Logo

Hipnozun Etkisi Ne Kadar Sürer? Hipnoterapinin Etkileri Kalıcı mıdır?

Hipnoz, yüzyıllardır bilim insanlarının, psikologların ve halkın merakını uyandıran büyüleyici bir konudur. Sahne performanslarından terapi seanslarına kadar, hipnoz uygulamaları dünyada çok çeşitli şekillerde kullanılmıştır. Ancak cevaplanması gereken soru, hipnozun etkilerinin ne kadar süreceğidir. Hipnozun etkisi ne kadar sürer? Hipnozun etkileri birkaç saat sonra kaybolur mu, yoksa uzun süreli faydaları olabilir mi? Hipnozun süresi ve hipnozun etki süresi hangi faktörlere göre şekillenir? 

Bu konu geniş bilim dünyasında geniş bir perspektif içinde tartışılmış ve birçok uzman, farklı görüşler ileri sürmüştür. Bu makalede, hipnozun sırlarını daha derinlemesine inceleyerek hipnoterapinin etkilerinin süresi ve kalıcılığıyla ilgili gerçekleri tartışacağız. Siz bu konuda şüpheci biri de olsanız, hipnoza inanan biri de olsanız (ki siz deneyime açık olup hipnoterapistiniz ile işbirliği yapmaya gönüllü olduğunuz sürece, inansanız da inanmasanız da hipnoz, işini yapar), bu yazıyı ilginç bulacaksınız. 

Öyleyse gelin, hipnozun gizemli dünyasını bir makale ile daha ele alalım ve hipnozun etkilerinin kalıcılığı ile ilgili gerçeği keşfedelim.

İçindekiler

Hipnozun Etkisi Ne Kadar Sürer

“Hipnozun etki süresi nedir” dediğimizde, bunu “hipnoz ne kadar sürede etkisini gösterir” anlamında da düşünebiliriz, “seanslar tamamlandıktan sonra hipnozun etkileri ve alınan sonuçların ne kadar süreyle etkili olacağı” anlamında da düşünebiliriz…

Aslında bu oldukça sübjektif bir konudur. Her iki anlamda da, hipnozun etki süresi ve sonuçların sürekliliği, kişiden kişiye göre değişebilir. Bazı insanlar hipnozun etkilerini sadece birkaç saat boyunca deneyimlerken, diğerleri günler, hatta haftalar ve yıllar boyunca etkilerini hissedebilir. Tabi bu etkiler, kişinin kendisinin de kalıcı olmasını istediği yararlı ve işlevsel etkiler ise. 

Hipnoterapiler, diğer tüm terapiler gibi etkisini kişiden kişiye farklı seans sayıları sonucunda gösterir. Kimisi 3-4 seansta etkilerini görebilirken, daha karmaşık konularda kimisi 8-12 seansa ihtiyaç duyulabilir. İhtiyaç duyulan seans sayısı çok daha az ya da fazla da olabilir. Bazı konularda 1 seansta sonuç alınması da olasıdır. Ancak bir çok konu için ortalama olarak 4 ila 6 seans gerekebilmektedir. Zira ihtiyaç duyulacak olan seans sayısını etkileyen bir çok değişken, bir çok faktör vardır.

Ortalama bir seans 1 saat kadar sürse de seans içindeki hipnoz uygulaması süresi ortalama 20-30 dakika sürer. Bazı bireysel seanslar 2 saate kadar da sürebilir. (Seans içinde yapılan hipnoterapi uygulamasının süresi değil, seans oturumunun toplam süresi).

Hipnoz seans süresi, üstünde çalışılan konuya ve konunun o günkü seansta ele alınacak bileşenlerine veya planlanan seans dinamiklerine göre değişiklik gösterir.

Hipnoz Fenomenleri Hakkında

Öncelikle hatırlatmakta fayda var ki; kişi hipnoz altında olsa bile, eğer kendisinin aslında istemediği bir telkine maruz kalırsa o telkini reddederler. Çünkü hipnoz kontrol kaybı değildir ve hipnoz ile de olsa, kişilere istemedikleri bir şeyi kalıcı olarak entegre etmek mümkün değildir. Örneğin, sigarayı bırakmayı kendisi de istemeyen ve ailesinin ısrarı ile hipnoza gelmiş olan birine hipnoz ile de olsa sigarayı bıraktıramazsınız. Ya da kendi isteğiyle uçak fobisini aşmak için hipnoterapiye gelmiş olan olan birine hipnoz sırasında sigarayı da bırakmasına yönelik telkinler verirseniz, sigara ile ilgili olan telkinler hiçbir işe yaramaz. Çünkü o kişi, uçak fobisi için gelmiştir. Sigarayı bırakmakla ilgili bir isteği olduğunu belirtmemiştir. Dolayısıyla uçak ile ilgili telkinler reddedilmez ancak sigara ile ilgili telkinler reddedilir.

Hipnotik fenomenler, hipnoz ile ilgili sahne gösterilerinde gösteri amaçlı olarak sıkça kullanıldığı için, bu tür gösteriler hipnozun halk arasında yanlış anlaşılmasına sebep oluyor.   

Örneğin; belki internette bazı amatör hipnotistlerin sokak hipnozu veya sahne hipnozu gösterilerinde yaptıkları “sayı unutturma” (amnezi) gibi bazı hipnotik fenomenleri görmüşsünüzdür… Bu tür videolar gördüğünüzde zannedebilirsiniz ki hipnotist, kişinin zihninden o sayıyı kişinin iradesi dışında sildi, ve kişi çaresizce o sayıyı hatırlamıyor… Hayır, zihinden silinen bir şey yok… Aslında olan şey şu: 

Hipnoz olan kişi, hipnoz olmayı ilk başta gönüllü olarak kendisi kabul etti, öyle değil mi?.. Etmeseydi zaten hipnoza giremezdi. Hipnoz deneyimine açık olan kişi, tamamen kendi isteğiyle ve işbirliği ile hipnotize olmuştur.

Yani; kişi hipnotist ile işbirliği içinde, hipnoza girmek için kendisi de gayret ederek, hipnotistin verdiği talimat ve yönlendirmeleri gönüllü olarak uygulayarak, yani hipnotistin kendisine rehberlik etmesi sonucunda kendi hipnoza girme potansiyeli sınırları içinde olmak üzere, belli bir derinlikte hipnoza girmeyi başarmıştır. 

Ondan sonra, hipnotist belli bir sayıyı unutması telkin ettiğinde; bu, kişi için zararsız bir talimat olduğu için, kişi bu telkini bilinçli bir çabayla reddetmez. (Hipnoz altında olduğu için değil, hipnoz yapan kişiye güvendiği ve deneyime açık olduğu için reddetmedi… İsteseydi, veya verilen telkin uygunsuz bir telkin olsaydı, hipnoz altında da olsa reddederdi). Kişi bu telkini o sırada reddetmediği için (ki reddetmesini gerektirecek bir güvensizlik olmadığı için hipnoza gönüllü olarak girmişti), unutması telkin edilen sayıyı KISA BİR SÜRELİĞİNE zihninde bloke etmesi mümkün olmuştur. 

hipnozun etkisi ne kadar sürer ve hipnoterapinin etkileriYani kişi hipnotik durumun da katkısıyla, o sayının kısa bir süre için zihninden gitmesine izin vermiştir. Böylece kişiye gözlerini açması ve iki elindeki parmaklarını sayması söylendiğinde, bloke olan rakamı hatırlayamayıp bir sonraki rakamı söylediği için komik ve şaşırtıcı bir durum ortaya çıkar. Kişi, unutturulan rakamı (örneğin 3 rakamını) söylemediği için, sayarken “1,2,..4,5,6,7, 8, 9, 10, 11” şeklinde sayar. Youtube’da bu tür videolar görmüşsünüzdür…   

“Eğer hipnotist kişiyi o şekilde bırakıp oradan giderse, kişi ömür boyu o sayıyı hatırlamaz” desek inanır mısınız? Elbette ki hayır!..

Kişiyi öyle bırakıp gitseniz, birkaç dakika içinde o sayıyı tekrar hatırlar. Keşke bir şeyleri hafızamızdan kalıcı olarak silebilecek bir sihirli yöntem olabilseydi… Böylece herkes eski travmalarını, geçmiş olumsuz deneyimlerini, acılarını, depremdeki kayıplarını ve deprem travmasını hafızalarından 2 dakikada kolayca sildirip, hayatlarına mutlu mesut insanlar olarak devam ederlerdi, öyle değil mi? Öyle bir silgi maalesef henüz keşfedilmedi. Travma terapilerinde yapılan şey o travmayı hafızadan silmek değil, travma ile ilgili algıyı ve anlayışı bilinçaltında yeniden çerçevelemekten ibarettir. Yani travma ile ilgili yeni ve işlevsel bir algı oluşturmaktır. Onu hiç olmamış gibi unutturmak değildir. Unutmak mümkün değildir, ama o travmanın duygularımızı artık etkilememesini sağlayacak sağlıklı bir perspektife oturtmak, o hatıraya duyarsızlaşmak mümkündür.

Diğer bir gerçek de şudur ki; bu örnekte belirttiğimiz “hipnotik amnezi” girişimleri, her süjede etkili olmaz. Zira herkesin hipnozla etkileşim kapasitesi (ve suggestibilite modeli) farklıdır. Kısa süreli amnezi fenomeni, sadece “somnambulist” kategorisindeki süjelerin başarabileceği bir hipnotik fenmendir. O gördüğünüz videoları yayınlayanlar belki 10 kişiye bu amnezi girişimini yapmıştır, somnambulist olan 2 kişide başarılı olmuştur, hipnotist de kanalına o iki kişinin videosunu koyar. Başarısız olan diğer 8 kişinin videosunu koymazlar kanallarına. Ya da sadece önceden yapılan bazı testlerle hipnotizabilitesi çok yüksek olan kişileri seçerek, onlarla yaparlar bu gösterileri. Yani süjelerini belli kriterlere göre önceden değerlendirip, hipnotizabilitesi en yüksek seviyede olan (somnambulist) süjeleri seçerler bu gösterileri için.

Bu tür amnezi, katalepsi gibi fenomenler aslında birer hipnotik derinlik ölçeğidir. Terapötik hipnozda (hipnoterapide) yeri olan uygulamalar değildir. Bu tür hipnotik fenomenleri içeren gösterilerin Youtube gibi platformlarda halka açık olarak sunulması da hiç etik olmamakla beraber bu harika terapötik aracın halk tarafından yanlış anlaşılmasına ve yanlış tanınmasına sebep olmaktadır.    

Bu örneğin dinamiklerini aklımızdan çıkarmadan devam edecek olursak; 

Hipnozun süresi, kullanılan hipnoz türü, kişinin suggestibilitesi (telkinlere açıklığı) ve hipnotistin beceri düzeyi gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Hipnozun herkeste aynı etkiyi gösterecek bir standart bir tekniği olmadığını, ve etkilerinin kişinin özelliklerine ve destek aldığı konunun türüne ve dinamiklerine bağlı olarak değişebileceğini anlamak önemlidir. Hipnotik fenomenleri yapamayan biri hipnoza girememiş demek değildir. Hipnozdan herkes fayda görür. Ancak hipnotik fenomenleri yapabilmek için somnambulistik derinliğe inebilmeye yatkın olmak gerekir. Üstelik bu yetenek, çalışma ile de geliştirilebilir.

Unutmayın; “kovanızı suyla doldurmak için kuyunun en derin noktasına daldırmanıza gerek yoktur”. Yani hipnoterapinin faydasını görmek için mutlaka somnambulistik derinliğe inme yeteneği olması gerekmez. Hedefimiz kuyudan bir kova su almaksa; kovamızı kuyunun yüzeyine de daldırsak bir kova su alabiliriz, en derin noktasına da daldırsak yine bir kova su alabiliriz. Hafif hipnoza girenler de terapi amaçlı olan hipnozun faydasını görür, derin hipnoza girenler de. Ancak terapi amacı taşımayan bu tür hipnotik fenomenleri gerçekleştirebilmek için somnambulistik derinliğe inebilme yeteneği şarttır. Kimisi doğal olarak bu yeteneğe sahiptir, kimisi de çalışarak bu yeteneğini geliştirebilir.   

Hipnozun Bilimsel Temeli

Hipnozun bilimsel temeli hala tam olarak anlaşılamamış olsa da, araştırmacılar bu konuda son yıllarda büyük ilerleme kaydetmiştir. Artık hipnozun, uykudan da uyanıklıktan da tamamen farklı, başka düzeyde bir bilinç hali olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir. Hipnoz sırasında beyin, bilinçli zihnin atlandığı ve telkinlerin doğrudan bilinçaltı (bilin dışı) zihne yapıldığı, kesinlikle uyku hali olmayan derin bir rahatlama ve yüksek konsantrasyon durumuna girer.

Bilinçaltı zihin, kişinin bilinçli farkındalığının dışında bulunan, bilinçli denetim veya farkındalık olmadan otomatik olarak gerçekleşen düşünceler, istekler, dürtüler, çatışmalar ve anılar gibi içeriklerden oluşan zihinsel süreçleri temsil eder. Ancak bu demek değildir ki hipnoz altındayken bilinçli farkındalığımız yoktur. Tam tersine, olağanüstü odaklanmış bir konsantrasyon altında olan kişi, hipnoz sırasında bilinçaltına gidecek olan telkinlerin geçişine izin verip vermeme konusunda tamamen kontrol sahibidir. 

Bilinçli denetimin olmadığı yer, birbirini destekleyen şemalar ve kayıtlarımızın birbiriyle etkileşim halinde otomatik pilot gibi bazı süreçlerimizi otomasyona bağladığı, bilinç dışımızdır. Hipnoterapi aracılığıyla bilinç dışı zihinde, kalıcı etkileri olan yeni davranış ve düşünce kalıpları oluşturmak mümkündür. Tabi kişinin kendisi de bu yeni düşünce ve davranışları edinmek istiyorsa…

Bu konuyu daha iyi anlamak için Hipnozun Teknik Açıklaması ile ilgili şu videomu izlemeniz faydalı olur:

Hipnoz Tekniklerinin Türleri

Hipnoza alma teknikleri çok çeşitlidir. Farklı özelliklerdeki kişiler için farklı yöntemler kullanılır. Çünkü herkesin hipnozla etkileşim modeli farklıdır. En iyi hipnoterapistler, danışanlarını hipnoza alma konusunda her kişi için benzersiz yöntemler kullanır. Deneyimli olmayan, iyi bir hipnoz eğitimi almamış olan hipnotistler ise sadece bir ya da iki yöntem bildikleri için, herkesi aynı yöntemle hipnoza almaya çalışırlar. 

Dolayısıyla hipnoza alma konusunda büyük oranda başarısız olur ve danışanına “seni hipnoza almak mümkün değil” derler. Kişi de kendisinin hipnoza alınamayan biri olarak kabullenir ve bir daha hipnoterapi almayı düşünmez. 

Oysa bu doğru değildir. Hipnoza girmeyi kendisi de isteyen herkes, kişi için uygun olan doğru hipnotik indüksiyon teknikleri kullanıldığı sürece belli bir derinlikte hipnoza girerek ve hipnoterapiden fayda sağlayabilir. Ancak hipnoza girmeyi bir meydan okuma gibi gören kişiler elbette kendi isteği dışında hipnoza alınamazlar. 

En yaygın kullanılan hipnoz uygulamalarını şu şekilde gruplandırabiliriz:

  • Geleneksel hipnoz: Bu kategorideki teknikler, hipnotistin kişiyi bazı aşamalı gevşeme teknikleri ve telkinler kullanarak hipnotik hale yönlendirmesini içerir. Hipnoterapilerde oldukça yaygın olarak kullanılan yaklaşımdır. Ancak farklı türdeki kişilerde gevşeme içeren indüksiyonlar işe yaramayabilir. Bu nedenle, hipnotistin alet çantası, farklı kişiler için uygulayabileceği hipnoz indüksiyonları açısından zengin olmalıdır.

  • Ericksonian hipnoz: Bu teknik, dolaylı telkinler, hikayeleştirme, kıssadan hisse ve metaforlar kullanarak yapılan hipnoz uygulamalarıdır. Bu teknik, adını bu tekniği geliştiren ünlü hipnoterapist Milton Erickson’dan almaktadır. Eriksoncu Hipnoz olarak da adlandırılan bu yaklaşım, hipnoterapistin dil kullanımı açısından çok yetenekli olmasını ve yaratıcı olmasını gerektirir. Milton Erickson, kendi tarzını oluşturmuş bir dahiydi. Günümüzde yaygın olarak kullanılmaz çünkü bu yöntemin temelindeki yaklaşım standardize edilmemiş olup, oldukça yaratıcı bir yaklaşım gerektirir.

Erickson, hipnozu herkes için geçerli olan evrensel psikoloji ilkelerine dayanarak kendine özgü bir yorum katarak etkili bir tarz geliştirdi. Yani zaten var olan hipnozu, kendi tarzında yorumlayarak kullandı. Bu kullanımın yetenek gerektiriyor olması, Ericksoncu hipnozun dezavantajlarındandır diyebiliriz. 

Ericksonian hipnozda, kişiyi çok iyi gözlemlemek, çok dikkat etmek ve o kişinin ihtiyaçlarına en uygun olan yaklaşımı bulmak dışında katı ve net bir protokol yoktur. Bu yüzden, Eriksoncu hipnozun standart bir protokolü olmadığından, yetenek ve yaratıcı bir zihin, ön şarttır.

  • Nöro-Linguistik Programlama (NLP): Bu teknik, hipnotik hali dil kalıpları ve görselleştirmeler kullanarak oluşturur ancak NLP’nin tek başına bir hipnoza alma tekniği olduğunu söylemek doğru olmaz. Hipnoterapi sırasında NLP dil kalıpları kullanıldığında, hipnoterapinin etkinliği ve başarı ihtimali artar.

NLP, 1970’lerde Richard Bandler ve John Grinder tarafından geliştirilen bir yaklaşımdır. Bandler ve Grinder, başarılı terapistlerin ve iletişimcilerin tekniklerini modelleyerek insan davranışlarının anlaşılması ve değiştirilmesi konusunda NLP adını verdikleri bir sistem geliştirdiler. Bu sistem, kişileri hipnoza aldıktan sonra da kullanılabilir ama tek başına hipnozdur demek doğru olmayabilir.

  • Kendi kendine hipnoz (Oto Hipnoz): Bu teknik, kişinin kendisi üzerinde gevşeme teknikleri ve imgelemeler kullanarak kendi kendisine hipnoz uygulamasından ibarettir. Ancak oto hipnozun, bir hipnoterapistin uygulayacağı hipnoterapi ile aynı şey olmadığını bilmeniz önemlidir. Kendi kendine hipnoz öğrenmek, bir hipnoterapistin yerini alamaz. Otohipnoz eğitimi alarak bir hipnoterapistin yapacağı her türlü terapiyi kendi kendine yapabileceğiniz düşüncesinde olmak, büyük bir hata olur.

Hipnoz, tedavinin kendisi değil, bir araçtır. Hipnoterapistler bazı durumlarda, danışanları evde de kendi kendilerine terapi hedeflerine yönelik bazı egzersizleri (ev ödevlerini) yapabilsinler diye danışanlarına oto hipnozu öğretebilir. Bunun dışında kendi kendine hipnoz, terapi gerektirmeyen hedeflere ulaşma konusunda herkese çok faydalı olan harika bir yöntemdir.

  • Tıbbi Hipnoz: Tıbbi ve tedavi gerektiren konularda kullanılan bir hipnoz türüdür. Hekimler tarafından ağrı yönetimi, cilt hastalıkları, mide-bağırsak problemleri, ağrısız doğum, fibromiyalji, hormonal hastalıkların tedavisi gibi tıbbi alanlarda birincil tedavi yöntem olmasa da bir destek terapisi olarak kullanılır.

Hipnozun Kalıcılığının Süresini Etkileyen Faktörler

Hipnozun etkilerinin süresi bazı faktöre göre değişiklik gösterebilir. Bu faktörler şunlardır:

  • Suggestibilite: Telkine yatkınlık derecesi olarak da adlandırabileceğimiz hipnotizabilite veya suggestibilite, hipnozun etkisi ne kadar sürer sorusunun önemli bileşenlerindendir. Hipnoza yatkın olan kişiler genellikle hipnozun etkilerini daha uzun süre hissederler.

  • Hipnoz türü: Geleneksel hipnozun içerdiği hipnotik yaklaşımlar, diğerlerine göre daha uzun süreli etkilere sahip olabiliyor. Özellikle geleneksel hipnoz, bilişsel davranışçı terapi ile bütüncül olarak kullanıldığında, etkilerinin kalıcı olma olasılığı çok yüksek oluyor. Ancak unutmamalıdır ki örneğin Covid olan birisinin bir daha hayatı boyunca bu hastalığa yakalanmayacağı anlamına gelmez. Yani hipnoterapi ile bir problemi aştığınız zaman, gerekli şartlar oluşursa, kişi yine aynı problemi yaşayabilir.

Örneğin hipnozla depresyon tedavisi gören biri bu problemini aştıktan sonra ömür boyu bir daha depresyona girmez demek yanlış olur. Eğer yaşam şartları kişiyi zorlarsa, birkaç yıl sora yine depresyona girebilir elbette. 

  • Hipnoterapistin bilgi ve beceri düzeyi: Hipnotistin deneyimi, bilgi ve beceri düzeyi de hipnozdan başarılı sonuçlar almayı veya kalıcılığının süresini etkileyebilir. Yetenekli, iyi bir hipnoz eğitimi almış ve özellikle klinik alt yapısı da olan bir hipnoterapist, kişilerde etkili bir hipnoz hali oluşturabilmenin yanı sıra, hipnoza aldıktan sonra terapi içeriğini nasıl yürütmesi gerektiğini de bilir. Bu da sonuçların daha uzun süreli etkilere sahip olmasını sağlayabilir. Bu nedenle, hipnoterapistinizin aynı zamanda bir klinik psikolog olmasını tercih etmelisiniz.

  • Ortam: Hipnoterapi seansının gerçekleştiği ortam da hipnozun sonuçlarının kalıcılık süresini etkileyebilir. Sakin, güvenilir ve rahatlatıcı bir ortam, kişilerde daha verimli bir hipnoz hali oluşturabilir ve bu da daha uzun süreli etkilere vesile olabilir. Ortamda hafif bir müzik olması şart değildir. Hatta hiç müzik olmaması daha iyi olabilir zira danışanınızın müzik zevkini bilemezsiniz, öyle değil mi? Bazı kişiler müzikten rahatsız olabilir. Sizin rahatlatıcı bulduğunuz bir müzik, bir diğeri için itici olabilir. 

Ayrıca hipnoz yapılan ortamda mistik bir hava yaratmak için yapılan gereksiz dekorasyon çabaları hipnoterapi sürecini bazı kişiler için çekici kılmayabilir. Hipnoza mistik, gizemli bir hava yüklemeye çalışmak, seansların başarısını ve bağlamını olumsuz etkileyebilir. Zira hipnozun spiritüalizmle alakası yoktur. Hipnoz doğa üstü bir olay değil, gayet doğal, bilimsel bir terapi aracıdır.

Hipnozun Başarısının En Önemli Anahtarı Nedir?

O anahtar, sizsiniz! Zira değişme isteğiniz, başarının anahtarıdır. Hipnoterapi ya da psikoterapi gibi süreçler, kişiye rehberlik eden, destek olan süreçlerdir. Kişi değişime istekli olmalıdır. Değişme olan güçlü bir istek, başarının en önemli anahtarıdır. Kişi değişime kendisi de istekli olmadığı sürece değişim gerçekleşmeyecektir.  

Kişi kendisi de değişmek istemiyorsa, hipnoterapinin etkileri uzun sürmez veya işe yaramaz. Hipnoz, zihninizle işbirliği halinde çalışır. Değişimi isteyen tarafınız, bunu gerçekten istemelidir. Değişim için bir amacınız, bu değişimle ulaşmak istediğiniz bir hedefiniz olmalıdır. 

hipnozun etkisi ne kadar sürer, hipnoterapinin etkileri, süresiAncak bazen değişimi istiyoruzdur ama bazı dirençlerimiz vardır öyle değil mi? Bu dirençler muhtemelen derinlerde bir yerlerde farkında bile olmadığımız (ya da  bazen farkında olduğumuz ancak aşamadığımız) bazı bilinç dışı nedenden dolayıdır. Zihniniz bu değişime engel olmaya çalışarak aslında sizi iyi niyetle başka şeylerden korumaya çalışıyor olabilir. Bu şeyler irrasyonel (mantıksız) olsa da, bilinç dışınızdaki bazı kayıtlarınız, bilinç dışını için “öğrenilmiş mutlak gerçeklikler“dir. Bilinç dışınız, bu öğrenilmiş gerçekliklerin dışındaki bir alana çıkmak istemez. Bunu tehdit olarak algılar. Bu sayfadaki videoyu izlediyseniz, bu dediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bilinçaltınız, değişimi olumsuz olan başka bir şeyle ilişkilendirilebilir veya kişinin sağlıksız alışkanlıklarını veya davranışlarını sürdürmesinden edindiği bir “ikincil kazanç” (ikincil fayda) olabilir.

Örneğin; evinden dışarı çıkmaktan ve işe gitmekten çok korkan bir kadın düşünün… Bu kadının eve gelen bir psikoterapistle çalışmaya başlar… Ailesi ona destek oluyordur, arkadaşları market alışverişlerini yapıyor, tüm iş arkadaşları düzenli olarak eve uğruyor, ilgileniyor, arayıp soruyordur…  Tüm bu destek, ilgi ve yardımlara rağmen kadın hiçbir ilerleme kaydetmiyordur…  Böyle bir durumda, danışanın bilinçaltı aslında değişmeyi istemiyordur. Çünkü etrafındaki herkes aslında onun bu probleminin içinde sıkışıp kalmasına izin veriyordur. (Probleme katkıda bulunuyorlardır). Çünkü kişi bu örnekte, kişi bu probleminden bir “kazanç” da elde ediyor, öyle değil mi? Bunu bilerek ve planlayarak yapmıyordur elbette. Ama bilinçaltı için bu ilgi ve destek, bu agorafobiden elde ettiği bir ikincil kazançtır. Bu yüzden bilinçaltı değişime direnç gösteriyordur.

Hipnoterapist, danışanın değişmeyi isteyen ve istemeyen bu iki tarafı ile hipnoz ile çalışmalar yaparak danışanın bilinçaltına değişimin güvenli olduğunu hissetmesine yardımcı olur. Bilinçaltındaki değişime engel olan kayıtları yeniden çerçeveler. Ve danışan, hızlı bir şekilde bu problemini aşmayı başarır. 

Bu örnekte görüldüğü gibi, değişimi istemek elbette şart. Yüzmeyi öğrenmek için denize atlamak, ıslanmak şart. Ancak bazen kişi bilinçli zihniyle problemini aşmaya istekli olsa da bilinç dışı zihni, değişimi güvenli bulmadığından kişiyi korumak amacıyla değişime direnebilir. Bu yüzdendir ki bazen “bilinç” düzeyinde yapılan konuşma terapileri yerine bazen  “bilinç dışı” düzeyde yapılan terapiler, daha hızlı etki gösterebilmektedir. “Bilinç” düzeyinde yapılan terapiler (BDT gibi) ile “bilinç dışı” düzeyde yapılan terapiler eş zamanlı kullanılırsa, en verimlisi budur.  

Hipnozun Etki Süresini Artırmak İçin Neler Yapılabilir?

Hipnozun süresini artırmak istiyorsanız, aşağıdaki tavsiyeleri dikkate almanız faydalı olur:

  • Kendi kendine hipnoz pratiği: Kendi kendinize hipnoz pratiği yapmak, hipnoza gittikçe daha duyarlı hale gelmenizi sağlar. Böylece hipnozun etkilerinin süresini artırabilir.

  • Yetenekli bir hipnoterapist bulmak: Yetenekli ve klinik alt yapısı da olan deneyimli bir hipnoterapist, sizin yapınıza uygun ve daha verimli bir hipnotik hali oluşturabileceği için, bu tür bir hipnoz desteği almak da daha uzun süreli etkilere sahip olabilir.

  • Kendi seansınızın Mp3 ses kaydını günde bir kere dinlemek: Çoğu hipnoterapist, seansın ses kaydını alıp danışanına vermez. Oysa kişiler önceden hazırlanmış standart bir ses kaydını dinleyerek problemini aşmak için nafile bir çaba harcamak yerine, kendisi için kişiselleştirilmiş olan, yani kendi gerçek seansının orijinal ses kaydını günde bir kere dinlerse, hipnozun etkilerinin süresi ve başarı şansı artar. Hipnoterapistinizden kendi seansınızın ses kaydını isteyin. Hipnoterapistinizi seçerken seans, seanstan sonra size seansın ses kaydını verip vermeyeceğini sorun.  

İhtiyaçlarınıza uygun hipnoz seansını düzenleyebilecek klinik alt yapısı olan, iyi bir hipnoz eğitimi almış deneyimli bir hipnoterapist bulmanız önemlidir. İyi bir hipnoterapist, istediğiniz sonuçları elde etmenizde yardımcı olabilir.

Hipnoz Etiği Nedir?

Hipnoz, kişilerin davranışları ve düşünce kalıpları üzerinde önemli pozitif etkilere sahip olabilen güçlü bir tekniktir. Bu nedenle, hipnoz etiğini de dikkate almak önemlidir. Öncelikle, danışanların alacağı sonuçların kişiden kişiye göre farklılık gösterebileceği hakkında danışanların doğru bilgilendirilmesi şarttır. Önceden herhangi bir seans sayısı vaat etmek, %100 garanti sonuç gibi söylemlerde bulunmak etik ve gerçekçi değildir. 

Her terapi veya tedavide olduğu gibi, hipnoterapide de sonuçlar kişiden kişiye göre farklılık gösterebilir. Hipnozun etkisi ne kadar sürer diye sorulduğunda “hiç merak etme, ilelebet sürer” gibi gerçek dışı söylemlerle danışanlar yanlış bilgilendirilmemelidir. 

Hipnoz, etik kurallara uyan, yetkin, terapi amacıyla kullanılacaksa klinik alt yapısı da olan profesyoneller tarafından (hekimler ve klinik psikologlar tarafından), sadece ve sadece terapi amaçlı kullanılmalıdır. Hipnoz ile sahne gösterileri yapmak, Youtube’da gösteri amaçlı videolar çekmek, etik değildir.  

Sonuç:

Hipnozun süresi kişiden kişiye değişebilen sübjektif bir konudur. Uygulanan hipnozun türü, kişinin suggestibilitesi ve hipnotizmacının bilgi-beceri düzeyi gibi faktörler, hipnozun sonuçlarını ve etkililik süresini etkileyebilir. Ancak doğru teknikler ve deneyimli bir hipnoterapist ile hipnozun etki süresi ve başarı oranı artırılabilir. Hipnozun etik yönleri de dikkate alınmalı ve gösteri amacıyla değil, sadece terapi amaçlı kullanılmalıdır.

Kln. Psk. Burak Uçkun
Kln. Psk. Burak Uçkun

Hipnoterapi diplomasını dünyanın ilk ulusal akreditasyona sahip hipnoterapi akademisi olan, ABD Los Angeles’taki HMI College of Hypnotherapy‘de aldı. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi “Psikoloji” bölümünden, yüksek onur derecesiyle bölüm ikincisi olarak mezun oldu. “Klinik Psikoloji” alanında Yüksek Lisans eğitimini İstanbul Beykent Üniversitesi‘nde başarıyla tamamlayarak, Uzman Klinik Psikolog unvanını aldı. Ulusal ve uluslararası platformlarda aldığı 12 adet müzik ödülünün yanı sıra inşaat mühendisliği alanında da lisans diplomasına sahiptir. Klinik Psikolog Burak Uçkun, yetişkinler için Bilişsel Davranışçı Terapi ve Hipnoterapi yönelimli Psikoterapi hizmetleri vemekle beraber alandaki uzmanlara Hipnoz eğitimleri de vermektedir.

Yazarın Tüm Makaleleri

Bunlar da ilginizi çekebilir

Sorularınız mı var?

Telefon veya e-posta ile irtibata geçmekten çekinmeyin

Merhaba...

Sorunuz mu var?

bilgi@hypnotistanbul.com 
Tel: 0539 914 23 10

Sorularınız için telefon ya da e-posta yoluyla irtibata geçmekten çekinmeyiniz.

hypnotistanbul