaratılan sıkıntı veya belirsizliği hafifletmek amacıyla gerçekleştirilen tekrarlayan eylemlerdir. Bunlar, bir kapının kilitli olup olmadığını defalarca kontrol etmek ya da sürekli ellerini yıkamak gibi fiziksel eylemler olabileceği gibi, belirli bir kelimeyi zihinsel olarak sürekli tekrarlamak gibi içsel eylemler de olabilir. Kompulsiyonlar, insanlardan güvence talep etmek gibi başkalarını sürece dahil etme çabasını da içerebilir.

Her ne kadar herkes zaman zaman takıntılı düşünceler veya kompulsif davranışlar sergileyebilse de, Obsesif Kompülsif Bozukluğu (OKB) olan kişilerdeki ‘tekrarlayan düşünceler’ ve ‘rahatlama sağlamak için yapılan eylemler’, aşırı sıkıntıya yol açarak günlük hayatı sürdürme konusunda ciddi zorluklara sebebiyet verebilir.

DSM-4’te anksiyete bozuklukları kategorisinde olan Obsesif Kompülsif Bozukluk, DSM-5’te kaygı bozukluğu kategorisinden çıkarılarak kendi başına bir başlık olarak yer aldı.

OKB Döngüsü

Kompulsiyonlar, başlangıçta kişiye bir rahatlama hissi sağlayabilir. Ancak kompulsiyonlar ne kadar sık tekrarlanırsa, o eylemi tekrar yapma dürtüsü de o kadar güçlenir. Bu durum, işlevselliği bozan bir düşünce, duygu ve davranış döngüsüne yol açabilir. Her kompulsiyon, obsesyonu güçlendirir. Bu da daha fazla kompulsiyon ihtiyacı duyulmasına sebep olur. Böylece Obsesif Kompulsif Bozukluğun kendi kendini besleyen döngüsü oluşur.

Aşağıdaki şema, obsesif kompulsif bozukluk belirtileri döngüsünün nasıl hissedilebileceğini özetliyor. Ancak, her bireyin OKB deneyimi benzersizdir. Dolayısıyla bu şema herkes için tanımlayıcı olmayabilir. OKB belirtileri şemasının bazı kısımları sizin deneyiminizle benzerlik göstermiyorsa aslında bu durum aslında OKB’nin çok kişisel bir deneyim olduğunun göstergesidir.

OKB Nedir? Obsesif Kompulsif Bozukluk belirtileri nelerdir ve tedavisi nasıl olur.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Döngüsü

Takıntılar ve Müdahaleci Düşünceler

Takıntılar, genellikle zorlayıcı veya hoş karşılanmayan bir düşünce ya da duygu ile ortaya çıkar. Bu tür düşüncelere bazen ‘müdahaleci düşünceler’ denir. Bu tür düşünceler herkesin yaşadığı normal psikolojik olaylardır. Eğer bu düşünceleri kabullenir ve üzerinde durmadan kendi haline bırakırsak, genellikle zamanla kaybolurlar.

OKB’de Takıntıların Rolü

Obsesif Kompulsif Bozukluğu (OKB) olan kişiler, bu tür düşünceleri aşırı derecede sorgulamaya veya onların anlamı üzerine endişelenmeye başlayabilirler. Bu durum, bu düşüncelere daha fazla zaman ve dikkat ayırmamıza neden olur. Düşüncelere ne kadar çok zaman harcarsak, onların gerçekten bir anlamı olduğuna dair bir izlenim oluşabilir. Bu durum, bizi giderek daha fazla sıkıntıya, kaygıya veya belirsizliğe sürükleyebilir. Bu süreç, OKB’nin karakteristik özelliklerinden biridir ve kişinin bu düşüncelere takılıp kalmasına neden olabilir. Bu döngü, kişinin günlük yaşamını ve ruh sağlığını olumsuz etkileyebilecek bir boyuta ulaşabilir.

Kompulsiyonların İşlevleri

Kompulsiyonlar, sıkıntı veya şüphe ile baş edemeyeceğimizi hissettiğimizde ortaya çıkabilir. Bu, düşüncelerden kurtulmak veya belirli bir konuda kendimizi daha iyi veya daha emin hissetmek için güçlü bir dürtü oluşturur. Bu dürtüye yanıt olarak, rahatlama veya güvence sağlamak amacıyla belirli eylemler yapabilir, sözler söyleyebilir veya düşünceler geliştirebiliriz.

İlk etapta, bu eylemler veya düşünceler geçici bir rahatlama sağlayabilir ve bu, yapılan şeyin faydalı olduğu hissini uyandırabilir. Ancak, bu rahatlama genellikle kalıcı olmaz. Aynı düşünce ya da duygu tekrar aklımıza geldiğinde, yine sıkıntı hissine kapılırız. Düşüncenin neden tekrar ortaya çıktığını anlamakta zorlandığımız için, kendimizi daha da kötü hissedebiliriz. Bu durum, daha önce rahatlama sağlayan eylemi tekrar yapmamıza neden olur ve bu sefer de işe yaradığını görürüz. Ancak bu kez, düşünce belki daha hızlı bir şekilde geri döner.

Zamanla, takıntılarımız hakkında daha fazla endişelenmeye ve kompulsiyonlarımızı gerçekleştirmek için daha fazla zaman harcamaya başlarız. Bu süreç, kendimizi bir döngünün içinde sıkışmış hissetmemize yol açar. Bu döngü, OKB’nin temel özelliklerinden biridir ve kişinin günlük yaşamını ve ruh sağlığını ciddi şekilde etkileyebilir.

Obsesif kompulsif bozukluk belirtileri içeren döngüden çıkmanın yolları arasında Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), ilaç tedavisi, hipnoz tedavisi ve benzeri diğer destekleyici terapiler bulunabilir. Ancak her birey için tedavi yaklaşımı farklılık gösterebilir. En iyi sonuçlar, ilaç ve terapilerin beraber kullanılmasıyla alınır. Obsesif Kompülsif Bozukluk ile ilgili tedavi yöntemleri hakkında daha geniş bilgi vermeden önce OKB ile yaşamanın nasıl bir şey olduğundan bahsedelim.

OKB ile yaşamak nasıl bir şey?

Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Zorlantı Bozukluğu) ile yaşamak, genellikle kişinin günlük yaşamını, ilişkilerini ve duygusal durumunu derinden etkileyen zorlayıcı bir deneyim olabilir. OKB, kişinin yaşam kalitesi üzerinde büyük etkiler yaratabilir ve aşağıdaki gibi çeşitli zorlukları beraberinde getirebilir:

  1. Günlük Yaşamdaki Zorluklar: OKB’den kaynaklanan tekrarlayan kompulsiyonlar çok fazla zaman alabilir ve kişinin günlük rutinlerini aksatabilir. OKB tetikleyicilerinden kaçınma eğilimi, işe gidememe, sosyal etkinliklerden uzak durma veya hatta dışarı çıkmama gibi durumlara yol açabilir. Ayrıca, takıntılı düşünceler kişinin konsantrasyonunu bozabilir ve yorgunluk hissine neden olabilir.
  2. İlişkiler Üzerindeki Etkileri: OKB, kişinin ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Kişi, bozukluğunu gizleme ihtiyacı hissedebilir veya ilişkilerinde sürekli şüphe ve kaygı yaşayabilir. Bu, ilişkilerde çatışma ve anlaşmazlıklarla başa çıkmayı zorlaştırabilir.
  3. Utanç ve Yalnızlık Hissi: OKB’den kaynaklanan takıntılı düşünceler nedeniyle kişiler kendilerini utanç içinde veya kötü bir insan olarak görebilir. Bu durum, sosyal izolasyona ve yalnızlık hissine yol açabilir, çünkü kişi bu düşüncelerini başkalarından saklamak isteyebilir.
  4. Benlik Saygısı Üzerindeki Etkileri: OKB, kişinin kendine olan güvenini ve benlik saygısını olumsuz etkileyebilir. Kişi, düşünceleri veya davranışları yüzünden kendini suçlu hissedebilir ve bu durum, kişinin kendini değerli hissetmesini engelleyebilir.
  5. Sürekli Endişe ve Stres: OKB ile mücadele eden kişiler genellikle sürekli bir endişe ve stres hali içinde olabilirler. Kompulsiyonları yerine getirme ihtiyacı ve bunların üzerindeki kontrol eksikliği, yoğun bir kaygı ve stres kaynağı olabilir.
 

OKB ile yaşamak, her birey için farklı bir deneyim olabilir ve kişinin bu durumla başa çıkma şekli, kişisel özelliklerine, destek sistemlerine ve tedaviye erişimine bağlı olarak değişebilir. Etkili tedavi yöntemleri, terapi ve bazen ilaç tedavisi, OKB ile yaşayan kişilerin semptomlarını yönetmelerine ve daha iyi bir yaşam kalitesine ulaşmalarına yardımcı olabilir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk Belirtileri Nelerdir?

  1. Obsesyonlar (Takıntılar): Sürekli ve istenmeyen düşünceler, imgeler, veya dürtüler. Bunlar genellikle kaygı veya sıkıntı yaratır.
  2. Kompulsiyonlar (Zorlantılar): Kişinin obsesyonlardan kaynaklanan sıkıntıyı veya kaygıyı hafifletmek için tekrar tekrar yaptığı davranışlar veya zihinsel eylemler. Örneğin, defalarca el yıkama, sayma, kontrol etme, düzenleme.
  3. Zaman ve Enerji Tüketimi: Obsesyonlar ve kompulsiyonlar kişinin önemli bir zamanını ve enerjisini tüketir, günlük işlevselliği bozar.
  4. Kaçınma Davranışları: OKB’si olan kişiler, sıkıntı yaratan obsesyonları tetikleyebilecek durumlardan kaçınabilir.
  5. Yoğun Kaygı veya Stres: Obsesyonlar ve kompulsiyonlar genellikle yoğun kaygı veya stres ile beraber ilerler. 
 

Müdahaleci Düşünceler

Müdahaleci düşünceler; istenmeyen, genellikle rahatsız edici düşünceler, imgeler veya dürtülerdir. Bunlar ansızın ortaya çıkabilir ve genellikle kişiyi şaşırtır veya rahatsız eder. OKB belirtileri, çeşitli şekillerde deneyimlenebilir.

Deneyimlenme Biçimleri:

  • Duygular veya hisler,
  • Hafızadan gelen imgeler,
  • Ani dürtüler,
  • Zihinsel imgeler veya senaryolar.
 

Bazı durumlar bu düşünceleri tetikleyebilir, ancak bazen sebepsiz olarak da ortaya çıkabilirler. Müdahaleci düşünceler oldukça yaygındır ve herkes zaman zaman bunları deneyimler. Bu düşünceler çeşitli ve bazen rastgele olabilir. Bazen bu düşünceler korkutucu, utanç verici veya saldırgan olabilir ve kişinin değerleri veya inançlarına ters düşebilir.

Bu düşünceler üzerinde doğrudan kontrolümüz yoktur ve onların aklımıza gelmesi, onlarla aynı fikirde olduğumuz veya onların doğru olduğu anlamına gelmez. OKB’si olan kişiler için, bu müdahaleci düşünceler takıntı haline gelebilir ve bu düşüncelerden kurtulmak için yapılan eylemler kompulsiyonlara dönüşebilir. Bu obsesif kompulsif bozukluk belirtileri ve düşünceler, OKB ile mücadele eden kişilerin yaşadığı zorlukların ve deneyimlerin bir parçasıdır.

Yaygın olarak görülen obsesyon belirtileri

  1. Kir veya mikrop bulaşma endişesi
  2. Diğer insanlara zarar verme korkusu
  3. Hatalar yapma konusunda yoğun endişeler
  4. Sosyal olarak kabul edilmeyecek davranışlardan ya da utanç verici durumlardan korkma
  5. Şeytani veya günah içeren düşüncelere sahip olma korkusu
  6. Düzen, simetriye ve mükemmelliğe aşırı önem verme
  7. Sürekli şüphe ve güvence arayışı
 

Yaygın olarak görülen kompülsiyon belirtileri

  1. Defalarca yıkanma, duş alma veya el yıkama
  2. El sıkışmaktan veya kapı kollarına dokunmaktan kaçınma
  3. Kilitlerin, fırın gibi ev aletlerinin defalarca kontrol edilmesi
  4. Rutin işler yaparken içinden ya da yüksek sesle sayı sayma alışkanlığı
  5. Nesneleri belirli bir düzende tutma ihtiyacı
  6. Bazı şeyleri hep aynı bir sırayla yapma alışkanlığı
  7. Zihninde sürekli rahatsız edici kelimeler, görüntüler veya düşüncelerle meşgul olma
  8. Belli kelimeleri, ifadeleri ya da duaları sürekli tekrar etme
  9. İşleri belli bir sayıda tekrarlama ihtiyacı
  10. Gereksiz eşyaları biriktirme veya toplama eğilimi

Obsesyonlar nelerdir?

Takıntılar, müdahaleci düşüncelerimizi yönetmenin oldukça zor olduğu zamanlardır. OKB belirtileri içeren bu tür anlar bizi büyük sıkıntıya sokabilir, günlük yaşamımızı olumsuz yönde etkileyebilir. Endişelerimiz ve şüphelerimiz bizi oldukça zorlayabilir, ne anlama geldikleri veya neden zihnimizden atamadığımız hakkında kaygılanabiliriz. Böyle düşüncelere sahip olmak, bunları başkalarıyla paylaşamayacağınızı veya bunların gizli bir sorun olduğunu hissetmenize neden olabilir. Bu tür durumlarda kendinizi sıkıntılı hissedebilirsiniz.

Unutmayın: Takıntılar kişiliğin bir yansıması değildir. Obsesif Obsesif Kompulsif Bozukluğu (OKB) olan kişilerin, düşüncelerine göre hareket etme olasılıkları çok düşüktür. Bu kişilerin düşünceleri, gerçek inanç veya arzuları olmayabilir. Örneğin, kişi sürekli olarak sevdiklerine zarar verme düşüncelerine sahip olabilir, ancak bu düşünceler kişinin gerçekte yapmak istediği şeyler değildir. Bu tür düşüncelere sahip kişiler çoğu durumlarda bu düşünceleri gerçekleştirmekten çok korkarlar. OKB’li kişiler genellikle bu tür düşüncelerden rahatsız olur ve onları reddederler. Dolayısıyla bu düşüncelerin varlığı, kişinin karakteri veya ahlaki değerleri hakkında kesin bir yargı oluşturmaz.

Kompulsiyonlar nelerdir?

Kompulsiyonlar, obsesyonların neden olduğu sıkıntıyı veya belirsizliği azaltmak için yapmak zorunda olduğunuzu hissettiğiniz tekrarlayan davranışlardır. Sıkıntınız veya şüpheniz geçene ve her şey normale dönene kadar kompulsiyonu yapmaya devam etmeniz gerektiğini hissedebilirsiniz. Bir kompulsiyonu gerçekleştirmenin mantıklı olmadığını bilmenize rağmen, buna direnemeyeceğinizi hissedebilirsiniz.

Kompulsiyonlar başlangıçta rahatlama sağlayabilir ancak bir kompulsiyon ne kadar sık tekrarlanırsa, o kompulsiyonu tekrar yapma dürtüsü de o kadar güçlenebilir. Bu durum, uzun vadede takıntıları ve sıkıntıları artırabilir ve yararsız bir düşünce ve davranış döngüsüne neden olabilir. Kompulsiyonlar, çok zaman alıcı, yorucu ve bunaltıcı olabilirken, günlük yaşamınızı işlevsel bir şekilde sürdürmenizi engelleyebilir.

Kompulsiyon türleri ve örnekleri

Bazen yapabileceğiniz, söyleyebileceğiniz veya düşünebileceğiniz her şey, zorlantı haline dönüşebilir. Bazen bu zorlantılar, endişelendiğiniz konuyla doğrudan ilişkili olabilir; bazen ise konuyla ilişkisi daha az açık olabilir. Kompulsiyonlarınızın türleri zamanla değişebilir.

Bazı kompulsiyon örnekleri aşağıda sıralanmıştır. Bu örneklerden bazılarını gerçekleştiriyor olmanız, mutlaka OKB’niz olduğu anlamına gelmez. Ya da OKB’ye sahip olabilirsiniz ama kompulsiyonlarınız burada listelenenlerden farklı olabilir.

Ritüeller

  • Ellerinizi, vücudunuzu veya çevrenizdeki eşyaları sık sık yıkamak
  • Eşyalara belirli bir sırayla veya belirli bir zamanda dokunmak
  • Nesneleri belirli bir şekilde düzenlemek
  • Bir şeyleri tekrar tekrar söylemek

Kontrol etme

Tekrar tekrar kontrol etme eğiliminiz olabilir:

  • Kilitli olduklarından emin olmak için kapı ve pencereleri,
  • Kirlenip kirlenmediğinden emin olmak için kıyafetlerinizi veya vücudunuzu,
  • Davetsiz bir düşüncenin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğinden emin olmak için hafızanızı,
  • Bir yere giderken kaza yapmayacağınızdan emin olmak için gideceğiniz rotayı ve trafiği,
  • Rahatsız edici veya utanç verici bir şey gönderip göndermediğinizi kontrol etmek için cep telefonunuzu veya bilgisayarınızı,
  • Kapatıp kapatmadığınızdan emin olmak için ocağınızı veya ütünüzü kontrol edebilirsiniz.

Düşünceleri düzeltme çabası

  • Bir kelimeyi, ismi veya cümleyi zihinsel olarak veya yüksek sesle tekrar etmek,
  • Belirli bir sayıya kadar saymak,
  • Müdahaleci bir düşünce veya imajı farklı bir imajla değiştirmeye çalışmak,
  • Olumsuz bir duyguyu olumlu bir duyguyla değiştirmeye çalışmak,
  • Bir şeyi, ‘doğru’ olduğunu hissedene kadar defalarca yapmak.

Güvence Arayışı

  • Sürekli olarak başkalarından size her şeyin yolunda olduğunu söylemelerini istemek,
  • Başkalarının tepkilerini test etmek için bir şeyler söylemek veya yapmak,
  • İnsanlardan defalarca özür dilemek,
  • Müdahaleci düşüncelerinizi insanlara itiraf etmek ve ne anlama geldiklerini sormak,
  • Kendinize sürekli olarak müdahaleci düşüncelerinizin doğru olmadığını söylemek.

Ruminasyon

  • Aynı şeyi tekrar tekrar düşünmek,
  • Müdahaleci düşüncelerinizi, ne anlama geldiklerini düşünerek çözmeye veya düzeltmeye çalışmak,
  • Takıntılarınız hakkında internette araştırma yapmak.

Kaçınma

  • Endişelendiren durumlar veya kişilerden kaçınma eğilimi göstermek. Örneğin, birisine zarar verme düşüncesi nedeniyle araba kullanmayı bırakmak,
  • Potansiyel olarak zararlı olabilecek nesnelere erişimi engellemek. Örneğin, evinizden birine zarar verebilecek herhangi bir nesneyi kaldırmak,
  • Kaygı veya rahatsızlık hissinden kaçınmak amacıyla işleri sürekli erteleme eğiliminde olmak.

OKB’nin farklı türleri var mı?

OKB bazen türlerine göre sınıflandırılabilir. Bazı psikiyatrist veya klinik psikologlar, farklı OKB türlerinden bahsedebilir, ancak bu farklı OKB türleri, aslında farklı tanılar değildir. OKB, her türlü konuya bağlanabilir. Örneğin, kir veya mikroplarla ilgili takıntı ve kompülsiyonlar için “temizlik takıntısı” terimi kullanıldığını duymuş olabilirsiniz. Bazı insanlar, OKB’lerini bu şekilde etiketlemenin faydalı olduğunu düşünür. Çünkü bu, OKB’yi anlamayı veya benzer deneyimlere sahip başkalarını bulmayı kolaylaştırabilir. Bazı takıntı ve kompulsiyonlar ortak bir tipe uymayabilir. OKB’yi belirli bir tür olarak etiketlemek, bu türe uymayan yeni takıntı veya kompulsiyonları fark etmeyi zorlaştırabilir.

Bazı insanlar takıntı ve kompulsiyonlarını tanımlamak için “temalar” kelimesini kullanmayı tercih eder. Bir kişinin bir veya birçok farklı teması olabilir. Bu temalar zamanla değişebilir veya gelip gidebilir, bazıları diğerlerinden daha fazla rahatsız edici olabilir. Düşünebildiğiniz her şey bir takıntı veya OKB temasına dönüşebilir. Bazı temalar diğerlerinden daha yaygın olabilir. Ancak siz daha az yaygın bir temaya sahipseniz bu, OKB’nizin gerçek olmadığı veya desteği daha az hak ettiğiniz anlamına gelmez.

OKB türlerinin veya temalarının bazı örnekleri şunlardır:

Birine zarar verme veya şiddet uygulama endişesi

  • Yeterli dikkat göstermediğiniz için zaten birisine zarar vermiş olabileceğiniz konusunda endişe duymak. Örneğin, araba kullanırken birisine çarpmış olabileceğinizi düşünmek, bu nedenle az önce geçtiği rotayı takip ederek çarpılmış bir yaya olup olmadığını kontrol etmek, 
  • Kontrolünüzü kaybederek birine zarar vereceğiniz konusunda endişelenmek; Mesela, birini tren raylarına itme ya da onları bıçaklama korkusu,
  • Şiddet içeren veya taciz edici eylemler yapmış olabileceğinize dair şiddetli, rahatsız edici düşünceler veya görüntüler.
 

Bu tür düşünceler, tehlikeli bir insan olduğunuz yönünde endişelerinizi artırabilir.

İlişkisel veya cinsel endişeler

  • İlişkilerinizle ilgili endişelenmek. Örneğin, bir ilişkinin doğruluğundan veya yanlışlığından şüphe duymak. Ayrıca, insanların sizden hoşlanmadıkları veya sizi terk edecekleri konusunda endişe duymak. Bu, partnerleriniz, arkadaşlarınız, aile üyeleriniz veya tanımadığınız kişiler dahil olmak üzere hayatınızdaki herkesle ilgili olabilir.
  • Cinsel müdahaleci düşünceler veya görüntüler. Bunlar çocuklara, aile üyelerine veya cinsel olarak saldırgan davranışlara yönelik olabilir. Kendinizi bir pedofil veya tecavüzcü olabileceğinden endişe duyarken bulabilirsiniz. Ya da bir aile üyesine karşı cinsel bir ilgi duyduğunuzu düşünebilirsiniz.
  • Davetsiz cinsel düşünceler, cinsel organlarınızı sürekli izlemenize ve kontrol etmenize sebep olabilir. Bu içe yönelik dikkatli gözlem, cinsel organa kan akışını ve dolayısıyla fiziksel uyarılmayı artırarak, sanki davetsiz düşüncelerin etkisiyle uyarıldığınız hissine yol açabilir.

Kontaminasyon kaygıları

  • Kir, mikrop veya dışkı yoluyla kirlenme endişesi. Kendinizi kirlenmiş hissetmek ve bu kirliliği sizin ya da başkaları tarafından yayıldığına dair endişe duymak. Ayrıca bir hastalığa sahip olabileceğiniz veya yakalanabileceğiniz konusunda kaygılanabilirsiniz.
  • Kirlik, rahatsızlık veya eksiklik hissi yaşayabilirsiniz. Bu duygular, belirli bir kişi, yer veya nesne tarafından tetiklenebilir. Ayrıca, kendi düşünceleriniz, imgeler veya anılarınız tarafından da tetiklenebilirler.

Kimlikle ilgili kaygılar

  • Kimlikle ilgili endişeler veya şüpheler hissedebilirsiniz. Örneğin, cinsellik veya cinsel kimlik hakkında takıntılı düşünceler veya kompulsiyonlar yaşamak. Veya inançlarınız veya değerlerinizle ilgili sürekli şüpheler duymak gibi…
  • Kötü bir insan olup olmadığınıza dair endişeler duyabilirsiniz. Sürekli olarak kötü bir şey düşünüp düşünmediğinizi kontrol etmek, rahatsız edici bir şey söyleme korkusu taşımak veya geçmişteki pişmanlık duyulan olayları sürekli düşünmek gibi…
  • Vücudunuzla ilgili takıntılarınız olabilir. Görünüşünüz veya hissiyatınız hakkında sürekli endişelenebilir, göz kırpma veya yutkunma gibi fiziksel duyumlara aşırı derecede dikkat etme ihtiyacı duyabilirsiniz.

Gelecekle ilgili belirsizlik

  • Sürekli olarak gelecekle ilgili endişe içinde olabilirsiniz. Örneğin, sizin veya sevdiğiniz birinin hastalanması veya incinmesiyle ilgili rahatsız edici düşüncelere kapılmak veya dünyada kötü bir şeyler olacak hissiyatıyla aşırı meşgul olmak.
  • Her şey mükemmellik içinde olmazsa kötü bir şey olacağından korkmak. Örneğin her şey temiz, düzenli veya simetrik değilse kötü bir şey olacağına dair aşırı bir kaygı veya sıkıntı yaşamak.

Meta OKB Nedir? (OKB hastası mıyım?)

OKB’niz olup olmadığından emin olmak istemeniz, anlaşılabilir bir durumdur. Özellikle de bu istek size ihtiyaç duyduğunuz desteği ve anlayışı sağlamada, daha az çaresiz hissetmenizde veya müdahaleci düşünceleriniz konusunda hissettiğiniz utanç duygusunu azaltmada yardımcı oluyorsa… Ancak OKB’li kişilerin kesinliğe olan bu ihtiyacı, semptomları kötüleştirebilir. 

OKB’ye sahip olup olmadığımız konusunda endişelenmek de aslında çok yaygındır. Bu durum, ‘Meta OKB’ olarak da adlandırılıyor. Meta OKB kavramı bir tanı terimi değildir. Yani Zihinsel Bozuklukların Teşhis ve İstatistik El Kitabı’nın 5. baskısında (DSM-5) resmi olarak tanınan bir OKB tanısı değildir. DSM-5’in dışında tutulmasına rağmen, bazı uzmanlar Meta OKB’nin, Obsesif Kompülsif Bozukluğun bir tezahürü olduğunu öne sürüyor. Meta OKB tanısal bir terim olarak kabul edilmese de, OKB’si olan kişilerin içine düştüğü sarmal düşüncenin bir kısmını çok güzel açıklıyor.

“Meta OKB” terimi, genellikle kişinin kendi OKB’sinin farkında olması ve bu durumu sürekli analiz etmesi, OKB semptomları hakkında aşırı düşünmesi ya da OKB’sinin farkındalığından kaynaklanan ekstra kaygı ve stres yaşaması gibi durumları tanımlamak için kullanılıyor. Meta OKB, kişinin aynı zamanda ‘ya gerçekten OKB’m yoksa?’ gibi düşüncelerle, OKB’sini takıntı haline getirmesi durumunda devreye giriyor.

Örneğin, bir kişi el yıkama kompulsyonuyla başa çıkmaya çalışırken, sürekli olarak bu kompulsiyonun nedenlerini, onun hayatındaki etkilerini ve bunu nasıl kontrol altına alabileceğini düşünebilir. Bazen meta OKB, “Sence bende OKB var mı?” gibi sorularla güvence arayışı olarak ortaya çıkabilir. Veya “her insan mikrop kapmaktan korkar, dolayısıyla bende OKB yok, değil mi?” gibi sorularla sürekli bir analiz ve endişe hali görülür. Bu tür durumlar, kişinin takıntılı bir şekilde OKB ile ilgili düşüncelerine odaklanıyor olduğu anlamına gelir. Kişi gerçekten OKB’si olup olmadığını, veya tekrarlayan bir düşünce içeriğinin OKB’ye işaret edip etmediğini takıntılı bir şekilde merak eder.

Obsesif Kompulsif Bozukluk belirtileri nelerdir, OKB nedir, tedavisi var mı?OKB’nizin gerçekliği veya ciddiyeti hakkında rahatsız edici endişeleriniz veya şüpheleriniz olabilir. İnsanlara yalan söylediğiniz veya destek arayarak onların zamanını boşa harcadığınız konusunda endişe duyabilirsiniz. Ayrıca, müdahaleci düşüncelerinizin gerçekliğini gizlemek için OKB’yi bir kalkan olarak kullanıyor olabileceğinizden de korkabilirsiniz. Bu tür endişelerle başa çıkmak için de kompulsiyonlara başvuruyor olabilirsiniz. Bu kompulsiyonlar, OKB’nizin olup olmadığı hakkında yoğun şekilde düşünmeyi, başkalarından onay aramayı, OKB belirtileri ile ilgili internette araştırma yapmayı veya tedaviyi yarıda bırakarak belirtilerinizin daha da kötüleşip kötüleşmediğini test etmeyi içerebilir. Bu yaklaşımınız, iyileşme sürecinizi önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. 

Meta OKB ile başa çıkmak için, bireyin kendi düşünce süreçlerini fark etmesi ve bu düşüncelerin üzerinde durmak yerine, şimdiki ana odaklanmayı öğrenmesi gerekebilir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) veya Hipnoterapi gibi psikoterapi yöntemleri bu konuda oldukça faydalı olabilir. 

Eğer Obsesif Kompülsif Bozukluk ile mücadele ediyorsanız, gelecekle ilgili hiçbir şeyden tamamen emin olamayacağımızı hatırlamak önemlidir. (OKB’niz olup olmadığından emin olmak da dahil). Kompulsiyonlara direnme çabasında olmak, faydalı bir davranışsal egzersizdir. Unutmayın; kompulsiyona her başvurduğunuzda, obsesyonunuzu güçlendiriyorsunuz. Tıpkı bir çiçeği sular gibi. Bataklığı kurutmak için, bataklığı suyla beslemeyi durdurmak gerekir. Bu konuda terapi desteği almak, OKB’nin üstesinden gelme konusunda size çok yardımcı olacaktır.

OKB Tedavisi Nasıl Olur?

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) kendiliğinden iyileşmeyen, takıntılı ve zorlayıcı düşünce ve davranışlarla karakterize bir durumdur. Bu rahatsızlığın yönetiminde en etkili yöntemlerden biri, ilaç tedavisi ve bilişsel-davranışçı terapi (BDT) kombinasyonudur. Bu ikili tedavi, hastalar için daha kapsamlı ve başarılı sonuçlar sunar. Ayrıca, hipnoterapi gibi tamamlayıcı bilinç dışı temelli tedavi yöntemleri de OKB müdahalesine dahil edilebilir.

Çoğu OKB hastası, yaşadıkları durumu ciddi bir sağlık sorunu olarak algılamadıklarından yardım arayışına girmiyor. Bazı hastalar ise rahatsızlıklarından utanç duydukları veya tedavi sürecinden korktukları için destek aramaktan kaçınıyor. Oysa bütüncül yaklaşımla sürdürülen Obsesif Kompulsif Bozukluk tedavisi, bu problemi aşma konusunda çok başarılı sonuçlar vermektedir.

OKB’de İlaç Tedavisi ve Etkinliği

Araştırmalar, serotonin adı verilen nörotransmiterin seviyesinin düşmesi ile Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) arasında bir bağlantı saptamıştır. Serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI’lar) olarak bilinen antidepresanlar, OKB tedavisinde sıklıkla tercih edilen ilaçlardır. Bu ilaçlar, beyinde serotonin seviyesini artırarak obsesyon ve kompulsiyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur. OKB’nin SSRI’lara ve Klomipramine iyi cevap verdiği biliniyor.

Şimdiye kadar yapılan kısa ve uzun dönemli çalışmalarda, OKB tedavisinde serotonin gerialımını inhibe eden ilaçların yararlı olduğu gösterilmiştir. Serotonin geri-alım inhibisyonu etkisinin zayıf olduğu ilaçlar ise kontrollü pek çok çalışmayla yetersiz bulunmuştur.

İlaç tedavisinin etkili olabilmesi için düzenli tıbbi takip ve doz ayarlamaları şarttır. İlaç tedavisi gören bireyler, olumlu etkileri genellikle birkaç ay içinde fark ederler. Bu süreçte sabırlı olmak, ilacın etkinliğini artırabilir. Ancak araştırmalar, SSRI grubundaki ilaçlarla uzun süre ve tedavi görmesine rağmen hastaların %40-60’ının, tedaviye olumlu cevap verdiğini, diğerlerinin doyurucu bir sonuca ulaşamadığını gösteriyor. İlaç ve psikoterapiler eş zamanlı kullanıldığında çoğu hasta, bu tür bütüncül yaklaşımlı tedavi programlarına %60-70’e kadar olumlu cevap veriyor. Erken tanıda bu oran daha da yükselebiliyor.

OKB’de Bilişsel-Davranışçı Terapinin Rolü

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), OKB’nin tedavisinde kanıta dayalı en başarılı psikoterapi yöntemlerinden biridir. Bu yaklaşım, obsesif düşünceler ve kompulsif davranışlar altında yatan inanç ve düşünce yapılarını değiştirmeyi amaçlar. BDT, hastaların düşüncelerini kontrol etmelerine ve obsesyonlara daha sağlıklı tepkiler geliştirmelerine yardımcı olur.

BDT sürecinde, hastalar genellikle haftalık seanslara katılır ve bu terapi genellikle 15-20 seans sürer. Terapi seanslarında, hastaların obsesif düşünceleri tetikleyen nesne veya durumlara maruz kalmaları sağlanır, bu süreçte psikoterapi teknikleri kullanılır. Hastalara verilen ev ödevleri, onların kompulsif ritüellerine direnme becerilerini geliştirmeyi hedefler.

Hipnozla OKB Tedavisi

Hipnoterapi ile gerçekleştirilen hipnotik mental egzersizleri tedavi planına entegre etmek de tedavi sürecine büyük katkı sağlayabilir. Hipnoz yöntemi, OKB hastalarının tedaviye olan yanıtını desteklerken onlara obsesyonlarla baş etmede ekstra bir destek sunabilir. Hipnozla OKB tedavisi birincil tedavi değil, tamamlayıcı terapi niteliği taşır.

OKB - Sık Sorulan Sorular

Obsesyonlar, tekrar eden ve ısrarcı düşünceler, görüntüler veya dürtülerdir. Takıntılar, genellikle müdahaleci veya uygunsuz olarak algılanır; hastalar bu düşünceleri sıklıkla normal düşünce süreçlerinden farklı olarak tanımlarlar.

Gerçekte, ‘takıntı’ kelimesi, ‘kuşatmak’ veya ‘işgal etmek’ anlamlarına gelen Latince bir kökten türemiştir ve bu, istenmeyen ve müdahaleci karakterini yansıtır. Takıntılar, tipik olarak belirgin düzeyde kaygı veya sıkıntıya neden olur; bu da hastaların bu düşünceleri bastırmaya, onlardan kaçınmaya veya etkisiz hale getirmeye çalışmasına yol açar. Takıntıların çeşitliliği geniştir, ancak genellikle belirli kategorilere ayrılır. Yaygın obsesyon türleri arasında, kirlenme veya simetri ile ilgili endişeler, kendine veya başkalarına zarar verme korkuları ve istenmeyen veya uygunsuz şiddet, cinsel içerikli veya küfürlü düşünceler, dürtüler veya görüntüler bulunur.

Kompulsiyonlar, kaygıyı veya sıkıntıyı hafifletmek veya korkulan bir olayı veya durumu önlemek amacıyla yapılan tekrar eden davranışlar veya zihinsel eylemlerdir. Bu davranışlar bazen çok katı ve neredeyse ritüel halinde gerçekleştirilir. Yaygın kompulsiyonlar arasında, tekrarlayan yıkama, kontrol etme ritüelleri, dua etme, batıl inançlara dayalı ritüeller, sayma veya ezberden okuma gibi zihinsel ritüeller, güvence arama ve tekrarlayan dokunma veya hafifçe vurma bulunur.

Obsesyonlar ve kompulsiyonlar bağımsız olarak ortaya çıkabilirken, genellikle bir arada görülür ve birbirleriyle ilişkilidirler. Kompulsiyonlar, tipik olarak obsesyonlar tarafından tetiklenen kaygıyı kontrol etme çabalarıdır; örneğin, tekrar eden yıkama ritüeli, mikroplar veya kontaminasyon ile ilgili obsesyonlara bir yanıt olabilir. Bu, geçici olarak başarılı olabilir; ancak, rahatlama genellikle kısa süreli olur ve yeni takıntılar ortaya çıktıkça daha fazla kompulsif davranışa yol açar. Ne yazık ki, kompulsiyonları uygulamak, obsesif-kompulsif döngüyü güçlendirebilir. Rahatsız edici ve zaman alıcı obsesyon ve kompulsiyon döngüsü, hastaların işlevselliğini ve yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir.

Obsesyonlar ve kompulsiyonlar genel popülasyonda oldukça yaygındır. Yapılan bir araştırmada insanların %28’inden fazlasının bu durumları yaşadığı rapor edilmiştir (Ruscio ve diğerleri, 2010). Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB), yalnızca obsesyon ve kompulsiyonların ciddi sıkıntıya neden olacak veya bireyin işlevsel yeteneğini etkileyecek kadar şiddetli olduğu durumlarda teşhis edilir. Teşhis edilen OKB, toplumun yaklaşık %2-3’ünde görülmektedir, ancak bu kişilerin yalnızca bir kısmı tanı alıp tedavi görmektedir.

Çoğu OKB hastası, takıntılarının ve kompulsiyonlarının mantıksız olduğunu çok iyi bilir. Aslında bu durum, OKB’nin yarattığı ızdırabın bir parçasıdır; hastaların bu konudaki içgörüleri, obsesif sıkıntıları hafifletmek veya kompulsif davranışlara direnmeyi kolaylaştırmak için genellikle pek fayda sağlamaz. Düşünce ve davranışların mantıksız olduğunun farkında olmak, sıkıntıyı daha da artırabilir. Bu durum, yoğun bir utanç, suçluluk ve izolasyon hissine yol açabilir.

Beynin duygusal bölgeleri, kişinin örneğin ellerine ölümcül mikropların bulaştığını, kazara birine araba ile çarptığını veya ütüyü açık bırakıp evin yanma riski olduğunu düşünmesine sebep olur. Bunun sonucunda ortaya çıkan sıkıntı, (sırasıyla) ellerini sabun ve sıcak suyla defalarca yıkamak, az önce geçtiği rotayı takip ederek çarpılmış bir yaya olup olmadığını kontrol etmek veya eve dönüp ütünün kapalı olup olmadığını kontrol etmek gibi kompulsif davranışlar gerçekleştirilene kadar devam eder.

OKB, beyindeki belirli anormalliklerle, özellikle de bazal ganglionlar, ön talamus, ön singulat korteks ve orbitofrontal korteks olarak bilinen beyin bölgelerindeki hiperaktiviteyle ilişkilidir. Semptomları iyileştiren tedaviler, genellikle bu beyin anormalliklerini de düzeltir.

Ancak, OKB aynı zamanda yaşam deneyimlerinden etkilenen psikolojik bir durumdur. Uzmanlaşmış psikoterapi, çoğu durumda ilaç tedavisine eşit, hatta bazı durumlarda daha etkili olabilir. Beyin anormallikleri ile psikolojik belirtiler arasındaki ilişki, psikiyatrinin en büyük gizemlerinden biridir.

Bir faktörün ‘önce’ gelip gelmediği, yani semptomlara yol açan genetik temelli bir beyin anormalliği olup olmadığı veya bir obsesif ve kompulsif davranış modelinin gelişip beyin fonksiyonunu etkileyip etkilemediği net değildir. Cevap muhtemelen her ikisidir: Altta yatan genetik ve diğer biyolojik faktörler, bir kişinin OKB geliştirme riskini artıran zemini hazırlar; ancak bu durumda yaşam deneyimleri de kimin bu bozukluğu geliştireceğine ve belirtilerin nasıl şekilleneceğine katkıda bulunabilir.

Sebepleri hakkında fizyolojik, genetik, biyolojik ve psikolojik boyutta çeşitli açıklayıcı bulgular var olsa da, OKB’ye tam olarak neyin sebep olduğu henüz bilinmiyor. 

Araştırmalar, OKB’nin ailelerde de görülebileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bir kişinin OKB hastası olmasına yol açan ama diğerini etkilemeyen genetik varyasyonları hala aktif olarak inceliyorlar. Ancak, durumun tamamı genetik faktörlere bağlı değildir: Genetik yapıları aynı olan tek yumurta ikizlerinde bile, birinde OKB görülürken diğerinde görülmeyebiliyor.

OKB’nin çevresel nedenleri henüz net değildir. Özellikle çocuklarda gözlenen bazı vakalar, enfeksiyonlara karşı gelişen otoimmün reaksiyonlarla ilişkili olabilir, ancak çoğu durumda bu ilişki belirsizdir. Stresli yaşam olayları, semptomların ortaya çıkmasına veya kötüleşmesine neden olabilir; ancak duyarlı bireylerde OKB’yi doğrudan tetikleyip tetiklemedikleri veya zaten mevcut bir durumu daha da kötüleştirip kötüleştirmedikleri veya şiddetlendirip şiddetlendirmedikleri kesin değildir. Hormonal değişimler de OKB’yi etkileyebilir; hastalığın başlangıcı genellikle ergenlik döneminde görülür ve bazı kadınlar, semptomların menstruasyon döngüsü veya hamilelik sırasında kötüleştiğini bildirmektedir.

Bu durum mutlaka OKB olmak zorunda değildir. Bir kişi temizlik veya mikroplarla ilgili ortalama bir insandan daha fazla endişe duyuyorsa, bu durumun durmasını istiyor ve kendisine sıkıntı veriyorsa, bu OKB olabilir. Ancak, bir birey temiz şeyleri seviyor ve bundan memnunsa, bu durum en iyi ihtimalle onun kişiliğinin bir parçası olarak kabul edilebilir, OKB olarak değil.

Günümüzde OKB terimi, bu tür titiz davranış kalıplarına sahip kişileri tanımlamak için kullanılan yaygın bir ifade haline gelmiştir ancak her temizliğe düşkün kişi, OKB değildir.

Bazı takıntılar rahatsız edici şiddet içeriği taşıyabilir. Diğer tüm takıntılar gibi, bu takıntılar da istemsizce yaşanır ve tamamen istenmeyen durumlardır. OKB’si olan kişiler, genellikle şiddet içeren veya saldırgan takıntılarını harekete geçirmeye çalışmazlar; aksine bu tür düşüncelerden oldukça rahatsız olurlar ve bu düşünceleri kendi benliklerine aykırı olarak, yani “ego-distonik” olarak deneyimlerler.

Bu tür obsesyonlarla mücadele etmek için gerçekleştirilen kompulsiyonlar, obsesyonları eyleme geçirmez. Bunun yerine, kompulsiyonlar genellikle obsesyonları nötralize etmeye, geri almaya yönelik çabalara ya da kimsenin zarar görmediğinden emin olmak için yapılan kontrollere dayanır.

“Takıntılı” kelimesi, bazen bir kişiye veya bir fikre, hatta ısrarlı takibe karşı aşırı ilgi gösteren birini tanımlamak için kullanılır. Bu kullanım, OKB hastalarında görülen obsesyonlarla büyük farklılık gösterir.

Hem psikoterapi hem de ilaç, eş zamanlı olarak istikrarlı ve uygun bir şekilde kullanıldığında, hastaların çoğunda OKB semptomları %60-70’e kadar önemli bir ölçüde iyileşebilmektedir. 

Klinik Psikolog BURAK UÇKUN

Klinik Psikolog BURAK UÇKUN

Hipnoterapi diplomasını dünyanın ulusal akreditasyona sahip ilk hipnoterapi akademisi olan, ABD Los Angeles’taki HMI College of Hypnotherapy‘de aldı. Lisans eğitimini yüksek onur derecesiyle ve bölüm ikincisi olarak mezun olduğu İstanbul Nişantaşı Üniversitesi, “Psikoloji” bölümünde tamamladı. “Klinik Psikoloji” alanında Yüksek Lisans eğitimini (tezli) İstanbul Beykent Üniversitesi‘nde başarıyla tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog unvanını aldı. Ayrıca inşaat mühendisliği lisans diplomasına da sahip olan Klinik Psikolog Burak Uçkun, "American Hypnosis Association" akredite hipnoterapistler listesinde yer almaktadır. Yetişkinler için Bilişsel Davranışçı Terapi ve Hipnoterapi yönelimli psikoterapi hizmetleri vermekle beraber alandaki uzmanlara Hipnoz eğitimleri de vermektedir.

Yazarın Tüm Makaleleri
Klinik Psikolog BURAK UÇKUN

Klinik Psikolog BURAK UÇKUN

Hipnoterapi diplomasını dünyanın ulusal akreditasyona sahip ilk hipnoterapi akademisi olan, ABD Los Angeles’taki HMI College of Hypnotherapy‘de aldı. Lisans eğitimini yüksek onur derecesiyle ve bölüm ikincisi olarak mezun olduğu İstanbul Nişantaşı Üniversitesi, “Psikoloji” bölümünde tamamladı. “Klinik Psikoloji” alanında Yüksek Lisans eğitimini (tezli) İstanbul Beykent Üniversitesi‘nde başarıyla tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog unvanını aldı. Ayrıca inşaat mühendisliği lisans diplomasına da sahip olan Klinik Psikolog Burak Uçkun, "American Hypnosis Association" akredite hipnoterapistler listesinde yer almaktadır. Yetişkinler için Bilişsel Davranışçı Terapi ve Hipnoterapi yönelimli psikoterapi hizmetleri vermekle beraber alandaki uzmanlara Hipnoz eğitimleri de vermektedir.

Yazarın Tüm Makaleleri

Bunlar da ilginizi çekebilir

Sorularınız mı var?

Telefon veya e-posta ile irtibata geçmekten çekinmeyin

Hipnoz Uzmanı ve Klinik Psikolog Burak Uçkun
Klinik Psikolog BURAK UÇKUN

Merhaba...

Sorunuz mu var?

bilgi@hypnotistanbul.com 
Tel: 0539 914 23 10

Sorularınız için telefon ya da e-posta yoluyla irtibata geçmekten çekinmeyiniz.

hypnotistanbul