Hipnoz Nedir? Hipnozla İlgili Gerçekler ve Mitler

Hipnoz nedir, hipnozun kullanım alanları ve hipnozla ilgili doğru sanılan yanlışları anlamak için önce hipnozun tanımını bilmemiz gerekir. Hipnoz; konsantrasyon ve odaklanmanın en üst düzeye ulaştığı, uyku benzeri ama kesinlikle uyku olmayan, hepimizin aslında her gün defalarca deneyimlediğimiz özel bir zihin durumudur. Hipnozla ilgili öncelikle bilinmesi gereken en önemli şey; hipnozun gece uykusu gibi bir uyku hali olmadığıdır. Hipnoterapi seansı sırasında bilinciniz kaybolmaz, aksine, zihniniz çok yüksek bir algılama kapasitesine ulaşır. Bu zihin durumu, hipnotist ile süjenin işbirliği ile gerçekleşir. Hipnoz hali, süjenin hipnotistin telkinlerine karşılık vermesiyle gerçekleşen bir etkileşim süreci olarak da nitelendirilebilir. Hipnotist kişiye bu özel zihin durumunu oluşturma konusunda rehberlik eder. Uygulama sırasında kişi hipnotistin basit sözlü talimatlarını uygulama konusunda istekli ve özenli olduğu sürece aslında herkes kendinde pozitif değişim yaratabilecek belli bir derinlikte hipnoza girebilir. Hipnoz, istemediğiniz davranış ve alışkanlıklarınız üzerinde kontrol kazanmanıza yardımcı olur.

Ne İşe Yarar? Nasıl Bir His?

hipnoterapinin faydaları, hipnoterapi ve hipnotist ile ilgili bilgiler.

Hipnoz, kendinizde değiştirmek veya geliştirmek istediğiniz konularda çok hızlı sonuçlar almanızı sağlayabilir. Zihin, hipnotistin yardımıyla girdiği bu çok doğal hipnotik durumdayken, kendi zihinsel katmanlarında çeşitli hayaller kurar. Hatta bu hipnotik zihin durumu o kadar doğal bir şekilde yaşanır ki, kişi “galiba ben hipnotize olmadım… çünkü her şeyi hatırlıyorum… siz konuştunuz, ben de sadece bir şeyler hayal ettim, uyumadım ki… hatta hipnoz sırasında aklıma ‘akşam ne yemek yapayım’ gibi alakasız düşünceler de geldi… galiba ben hipnoza giremedim…” gibi şeyler düşünebilir. Halbuki hipnotik zihin durumundaki kişi kendinden geçmez. Genellikle gevşemenin eşlik ettiği bu zihin durumu, tıpkı uykuya dalmadan 5-10 dakika öncesindeki o rahat, gevşemiş hissiyata benzer.

Tanımı

Hipnozun tek kullanım alanı psikolojik sorunlar değildir. Hipnoz aynı zamanda çok güvenli, hızlı ve harika bir kişisel gelişim ve değişim aracıdır. Hipnoz nedir sorusunun dünyadaki en yaygın tanımı; “konsantrasyon ve odaklanmanın en yüksek seviyesine ulaştığı zihin durumu” olarak kabul görmüştür. Hipnoz nedir diye merak ediyorsanız, bu konuda çok geniş bilgiyi sitemizdeki sıkça sorulan sorular bölümünde de bulabilirsiniz. Ya da bu sayfadaki (aşağıdaki) videoyu sonuna kadar izlerseniz; “hipnoz ve hipnoterapi” dinamiklerinin doğasının yanı sıra probleminizin nasıl oluştuğu ve hipnotik yaklaşımın size neden ve nasıl yardımcı olabileceği hakkında derin bir iç görü kazanabilirsiniz.

Hipnozdayken Ya Kontrolümü Kaybedersem?

Hipnotik deneyim sırasında telkine açık olmamıza rağmen hipnoz halinin, o an davranışımız üzerindeki kontrolümüzü kaybettiren bir durum olmadığını bilmek önemlidir. Hipnoz bildiğimiz anlamdaki gece uykusu gibi bir uyku hali değildir. Kişi hipnotik zihin durumundayken ne kontrolünü kaybeder, ne de daha sonra pişman olacağı bir söz veya davranışta bulunur. Kişinin etik ve sosyal değerleriyle çatışan, kişinin kendisi için faydalı olmayacak her türlü telkin, zihin tarafından mutlaka geri çevrilir. Hipnoterapi, denemek isteyen herkes için çok doğal ve güvenlidir. Unutmayın ki hipnoza girmekteki başarı şansınız tamamen hipnoterapistiniz ile işbirliği yapma isteğinize ve hipnozu deneyimlemek konusunda kendinize gerçekten izin vermenize bağlıdır.Hipnozda kişi kendinden geçmez, tam tersine hipnoz; konsantrasyon ve odaklanmanın en yüksek olduğu bir zihin durumudur.

Hipnoz nedir, hipnoz ve hipnozun faydaları

Ya Sırlarımı Ortaya Dökersem?

Hipnoz nedir diye araştıran kişilerin hipnozla ilgili en çok korktukları şey; hipnotik zihin durumundayken kirli çamaşırlarının ortaya dökülmesi; sırlarının öğrenilmesi; hatta istemedikleri davranışların yaptırılması veya hipnozdan çıkamama gibi mitlerdir. Öncelikle şunu bilmekte fayda vardır ki “kişi kendisi de istemiyorsa, hipnotik zihin durumuna zaten giremez“. Zannedilenin aksine, bu bir kendinden geçme hali ya da bildiğimiz anlamdaki bir uyku hali değildir. Hipnotik zihin durumu esnasında veya seans sırasında kişi konuşulanların ve söylenenlerin tamamen farkındadır. Hiç kimse hipnoterapi sırasında normalde istemediği şeyleri söylemeyeceği gibi normalde yapmayacağı şeyleri yapmaz. Kişi bu zihin durumundayken daha sonra pişman olacağı hiçbir söz veya  davranışta bulunmaz. Kişinin etik ve sosyal değerleriyle çatışan, kişinin kendisi için faydalı olmayacak her türlü telkin, zihin tarafından mutlaka geri çevrilir.

Hipnoz, Kontrol Kaybı Değildir

Seans sırasında telkinlere açık olmamıza rağmen, hipnozun davranışımız üzerindeki kontrolümüzü kaybettiren bir durum olmadığını bilmek önemlidir. Hipnotizma öyle bir şey olsaydı, mahkemelerde ve polis merkezlerinde birer hipnotist görevlendirilirdi, sorgulanacak kişiyi hipnoza alıp bülbül gibi şakıtırdı öyle değil mi? Bu bir yalan makinası gibi çalışmaz. Özetle; hipnoz nedir sorusunun cevabını arıyorsanız, bilmelisiniz ki hipnotizma, filmlerde görüldüğü gibi bir şey değildir. Süperman’i seyrettikten sonra “uçan insanlar” olduğuna inanmıyoruz değil mi? Aynı şekilde; hipnozla ilgili çekilen filmlerde görülen şeyler de sadece hayal ürünü kurgulardan ibarettir. Hipnoz sırasında telkinler her ne şekilde ve her ne teknikle verilirse verilsin hiçbir telkin, insanlara normalde yapmayacakları şeyleri yaptıramaz.

Ya Hipnoz’dan Uyanamazsam?

Hipnozdan uyanamama gibi bir durum ise kesinlikle söz konusu değildir. Hipnozun tarihinde böyle bir şey görülmemiştir. Bazı uzun seanslar sırasında hipnotik zihin durumunun keyifli ve sakin duygusu nedeniyle kişi bazen bir süre sonra kendi isteğiyle normal uykuya geçebilir. Hipnoterapist uyandırmasa bile bir müddet sonra hipnotik hal sığlaşır, hafifler ve zaten kendiliğinden kaybolur. Kişi normal bir uyku uyuyup uyanmış olur. Ani gürültü ve ani sıcaklık değişimleri de hipnotik zihin durumunu sonlandırabilir.

Hipnoterapist telkinlerde danışanın istemediği konularda ısrarcı olursa hipnotik zihin durumu kendiliğinden yüzeyselleşir ve kendiliğinden sıfırlanır. Ayrıca hipnoterapi sırasında kişi istediği anda gözünü açıp kalkıp gidebilir. Seans sırasında gözlerini açıp seansa devam edip etmemek de tamamen kişinin kendi kontrolündedir. Örneğin sinemada duygusal bir film izlerken gözleriniz dolar; komik bir espri olduğunda ise basarsınız kahkahayı. Ama filmi izlemeyi sürdürüp sürdürmemeye de yine siz karar verirsiniz öyle değil mi? İşte hipnoz da aynen böyledir. Kontrol tamamen sizdedir. Hipnoza girip girmemeye kişi kendisi karar verir. Hipnoza girdiği zaman da o zihin durumunun keyfini çıkarmaya devam edip etmemeye de yine kendisi karar verir. Hipnoz bir kontrol kaybı durumu değildir. Elbette bunu her zaman bilinçli olarak yaptığımız söylenemez. Zira sürekli tekrarlayan reklamlara maruz kalmak da de bir çeşit telkin değil midir?

Kişi Kendi İsteği Dışında Hipnoza Alınamaz

Hipnotize olmayı istemeyen birisi hipnozu deneyimlemeyi istemiyorsa, kendi isteği dışında hipnotize edilmesi mümkün değildir. Hipnoz böyle bir şey olsaydı tüm toplumlar kolayca zombi gruplarına dönüşmezler miydi? Bu nedenle “kimse beni hipnotize edemez, hadi beni hipnoz et bakalım edebilecek misin” tarzındaki yüzeysel taleplere hipnoz uygulaması yapmaya yeltenmek, bir hipnoterapist için boşuna vakit kaybından başka bir şey değildir. Hipnoz, iki kişinin etkileşimiyle gerçekleşir; yani hipnotist süjeye rehberlik eder; yönergeler (direktifler) verir. Hipnotize edilen kişi ise bu yönergelere uyum sağlamaya gayretli olursa, telkin edilen yönlendirmeleri uygulayarak bilinçaltı düzeyde harika değişimler yaratabilir. Bu tamamen bir iletişim sürecidir. Kişi hipnoz olmak istemiyorsa olmaz. Unutmayın ki hipnoza girmekteki başarınız tamamen hipnoterapistiniz ile işbirliği yapma isteğinize ve hipnoza girme konusunda kendinize gerçekten izin vermenize bağlıdır. Hipnozu deneyimlemek isteyen birinin öncelikle “hipnozun ne olup ne olmadığı” konusunu iyice özümsemelidir.

Hipnoz Kontrolü Kaybetmek Değildir.

İnsanlar hipnotik zihin durumundayken, sonradan pişman olacağı ya da kişiliğine uygun olmayan bir şeyi ne söyler ne de yapar. Bu tür şeyler ancak filmlerde olur. “Gözlerime bak ve uyu” gibi terimler ise sadece filmlerde olan sözlerdir ve gerçeklerle bağdaşmaz. Bilgiye ulaşmayla ilgili yasa çıktıktan sonra ABD’de gizli servislerce insanların ilaçla konuşturulduğu, birçok maddeler yardımıyla o kişilerin söylemediği bilgilere ulaşıldığı üzerine kayıtlar vardır. KGB, CIA gibi gizli servislerce kullanılan narkoanaliz, narko-hipnoz gibi yöntemler, eskiden suçluları veya savaş esirlerini “sorgulama” amacıyla kullanılıyordu. Narkoanaliz, kişi bilinçliyken  kendisine kontrol kabiliyetini azaltıcı narkotik uyuşturucu bir madde verilerek, bilinçaltını/bilinçdışını araştırma yöntemidir. Ancak bu yöntem dışarıdan madde alımıyla olduğu için, bunun bildiğimiz anlamdaki hipnoz ile alakası yoktur. Vücuttan kısa sürede atılacak bir uyuşturucu maddeyi ağır ağır damara enjekte etmeyi “Hipnoz” olarak adlandırmak doğru olmaz. Hipnoz nedir diye merak edenlerin bu konuyu anlaması önemlidir.

“Uluslararası Af Örgütü”, bunu insan haklarına aykırı gördüğü için narkoanaliz denen, “madde alımı ile oluşturulan” bu yöntem artık dünyada uygulanmıyor. Zaten bu “hipnoz” değildir. Narkoanaliz, hipnoterapistlerin değil, psikiyatrinin alanıdır. Hipnoz nedir diye merak eden kişilerin en çekindikleri şey, kontrolü bir başkasına verme düşüncesidir. Terapilerde kullanılan hipnoz, zannedildiği gibi zihin kontrolü veya kontrol kaybı değildir. Hipnoz, vücuda dışarıdan bir madde vererek yapılmaz.

Hipnozla Zarar Görmek Mümkün mü?

Hipnoz nedir diye merak edenlerin hipnozla ilgili endişelerinden biri de “ya hipnoterapiden zarar görürsem” düşüncesidir. Ancak hipnozla zarar görmeniz mümkün değildir. Psikotik hastalıklarda, örneğin şizofreni, paranoya gibi hastanın iç görüsünün kaybolduğu rahatsızlıklarda elbette ki hipnoterapi yapılmamalıdır. Bu teknik “her derde deva bir sihirli değnek” gibi görülmemelidir. Hafif depresyonda bir tamamlayıcı unsur olarak faydalı olsa da örneğin; ağır depresyondaki kişilerde de kullanılmamalıdır.

Unutmayın ki hipnozun da hipnozu yapan kişinin de sihirli güçleri yoktur. Bu tamamen sonradan öğrenilebilen bir öğretidir. Öğrenme, çalışma (pratik yapma) ve biraz da iletişim yeteneğinin ürünüdür. Bir kalemi güzel bir şiir ya da roman yazmak için de kullanabilirsiniz ama birinin gözüne batırırsanız silah olarak da kullanabilirsiniz öyle değil mi? Tıpkı bunun gibi, hipnoz da kendi başına tehlikeli değildir ama bu tekniği ağır depresyon için veya şizofreni gibi psikotik konularda kullanıldığında elbette kişiye zarar verebilir. Bu, tıpkı kalemi göze batırmak gibidir. Göze batırırsanız elbette tehlikeli olur. Oysa kalemin kendisi tehlikeli değildir öyle değil mi? Kalemi nasıl ve ne işin kullandığınız önemlidir. İşte tüm bilinçaltı uygulamaları da böyledir. Hipnozla ilgili korkulacak bir şey yoktur ama psikoz veya ağır depresyon gibi bir rahatsızlığınız varsa, bu konuda hipnoz uygun bir yöntem değildir.

Hipnoz Nedir; Hipnoz ve Hipnoterapi Kavramları.

Hipnoz eğitimi almış olan uzmanlar, kendi uzmanlık alanları dahilinde olan hangi konularda hipnoz yapacaklarını zaten bilirler. Unutmayın; Hipnoz, tedavinin kendisi değil, bir araçtır. Tedavi amacıyla kullanılırsa buna hipnoterapi denir. Dünyada hipnotik teknikler, hekim ve klinik psikolog olan hipnoterapistler tarafından tedavi amacıyla kullanılabilirken, hipnotistler tarafından da tedavi dışında kalan “mesleki ve kişisel gelişim” alanlarında da kullanılabilmektedir.

Başka bir örnek vermek gerekirse; bir masaj terapisti, osteoporoz hastası yaşlı birine aküpresür uygularsa bu doğru olur mu? Kısacası bir “kalem” ne kadar tehlikeliyse hipnoz da o kadar tehlikelidir. Psikolojik olarak kırılgan birine ya da psikotik rahatsızlığı olan birine hipnoz uygulanmamalıdır. Ancak hipnozun kullanım alanları çok geniştir.

“Hipnoterapist” Tanımı

“Hipnoterapist kimdir ve ne yapar” sorusu, Amerika Birleşik Devletleri’nde “Mesleki Ünvanlar Federal Sözlüğü”nde 1973’ten beri tanımlıdır. 1968’de kurulan ve 52 yılın üzerinde geçmişiyle ABD’de çapında ulusal akreditasyona sahip dünyanın ilk Hipnoterapi Akademisi olan HMI’ın (Hypnosis Motivational Institute) kurucusu ve Hipnoz’un dünyaca kabul görmüş duayenlerinden sayılan John Kappas, “Mesleki Ünvanlar Federal Sözlüğü” ne giren “Hipnoterapist” ünvanın resmi tanımını yapan kişidir. “Hipnoterapist kimdir ve ne iş yapar” sorusunun dünyaca kabul görmüş tanımı, Amerika’nın “Mesleki Ünvanlar Federal Sözlüğü”nde 1973’ten beri, şu anda da yürürlükte olmak üzere şu şekilde tanımlıdır:

Motivasyonu artırmak veya davranış biçimini değiştirmek için danışana hipnotik durumu yükleyen kişidir. Danışan ile problemin doğasını belirlemek için görüşür. Hipnozun nasıl işlediğini ve hipnoz sırasında neler yaşatacağını danışana açıklayarak hipnotik duruma girmesi için onu hazırlar. Bazı hipnotik testler uygulayarak danışanın “fiziksel telkin edilebilirlik” ve “duygusal telkin edilebilirlik” derecesini belirler. Sonra danışanda hipnotik durum oluşturur. Problemin analizini ve uygulanan bu hipnotik testlerin yorumunu temele alarak hipnotik teknikleri ve yöntemleri danışana göre uyarlar ve uygular. Gerekli gördüğü durumlarda danışana oto hipnozu öğretebilir.

Buradaki “fiziksel telkin edilebilirlik” (physical suggestibility) ve “duygusal telkin edilebilirlik” (emotional suggestibility) terimleri J. Kappas’ın (1925–2002)’ın 30 yıllık araştırmaları sonucunda dünya hipnoterapi literatürüne kazandırdığı iki teknik terimdir. (“Duygusal olup olmamak” ile alakalı bir durum değildir; süjenin “direkt” telkinlere mi yoksa dolaylı telkinlere mi daha yatkın olduğu konusuna işaret eder).

Hipnoz nedir diye araştırırken Hipnoterapi Nedir konusunu da anlamanız önemlidir. “Hipnoterapist kimdir” sorusunun mesleki tanımı bugüne kadar bir değişikliğe uğramaksızın Amerika’nın Mesleki Ünvanlar Federal Sözlüğü’nde bu şekilde tanımlıdır. Dikkat ederseniz yukarıdaki resmi tanımda “teşhis” veya “tedavi” den bahsedilmediği gibi, herhangi bir meslek grubu mensubu olma şartı da belirtilmiştir zira dünyanın bir çok ülkesinde “Hipnoterapistlik”, ayrı bir mesleki eğitim alanı olarak tanımlanmıştır. ANCAK; “Hipnoz bir araçtır” ve ne amaçla kullanıldığı, tüm dünyada yasalarla çerçevelenmiştir. Hipnozu “hastalık tedavisi” kapsamındaki konularda sadece tıp hekimleri kullanır. Hipnoz tedavinin kendisi değil, bir “araç” olduğu için tedavi amaçlı kullanım alanları olduğu gibi “tedavi” gerektiren konuların dışında; kişisel gelişim, eğitim ve birçok konuda “bilinçaltı motivasyona” yönelik konular dahil, oldukça geniş bir kullanım alanı vardır.

Hipnozla aşmak istediğiniz problem, ilaç tedavisi gerektiren veya psikiyatrik tanı konulmamış bir problem ise, bir psikiyatrist hekime başvurmanız gerekir. Örneğin; depresyon, psikoz, bipolar bozukluk, şizofreni, travma sonrası stres bozukluğu, kaygı bozuklukları, manik-depresif bozukluk, obsesif kompülsif bozukluk (OKB), uyku ve uyku bozuklukları, madde bağımlılıkları gibi durumlar için hipnoz yerine mutlaka bir psikiyatrist hekime başvurmanız gereklidir.

Hipnoz desteği alabileceğiniz “bilinçaltı yeniden öğrenme” kapsamındaki konuların listesini aşağıdaki linke tıklayarak inceleyebilirsiniz.

 

8 Yorum

  1. Hipnozla ilgili en doğru bilgileri bulduğum en iyi kaynaksınız. Tebrik etmek istedim. Bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkürler, saygılar.

  2. Geçmişte yaşanılan ve beynimiz tarafından olumsuz olarak algılanan bir olayın hipnoz ile olumsuzluktan en azından nötr veya yaşanması gerekiyordu yaşandı bitti köpek kovalaması gerekiyordu kovaladı ve artık o geçmişte kaldı gibi yorumlayıp köpek korkusu yaşayan birinin korkusunun güncellenerek giderilmesi veya o köpek kovaladıysa hepsi kovalayacak değil ya şekline dönüştürülmesi… bu ve bunun gibi durumların olumluya veya en azından nötr duruma getirilmesi gibi bir durum hipnoz seansında yapılabiliyor mu?

    1. Evet… Bu konuda sitede makale var, makaleler bölümünü inceleyebilirsiniz. Sorularınız için “yorum” bölümüne yazmak yerine e-mail ya da telefonla irtibata geçmekten çekinmeyiniz.

  3. Hipnozla ilgili okuduğum en aydınlatıcı yazı… Bir sorum olacak: hipnoza giren biri 2-3 yaşındaki bir hatırasını hatırlayabilirmi? Mesela o yaşlarda kötü bir olay yaşamışsa ortaya çıkarılabilirmi?

    1. Bu sorunuzun cevabı hem evet, hem hayır’dır. Zihin imgelerle işlem yapar ve zihnin dili semboliktir. Zihnin “false memory” özelliğinden dolayı, kişinin hipnoz sırasında anımsadığı veya görselleştirdiği şeyin mutlaka gerçek ve doğru şekilde hatırlanan bir hatıra olduğunu söyleyemeyiz. Örneğin bir kişi hipnozla 2-3 yaşlarına regrese edildiğinde o yaşlarda örneğin kardeşi tarafından taciz edildiğini hatırlamış ya da öyle bir imgeyle karşılaşmışsa, belki bu bir “false memory” de olabilir. Yani aslında öyle bir şey olmamış olabilir, zihnin getirdiği o taciz olayı bambaşka bir şeyi sembolize ediyor olabilir. Belki de kişinin taciz ya da cinsellikle ilgili o tür bir imge görmesinin sebebi, bilinçaltındaki başka bir durumu o imgeyle sembolize etmiş olması da olabilir. Bu nedenle “geçmişteki olaylar hipnoz sırasında kesinlikle doğru bir şekilde hatırlanır” diyemeyiz.

  4. hipnozla ilgili en güzel site. her köşesini inceledim, okumayada doyamıyorum valla çok teşekkürler.

  5. Evet, kişiye istemediği veya karakteri, yapısı ile çelişen hiçbir şey yaptırılamaz,hatta, bu söz konusu değildir demişsiniz. Fakat benim yine de bir sorum olacak : İntihara meyilli olmayan bir insanı düşünelim ve bu kişi bir hipnoterapistin istemeden deneği oluyor ve bir nevi yavaş yavaş onun bilinçaltını etkilemeye başlıyor. Günlük yaşantımızda dahi bir bireyin böyle bir konuda etkilenip eyleme geçmesi mümkün iken, hipnoz sırasında , daha rahat ve gevşemiş halde, çok daha kolay olmaz mı? En azından bu konu hakkında çalışmalar vardır diye tahmin ediyorum.

    1. “…bir hipnoterapistin istemeden deneği oluyor” dediğiniz anda sorunuz kendi cevabını kendisi vermiş oldunuz. Zira bu makalede son paragrafın başlığında sorunuzun cevabı mevcut. Son paragrafın başlığı diyor ki: “Kişi Kendi İsteği Dışında Hipnoza Alınamaz”. Paragrafın içeriğini de okursanız, orada da diyor ki; “Hipnotize olmayı istemeyen birisi hipnozu deneyimlemeyi istemiyorsa kendi isteği dışında hipnotize edilmesi mümkün değildir. Hipnoz böyle bir şey olsaydı tüm toplumlar kolayca zombi gruplarına dönüşmezler miydi?” diyor. Sorunuzun cevabı son paragrafta izah edilmiş aslında.

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Duyuru Listemize Kaydol

Özel Duyuru, Güncelleme ve İndirimlerden Haberdar Ol
(Ayda 1 veya 2 adetten fazla e-posta almazsınız)

Sorularınız mı var?

Telefon veya e-posta ile irtibata geçmekten çekinmeyin

Merhaba...

Sorunuz mu var?

bilgi@hypnotistanbul.com

Benimle iletişime geçmekten çekinmeyin, tüm sorularınızı yanıtlamaktan mutluluk duyacağım.

hypnotistanbul