Hipnoz

Hipnoz; dikkatin, konsantrasyonun ve telkin edilebilirlik düzeyinin arttığı doğal bir zihin durumdur. Hipnoz bazı kaynaklarda “uyku benzeri bir durum” olarak tanımlansa da hipnoza giren kişiler aslında uyumaz. Hipnotik hale giren kişilerde zihinsel farkındalık artarken çoğu zaman doğal bir gevşeme hali de eşlik eder. Ancak her gevşeme, hipnoz değildir. Hipnoza giren kişiler sadece ve sadece kendileri için yararlı olacak telkinlerin bilinçaltına ulaşmasına izin veren bir seçici farkındalık haline girerler. hipnozla yapılan terapiye hipnoterapi adı verilir. Hipnoterapi, bir ruh sağlığı uzmanının rehberliğinde yapılır. Sözlü talimatlar ve zihinsel imgeler kullanılarak gerçekleştirilir. Kişiyi hipnoza almak için kullanılan yöntemlere “indüksiyon” denir. Hipnoz sırasında telkinlere daha açık olmanıza rağmen kontrolünüzü kaybetmezsiniz.

İçindekiler

Hipnoz Sadece Bir Tedavi mi?

Hipnoz, genellikle bir tedavi yöntemi olarak algılansa da, aslında çok daha geniş bir kullanım alanına sahiptir. Özellikle stres yönetimi, anksiyete, panik atak, depresyon, sigara bırakma, fobiler ve kaygılarla başa çıkma gibi konularda oldukça etkili bir tedavi yöntemi olarak kullanılabilmektedir. Hipnoz, psikolojide bazı konularda birincil terapi aracı olarak kullanılabilirken diğer konularda ise Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) gibi farklı terapi yaklaşımlarını destekleyen bir tamamlayıcı terapi olarak kullanılır. Bazı zorlu konularda diğer terapi yöntemleriyle beraber kullanılması, iyileşme sürecine büyük katkı sağlar. 

Bilinçli zihinle bilinçaltı zihin arasındaki etkileşimle çalışan hipnoz yöntemi terapötik amaçlarla kullanılabileceği gibi, kişisel gelişim, meditasyon, hedeflere ulaşma ve hatta performans artışı gibi tıbbi olmayan birçok alanda da etkili olabilmektedir.

Herkes Hipnoza Girebilir mi?

İsteyen herkes belli bir derinlikte hipnoza girebilir ancak derin hipnoza girebilmek herkes için mümkün olmayabilir. Her insanın hipnotize olma yeteneği farklıdır. Hipnoz hakkında yanlış bilinen bazı mitler, kişinin hipnotize olma becerisini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, kişinin hipnoza ilişkin korkuları veya endişeleri varsa, bu korkuların önce giderilerek kişiyi hipnoza hazırlamak gerekir.

Hipnoza yatkınlık seviyesi yüksek olan kişiler hızlı ve kolay bir şekilde gevşeme ve odaklanma durumuna geçebilen kişilerdir. Dikkat eksikliği, konsantrasyon veya odaklanmayı sürdürme problemi olan kişiler hipnoza girme konusunda biraz zorlanabilir. Ancak bu kişilerin de hipnozdan belli bir ölçüde fayda görmesi olasıdır.

Hipnoza girmek için şu tür bazı özelliklere sahip olmanız gerekebilir:

  • Kolayca imgeleme yapma (görselleştirme) yeteneği
  • İyi bir odaklanma yeteneği
  • Yaratıcı düşünme yeteneği
  • İyi bir hayal gücü
  • İşbirliği yapma (talimat takip edebilme) yeteneği

Hipnoz Türleri Nelerdir?

  1. Klasik hipnoz, terapistlerin hipnoterapide kullandıkları en yaygın yöntemdir. Bu yöntemde hipnoza girme süreci gözü bir noktaya sabitlemeyle başlar, nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri ile devam eder. Hipnoz hali oluştuktan sonra ilgili problemi aşmaya yönelik telkin ve tekniklerle terapi sürecine geçilir. Terapi sürecinde kullanılan yaklaşımlar konuya göre değişmekle beraber direkt telkin, dolaylı telkin veya görsel imgelemeler içeren egzersizlerle yapılabilir. 
  2. Eriksoncu Hipnoz, Milton Erickson tarafından geliştirilmiş bir hipnoz türüdür. Bu yöntemde seans alan kişi hikayeler, metaforlar ve semboller kullanılarak problemin bilinçaltındaki bileşenlerine yönlendirilir. Telkinler, klasik hipnozdaki gibi doğrudan değil, metaforlarla, dolaylı olarak aktarılır. Terapötik hipnozda yaygın olarak kullanılan bir yöntem değildir. 
  3. Grup Hipnozu, birden fazla kişinin aynı anda hipnoz edildiği bir yöntemdir. Bireysel hipnoz seansları kadar etkili değildir zira kullanılan hipnoz indüksiyonu kişiye özel değildir. Gruptaki bazı kişiler için uygun ritimde ilerleyen bir seans, diğerleri için hızlı olabilir. Bu nedenle grup hipnozu genellikle eğitim veya seminer gibi amaçlarla yapılan toplu etkinliklerde, sadece demonstrasyon amacıyla kullanılır. Terapi amacı taşımayan, motivasyon amaçlı bazı yüzeysel konularda gruplara uygulanması düşünülebilir. 
  4. Tıbbi hipnoz, tıbbi amaçlarla kullanılan bir hipnoz türüdür. Kronik ağrıların azaltılması, diş çekimi veya anestezisiz cerrahi müdahaleler gibi durumlarda tıbbi hipnozdan yararlanılabilir. Tıbbi hipnoz, kişinin ağrıyı daha az hissetmesine ve ameliyat sırasında daha rahat olmasına yardımcı olabilir. Hipnoza girme becerisi üst düzeyde olan (somnamblist) kişilerde etkili olabilse de herkeste aynı etkiyi göstermez. 
  5. Klinik Hipnoz (Hipnoterapi), psikolojik sorunların tedavisinde kullanılan ve hipnoterapi adı verilen bir tamamlayıcı terapi türüdür. Hipnoterapi, sorunların kaynağını bilinçaltı düzeyde ele alır. Klinik psikolojide hipnoterapi, genellikle anksiyete, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi sorunların tedavisinde kullanılsa da psikolojik temelli sorunların hemen hepsinde, az ya da çok fayda sağlar.
  6. Regresyon Hipnozu, kişinin bilinç dışına itilmiş olan geçmiş hatıralarına dönmesine izin veren bir yaklaşımdır. Bu yöntem, bazı konulardaki terapilerde (örn. TSSB – Travma Sonrası Stres Bozukluğu) keşif amacıyla, klinik psikolog ve psikiyatrist hekimler tarafından kullanılabilir.
  7. Otohipnoz, kişinin kendi kendine hipnoz uyguladığı bir yöntemdir. Kullanım alanı kısıtlıdır. Hipnoterapistle yapılan terapötik seansların yerini alamaz, terapi amacıyla kullanılmaz. Otohipnoz Tekniği, genellikle stres azaltma, performans geliştirme ve yaratıcılığın artırılması gibi amaçlarla kullanılır.

Hipnoza Yatkınlık Ne Demek?

Hipnoza girme becerisine hipnozabilite ya da hipnotizabilite denir. 

Bireylerin hipnozabilite seviyesi yaşına, kişilik özelliklerine, geçmişteki deneyimlerine ve hatta iletişim becerilerine göre bile değişkenlik gösterebilir. Telkine yatkınlığınız ne düzeyde olursa olsun, her insan hipnozun 6 derinlik seviyesinden birine kolaylıkla ulaşabilir.

  • Bazı çalışmalar, toplumun yaklaşık %10 ile %15’inin yüksek seviyede bir hipnotizabilite yeteneğine sahip olduğunu gösteriyor. Bunların %3’ü ise çok derin hipnoza girme yeteneğine sahiptir. Bu bireylere somnambulist adı verilir.
  • Toplumun %10 ile %15’i ise oldukça düşük bir hipnotizabiliteye sahip. Ancak bu kategoridekiler de hipnoza girebilir, hipnoterapi ile başarılı sonuçlar alabilir.
  • Geri kalan insanlar ise ortalama bir düzeyde hipnotizabilite yeteneğine sahiptirler. Yani herkes, belli bir seviyede hipnoza girme yeteneğine sahiptir.
 

“Kovanızı suyla doldurmak için kuyunun en derin noktasına daldırmanıza gerek yoktur”Yani ne derinlikte hipnoza girerseniz girin, hipnoterapiden fayda görmeniz mümkündür. Ancak bazı insanlar diğerleri kadar kolay konsantre olamayabilir. Dikkat eksikliği veya odaklanma konusunda patolojik sorunları olan kişiler hipnoza girmekte zorlanabilirler zira hipnoz, konsantrasyon ve odaklanmanın en yüksek olduğu zihin durumudur.

Hipnoterapi Herkes İçin Uygun Bir Yöntem mi?

Hipnoterapi, birçok insan için güvenli ve etkili bir tedavi yöntemidir ancak terapi konusu ne olursa olsun, ciddi ruhsal sorunları olan psikotik kişilere hipnoz yapılması uygun olmaz. Psikoz, gerçeklikten kopma durumudur. (örn. şizofreni). Psikotik kişilere hipnoz uygulanmamalıdır. Ağır depresyon ve bipolar bozukluk da (özellikle manik veya ağır depresif dönemlerde) kişinin gerçeklikten kopmasına ve psikotik özellikler göstermesine neden olabildiği için, bu kişilere hipnoz uygulanmamalıdır.

Hipnoz tedavisini sadece durumunuzun klinik boyutunu değerlendirme yetisi olan hekimler ve ruh sağlığı uzmanlarının yapması daha uygundur. Hipnozun sizin için güvenli olup olmadığına karar vermek için terapistiniz ilk seansta detaylı bir anamnez alarak durumunuzu değerlendirir. Hipnoz eğitimini başarıyla tamamlamış bir hekim veya klinik psikolog tarafından yapılan hipnoterapi uygulaması, gayet güvenli bir tamamlayıcı tedavidir.

Hipnoz Öncesi Anamnez Alınmasının Önemi

Anamnez, tıbbi ve psikolojik geçmişin detaylı bir şekilde incelenmesi sürecidir. Hipnoz seanslarına başlamadan önce, ilk seansta anamnez alınması, hipnoterapi sürecinin başarılı ve güvenli bir şekilde yürütülmesi için gereklidir.

Bu süreçte, terapist hastanın geçmişteki ve mevcut sağlık durumunu, yaşadığı psikolojik sorunları, geçmişteki tedavi deneyimlerini ve yaşam tarzını kapsamlı bir şekilde değerlendirir. Bu bilgiler, hipnozun hastaya uygun olup olmadığını anlamak için gereklidir.

Anamnez, terapistin hastanın mevcut durumunu ve terapi hedeflerini de anlamasını, terapiye yönelik stratejilerin belirlenmesini ve kişinin hipnoz için uygun olup olmadığını anlamasını sağlar. Anamnezin önemini şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Terapistin hipnozun güvenli ve etkili olup olmayacağını belirlemesine yardımcı olur. Zira her bireyin psikolojik ve fizyolojik yapısı farklıdır. Bazı bireyler için hipnoz, belirli koşullar veya geçmişte yaşanan olaylar nedeniyle uygun olmayabilir.
  • Hastanın geçmişi hakkında detaylı bilgi edinmeye ve terapistin kişiye özel bir tedavi planı oluşturmasına olanak tanır. Bu, tedavinin etkinliğini artırır.
  • Bazı psikolojik durumlar veya geçmişte yaşanan travmatik olaylar, hipnoz sırasında tetiklenebilir. Anamnez, bu tür olumsuz etkileri önceden tahmin etmeye ve olası abreaksiyonları önlemeye yardımcı olur.
  • Hastanın geçmişi ve mevcut durumu hakkında bilgi sahibi olmak, terapistin tedavi hedeflerini daha net belirlemesine ve hastanın ihtiyaçlarına uygun stratejiler geliştirmesine yardımcı olur.
 

Tek seans yeterli mi?

Hipnoz, tek seansta mucizeler yaratan bir sihirli değnek gibi görülmemelidir. Kaç hipnoz seansının yeterli olacağı, her durum için farklılık gösterir. Bazı durumlarda tek bir seans bile yeterli olabilirken, diğer durumlarda birden fazla seans gerekebilir.

Hipnozun etkili olabilmesi için genellikle düzenli ve tekrarlayan seanslara ihtiyaç duyulur. Her ne kadar bazı kişiler için (bazı yüzeysel konularda) bir veya iki hipnoz seansı yeterli olabilse de çoğu zaman hipnoz terapisine (anamnez seansı haricinde) en azından dört ila beş seansa ihtiyaç duyulur. Sonrasında, ilerlemenize göre kaç seansa daha ihtiyaç duyulacağınızı, terapistiniz değerlendirecektir.

Kişiye ve problemin niteliğine göre 4 ila 12 seansa ihtiyaç duyulabilse de bir çok temel konu için ortalama 4 ila 6 seans civarı hipnoz seansı yeterli olabilmektedir. Destek alınan konu aynı bile olsa bazı kişiler daha az, bazıları ise daha fazla seansa ihtiyaç duyabilir. Yıllardır bizimle olan bir problemi sadece 1-2 seansta çözmeyi ummak, gerçekçi bir beklenti olmaz.

Kişisel farklılıklar ve her kişinin probleminin kendine özgü olması, ihtiyaç duyulacak seans sayısını önceden bilmeyi engelleyen temel unsurlardır. Bu durum sadece hipnoz ve hipnoterapi için değil, psikoloji alanındaki tüm terapi disiplinleri için geçerlidir. Her birey, probleminin doğasına ve kişisel özelliklerine göre farklı seans sayılarına ihtiyaç duyar. Bir saatlik seanslar sırasında hipnoz uygulama süresi genellikle 20 ila 40 dakika civarındadır. Bazen daha kısa veya daha uzun da sürebilir. Hipnozun süresi, konuya ve ilgili seans içeriğinin dinamiklerine göre değişir. 

Hipnoz Yönteminde Seans Sayısını Belirleyen Faktörler

  • Problemin ne kadar ciddi olduğu, belirleyici faktörlerdendir.
  • Bireyin hipnoza girme yeteneği ve telkine duyarlılık düzeyi,
  • Kişinin hipnotistin verdiği talimatları takip etme ve uygulama konusundaki istekli olup olmadığı,
  • Hipnoterapistin deneyimi, uzmanlık düzeyi ve kullandığı hipnoz metodunun danışanla uyumu,
  • Kişinin zihinsel ve fiziksel sağlık düzeyi, yaşam tarzı, eşlik eden diğer problemler ve değişime istekliliği gibi kişisel özellikleri, 
  • Danışanın problemini aşma konusundaki motivasyonu ve terapistiyle işbirliği yapma konusundaki istekliliği,
  • Tedavinin nihai amacı ve hedefi.

Hipnozda Kontrolümü Kaybeder miyim?

Hipnotik deneyim sırasında telkine açık halde olmanıza rağmen daha sonra pişman olacağınız bir söz veya davranışta bulunmanız mümkün değildir. Uygulama sırasında istediğiniz anda gözünüzü açabilir, hatta isterseniz kalkıp gidebilirsiniz. Hipnotik hali sürdürüp sürdürmemek tamamen kendi kontrolünüzdedir. Kişinin bilinci daima kendi kontrolü altındadır.

Kişi Kendi İsteği Dışında Hipnoza Alınabilir mi?

Hipnotize olmayı istemeyen birinin kendi isteği dışında hipnotize edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, “kimse beni hipnotize edemez, hadi beni hipnotize et bakalım edebilecek misin” tarzındaki yüzeysel taleplere hipnoz yapmak, vakit kaybından başka bir şey değildir. 

Hipnoz, birinin diğerine yaptığı bir şey değil; iki kişinin iş birliğiyle gerçekleşebilen bir zihinsel durumdur.

Kişi Hipnozdayken Sırlarını İfşa Eder mi?

Hipnotik haldeyken kişiler normalde söylemeyeceği şeyleri söylemeyeceği gibi normalde yapmayacağı şeyleri de yapmaz. Daha sonra pişman olacağı hiçbir söz veya davranışta bulunmaz, sırlarını ifşa etmez. Kişinin etik değerleriyle çatışan veya terapi hedefleri ile alakası olmayan her türlü telkin, zihin tarafından geri çevrilir. Zaten bu yüzdendir ki hipnoz sırasında verilen talimatlara “emir” değil, “telkin” denir. 

Hipnozdan Uyanamama Miti

Hipnozdan çıkamama gibi bir ihtimal kesinlikle söz konusu değildir. Hipnozun tarihinde böyle bir şey görülmemiştir. Hipnozun keyifli ve sakin duygusu nedeniyle seansa yorgun gelmiş olan bazı kişiler uygulama sırasında uykuya dalarsa, bir süre sonra zaten kendiliğinden uyanır. Hipnozda sıkışıp kalmak diye bir şey yoktur. Bu bir “uyku hali” olmadığı için, hipnoza giren birini hipnozdan çıkarma prosedürüne “transtan çıkmak” veya “uyandırmak” yerine “hipnotik hali sonlandırmak” terimini kullanmak daha uygun olur.

Hipnozun Kullanım Alanları

Hipnozun hangi durumlarda potansiyel fayda sağladığını gösteren araştırmalara göre, en yaygın kullanıldığı uygulama alanları şunlardır:

  • Anksiyete Bozukluğu
  • Fobilerin Üstesinden Gelme (Kedi, köpek, uçak korkusu vb)
  • Kilo Kontrolü ve Zayıflama
  • Sigara Bırakma
  • Sosyal Kaygı ve Utangaçlık
  • Panik Ataklar
  • Depresyon (Hafif ve orta düzey)
  • Öfke Yönetimi
  • Ayrılık ve Yas
  • Özgüven ve Kendine Güven Artırma
  • Özsaygı ve Kendini Kabul Etme
  • Yeme Bozuklukları (Obezite, Anoreksiya vb tedavisinde tamamlayıcı nitelikte)
  • Uyku Sorunları
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)
  • Performans Artırma (Spor, Akademik, İş vb.)
  • Kaygı ve Stres Yönetimi
  • Sınav Kaygısı
  • Kişisel Gelişim ve Kendini Keşfetme
  • Kişisel Hedeflere Ulaşma
  • Yaratıcılığı Artırma
  • Sporda Müsabakalara Zihinsel Hazırlık
  • Yaşam Değişikliklerine Uyum Sağlama (Örn. Emeklilik, Yer Değiştirme)
  • Beden İmajı ve Kendini Kabul Etme
 

Hipnozun kullanıldığı durumlar sadece bunlarla sınırlı değildir. Kullanım alanları çok geniştir.

Hipnoz Sırasında Meydana Gelen Fiziksel ve Zihinsel Değişiklikler

Hipnoz sırasında bazı fiziksel ve zihinsel değişiklikler gözlemlenir. Kişinin otonom sinir sistemine bağlı olarak çeşitli şekillerde görülen değişiklikler şunlardır:

  • Nefes alma ritminin derinleşmesi ve yavaşlaması,
  • Yüz ifadesindeki değişiklikler,
  • Nabız hızında yavaşlama,
  • Odaklanma ve konsantrasyonda artış,
  • Hafızada artış,
  • Duygusal tepkilerde değişiklik
  • Beş duyunun hassasiyetinde artma,
  • Kan basıncında genellikle düşüş,
  • Verilen telkinlere bağlı olarak vücut ısısında değişiklikler,
  • Gözlerde, REM uykusu sırasında görülen hareketlere benzer hareketler,
  • Reflekslerde değişiklik,
  • Konuşma hızında yavaşlama,
  • Zaman algısında değişiklikler.

Hipnozdan Beklentiniz Ne Olmalıdır?

Hipnozdan beklentinizi doğru perspektifte tutmanız için bilmeniz gerekenler şunlardır:

  1. Hipnoz Çözüm Değil, Araçtır: Hipnoz mucizevi bir çözüm değil, birçok psikolojik ve bazı fiziksel sorunların üstesinden gelmede yardımcı bir araçtır.
  2. Etkisi, Sürece Aktif Katılıma Bağlıdır: Etkili olması için bireyin sürece aktif olarak katılımı gereklidir. Kişi hipnoz deneyimine açık ve istekli olmalıdır.
  3. Gerçekçi Hedefler Önemlidir: Hipnozun etkileri kişiden kişiye değişir. Herkes için aynı sonuçları garantilemez. Terapi hedefleri gerçekçi, ulaşılabilir ve net hedefler olmalıdır.
  4. Uzmanlık Önemlidir: Uygulamanın etkinliği büyük ölçüde hipnoterapistin deneyimi ve uzmanlığının kalitesine bağlıdır. Alanında deneyimli bir uzman tarafından yapılması önemlidir.
  5. Zaman ve Sabır Gerekliliği: Bazı durumlarda çok hızlı sonuçlar almak mümkün olsa da, genellikle seans hedeflerine ulaşmak bir süreç, zaman ve sabır gerektirir.
  6. Yardımcı Tedavi Yöntemidir: Hipnozun kendisi tedavi değil, tedaviyi tamamlayıcı bir yardımcı yöntemdir. Bir çok yüzeysel konuda tek başına da çözüm sağlayabilmektedir. Ancak çoğunlukla en iyi sonuçlar, diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanıldığında alınır. (Örneğin; bilişsel davranışçı terapi ile birleştirildiğinde).
  7. Hipnoz, Garanti Çözüm Değildir: Hipnoz bir çok kişide çok başarılı sonuçlar verse de her durum veya her birey için aynı derecede etkili olmayabilir. Bazı durumlarda beklenen faydalardan daha azını sağlayabilirken bazı durumlarda fayda sağlamayabilir. Hipnozun etkileri kişiden kişiye değişebilir.
 

Hipnoz Derinliği Ne Demek?

Hipnoz metoduyla ilgili araştırmalar yapan bilim insanlarının hipnoz derinliğini ölçmek için oluşturdukları birçok farklı ölçek vardır. Bu derinlik ölçeklerinden bazıları şunlardır:

  • Davis – Husband Ölçeği: derinliği 30 seviyede değerlendirir.
  • Le-Cron – Bordeoux Ölçeği: derinliği 50 seviyede değerlendirir.
  • Stanford Ölçeği: derinliği 12 seviyede değerlendirir.
  • Arons Derinlik Ölçeği: hipnozu 6 seviyede değerlendirir.
 

Farklı derinlik ölçekleri hipnoz derinliğini farklı kriterlerle değerlendirse de pratikte hipnoz derinliği “hafif, orta ve derin hipnoz” olarak aşağıdaki 3 aşama kapsamında değerlendirilir:

  • Hipnoidal (Hypnoidal) : Hızlı göz hareketlerinin (REM) oluşmasıyla gözlemlenir. Bu derinlikte, gözler hızlı hareketlerle titreşir. Hipnozun en hafif, ilk derinlik aşamasıdır. Terapi amaçlı bir çok konu için bu derinlik yeterlidir.
  • Kataleptik : Gözlerin yanlara (sağa-sola) doğru hareket ettiği gözlemlenir. Katalepsi, hipnozun orta derinlik aşamasıdır.
  • Somnumbulism : Gözler göz kapaklarının altında yukarı doğru yuvarlanır. En derin ve en verimli hipnoz aşamasıdır. Çok hızlı bir şekilde derin hipnoza girebilen Somnambul bireyler, toplumda %3 ila %5 oranındadır. Ani hipnoz ve sahne hipnozu için en uygun süjelerdir.

Hipnoz Doktorlar Tarafından Tavsiye Ediliyor mu?

Hipnozun etkinliği konusunda bazı farklı görüşler vardır. Hipnozun faydalarını destekleyen binlerce bilimsel araştırma olmasına rağmen hipnoz uygulama teknikleri henüz tıp fakültesi veya psikoloji bölümlerinin eğitim müfredatlarında uygulamalı bir ders olarak yer almıyor. Bu nedenle, bu yöntemi henüz tüm doktorlar benimsemiş değil. Hipnoz tedavisi uygulamak için eğitiminin ayrıca alınması gerekiyor.

Hipnoz, birçok hekim tarafından uygulanıp tavsiye edilirken, bazıları hipnozu bir plasebo etkisi olarak görüyor. Oysa hipnoz tedavisi psikoloji alanında yıllardır bir terapi yöntemi olarak tanınmaktadır. Psikoloji ve tıp alanlarındaki kullanımı dünya çapında oldukça yaygındır. Amerikan Psikoloji Derneği (APA), çok sayıda bilimsel araştırma ve klinik çalışma yaparak hipnoterapinin etkinliğini inceleyerek, hipnozun tedavilerde uygulanabilecek geçerli bir yöntem olduğunu onaylamıştır.

Ayrıca, Amerikan Tıp Birliği (AMA) 1958 yılında, birçok konuda etkili olduğunu destekleyen araştırma bulgularını yayınlayarak, hipnozun tıbbi ve psikoterapötik bir araç olarak kullanılmasını resmi olarak tanımıştır.

Birçok hekim, psikolog ve psikiyatrist, özellikle fobiler, depresyon ve anksiyete bozukluğu gibi durumlar için hipnozdan önce veya hipnozla beraber bilişsel davranışçı terapi ve ilaç tedavisi gibi diğer yaklaşımları da kullanmaktadır.

Kimler Hipnoz Uygular? 

Hipnoz eğitimi almış olan uzmanlar kendi uzmanlık alanları dahilinde olan konularda uygulama yapabilirler. Dünyada hipnotik teknikler hekim veya klinik psikolog olan hipnoterapistler tarafından tedavi amacıyla kullanılırken, hipnotistler tarafından ise tedavi konuları dışında kalan (mesleki ve kişisel gelişim alanlarında) kullanılabilmektedir. Ancak yine de hipnotistin yüksek standartlarda bir eğitim almış olduğunu belgelemesi beklenir.

hipnoz ne demek

Bazı doktorlar “hipnoz metodunu sadece doktorlar ve diş hekimleri uygulamalıdır” dese de hipnozun psikoloji alanındaki uygulamaları, tıbbi uygulamalarından daha geniştir. Hipnozun elbette tıbbi konularda kullanım alanları da vardır ancak hipnoz metodunun klinik psikoloji ile ilişkisini dışlamak doğru olmaz.

Ruhsal bozuklukların tedavisi konusunda bir klinik psikolog ya da psikiyatrist hekim tarafından uygulanırken, tıbbi hastalıklarda uygulanacaksa söz konusu problemle ilgili konuda ihtisas yapmış bir hekim tarafından uygulanmalıdır. Örneğin; bir diyetisyenin kaygı bozukluğu olan birine anksiyete bozukluğu tedavisi yapması nasıl ki yanlış ise bir diş hekiminin de hipnoz ile depresyon tedavisi yapması da doğru olmaz.

Hipnoz Etiği

Hipnoz yöntemi, kişilerin davranışları ve düşünce kalıpları üzerinde önemli pozitif etkilere sahip olabilen güçlü bir teknik olduğu için, hipnoz etiğini de dikkate almak önemlidir. Danışanların alacağı sonuçların kişiden kişiye göre farklılık gösterebileceği hakkında danışanların doğru bilgilendirilmesi şarttır. Önceden herhangi bir seans sayısı vaat etmek, %100 garanti sonuç gibi söylemlerde bulunmak etik ve gerçekçi değildir. Zira her tedavi yönteminde olduğu gibi, hipnoz yöntemi ile yapılan terapilerde de süreç ve sonuçlar, kişiden kişiye göre farklılık gösterebilir. İnsan faktörünün oluğu hiçbir uygulamada garanti verilemez. 

Hipnoz, etik kurallara uyan, yetkin, terapi amacıyla kullanılacaksa klinik alt yapısı da olan profesyoneller tarafından (hekimler ve klinik psikologlar tarafından), sadece ve sadece terapi amaçlı kullanılmalıdır. YouTube’da takipçi edinmek için veya gösteri amaçlı hipnoz videoları çekmek ve yayınlamak etik değildir.

Youtube’da bazı sosyal medya fenomenleri, yayınladıkları videolarda maalesef hipnoz metodunu çok yanlış tanıtıyorlar. Bu tür videoları izleyenler hipnoz yönteminin dinamiklerini bilmedikleri için gördüklerini yanlış yorumlayarak hipnozu bir zihin kontrolü gibi algılıyorlar.

Düşünsenize; hipnoz zihin kontrolü olsaydı, mahkeme ve karakollarda kadrolu, devlet memuru hipnotistler olmaz mıydı? Böylece şüpheliyi veya sanığı hipnoza alıp bülbül gibi şakıtırdı öyle değil mi? Hipnoz yöntemi “birini kontrolünüz altına alıp her söylediğinizi yaptırabileceğiniz bir sihirli güç” olsaydı, cezaevlerine de gerek kalmazdı. Suçluları hipnoza alıp “bir daha asla hırsızlık yapamıyorsun” gibi telkinlerle rehabilite ettikten sonra serbest bırakmak, dünyada standart bir uygulama olurdu.

TDK’nın Trans Tanımı ve Hipnozun Yanlış Algılanması

Türk Dil Kurumu’nun “trans” kelimesine yüklediği anlam, medyumluk ve hipnoz terimlerini yanlış bir şekilde yan yana kullanarak betimlemektedir. Transa girme kelimesine ithaf edilen bu tanım, hipnoz metodunun bilimsel ve terapötik yönünün yanlış anlaşılarak korkulan bir olgu haline gelmesine yol açmaktadır.

Hipnozun Bilimsel Anlamı ve TDK Tanımındaki Çelişki

TDK’nın trans tanımı şu şekildedir:

  1. “Medyumların ruhla ilişki kurdukları zaman girdikleri özel hipnoz durumu.”
  2. “Kendinden geçme, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçme.”
 

Bu tanımlar, hipnoz uygulamasının yanlış anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu tanımda “transa geçme” teriminin spiritüalizm bağlamında tanımlanması, “trans” kavramını yanlış olarak bir “hipnoz durumu” olarak betimlemektedir. Hipnoz mistik veya okült bir uygulama değildir. Falcılık ya da büyücülük gibi şeylerle de ilgisi yoktur. Türkiye’de ve dünyada yıllardır psikiyatrist hekimlerin, psikologların ve dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanlarının katılımıyla Hipnoz Kongreleri düzenlenmektedir.

Hipnozun Gerçek Tanımı ve Terapötik Süreci

Trans kelimesinin kökeni Fransızca “transe” (kendinden geçme) sözcüğünden gelse de terapide kullanılan hipnoz, bu tanımın dışında bir durumdur. İnternette bulunan bazı yanlış tanımlar ve şov amaçlı hipnoz sunumları, bilimle ve gerçeklerle bağdaşmayan yanlış anlaşılmalara neden olmaktadır. Transa girme, halk arasında genellikle spiritüalizm ve medyumluk bağlamında kullanılan bir terimdir. Bu da kişinin bilinçli gerçeklikten uzaklaştığı, adeta psikotik bir hali tarif eder. Oysa Hipnoz terapisi bilinçli katılımla işbirliği gerektiren, gayet güvenli ve konforlu bir terapötik süreçtir. Transtan çıkma sürecinin de metafizik, uykudan uyanma veya spiritüalizm ile ilgisi yoktur.

Hipnoz ve Trans Tanımının Ayrıştırılmasının Önemi

Hipnoz uygulamasının halk tarafından doğru anlaşılması için, psikolog ve hekimlerin hipnoz metodu hakkındaki bilgilendirici makalelerinin “trans” kelimesini içermemesi daha iyi olur. Hipnozun bilimsel temelleri ve klinik uygulamalardaki yeri, uzmanlar tarafından doğru ve anlaşılır bir dille aktarılmalıdır. TDK’nın “trans” kelimesinin tanımının içinde yer alan “medyumların ruhlarla iletişim kurmak için girdikleri hipnoz durumu” gibi tabirlerin gözden geçirilerek düzeltilmesi gerekmektedir. Hipnoz metodu medyumluk veya spiritüalizmle ilişkilendirilmemelidir.

Hipnoz Hali Nasıl Oluşur?

Hipnotizör, kişiye (süjeye) rehberlik eder; bazı yönerge ve talimatlar verir. Danışan bu yönergeleri uygulama konusunda gayretli olursa hipnoza girmemesi için hiçbir sebep yoktur. Hipnotize olmak istemeyen birini kimse hipnotize edemez. Örneğin: uçak korkusu için seans alan birine, sırf iyilik olsun diye seans sırasında sigarayı bırakmasına yönelik telkinler de verirseniz, kişinin sigarayı bırakma gibi bir isteği olmadığı için bu telkinler hiçbir işe yaramaz.

Hipnozun Kısa Tarihi

Hipnozun kullanımı binlerce yıl öncesine dayanmaktadır ancak hipnoz, 18. yüzyılın sonlarında Franz Mesmer adındaki bir doktorun çalışmalarıyla yaygınlaşmaya başlamıştır. Mesmer’in mistik görüşleri nedeniyle hipnoz başlangıçta olumsuz bir itibara sahip olmuştur. Aslında o zamanlar bu uygulamaya “hipnoz” adı henüz verilmemişti. Ancak zamanla daha bilimsel bir yaklaşım benimsenerek zaman içinde hipnozun gerçekte ne olduğu daha iyi anlaşılmış ve günümüzdeki rasyonel halini almıştır.

Hipnoz, 19. yüzyılın sonlarında psikoloji alanında daha da önem kazanmış ve fransız nörolog Jean-Martin Charcot tarafından o dönemde “histeri” olarak adlandırılan rahatsızlığı olan kadınların tedavisinde kullanılmıştır. Bu çalışmalar, Sigmund Freud’u çok etkilemiş ve psikanalizi geliştirmesine katkıda bulunmuştur. Hipnozun 18. yüzyıldan bugüne kadar gelişimini merak ediyorsanız hipnozun tarihçesi videosunu izleyebilirsiniz.

Özet:

Hipnoz, birçok kişi için stres, fobiler, anksiyete bozukluğu ve ağrı yönetimi gibi durumlarla başa çıkmada etkili bir yöntem olabilirken herkes için uygun olmayabilir. Birçok farklı kullanım alanı olan hipnozun bazı tıbbi ve özellikle psikolojik sorunlarda potansiyel faydaları vardır ancak etkileri kişiden kişiye değişebilir.

Hipnozun etkili bir tedavi yöntemi olduğu ve birçok insan için faydalı olabileceğini destekleyen bir çok bilimsel araştırma vardır ancak hipnozun istisnasız her durum için tek başına yeterli olabilecek bir tedavi yöntemi olmadığını unutmayın. Diğer tedavi ve terapi yöntemleriyle bir arada kullanıldığında, genellikle daha iyi sonuçlar verir.

Seans almadan önce hipnoz nedir sorusunun videolu açıklamasını incelemek, seanstaki performansınızı artıracaktır. Hipnoz seansı alacaksanız, seansa gelmeden önce ilgili linke tıklayarak bu konudaki detaylı videoyu izlemenizi tavsiye ederim.

hipnoz
Hipnoz Nedir
Klinik Psikolog BURAK UÇKUN

Klinik Psikolog BURAK UÇKUN

Hipnoterapi diplomasını dünyanın ulusal akreditasyona sahip ilk hipnoterapi akademisi olan, ABD Los Angeles’taki HMI College of Hypnotherapy‘de aldı. Lisans eğitimini yüksek onur derecesiyle ve bölüm ikincisi olarak mezun olduğu İstanbul Nişantaşı Üniversitesi, “Psikoloji” bölümünde tamamladı. “Klinik Psikoloji” alanında Yüksek Lisans eğitimini (tezli) İstanbul Beykent Üniversitesi‘nde başarıyla tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog unvanını aldı. Ayrıca inşaat mühendisliği lisans diplomasına da sahip olan Klinik Psikolog Burak Uçkun, "American Hypnosis Association" akredite hipnoterapistler listesinde yer almaktadır. Yetişkinler için Bilişsel Davranışçı Terapi ve Hipnoterapi yönelimli psikoterapi hizmetleri vermekle beraber alandaki uzmanlara Hipnoz eğitimleri de vermektedir.

Yazarın Tüm Makaleleri
Klinik Psikolog BURAK UÇKUN

Klinik Psikolog BURAK UÇKUN

Hipnoterapi diplomasını dünyanın ulusal akreditasyona sahip ilk hipnoterapi akademisi olan, ABD Los Angeles’taki HMI College of Hypnotherapy‘de aldı. Lisans eğitimini yüksek onur derecesiyle ve bölüm ikincisi olarak mezun olduğu İstanbul Nişantaşı Üniversitesi, “Psikoloji” bölümünde tamamladı. “Klinik Psikoloji” alanında Yüksek Lisans eğitimini (tezli) İstanbul Beykent Üniversitesi‘nde başarıyla tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog unvanını aldı. Ayrıca inşaat mühendisliği lisans diplomasına da sahip olan Klinik Psikolog Burak Uçkun, "American Hypnosis Association" akredite hipnoterapistler listesinde yer almaktadır. Yetişkinler için Bilişsel Davranışçı Terapi ve Hipnoterapi yönelimli psikoterapi hizmetleri vermekle beraber alandaki uzmanlara Hipnoz eğitimleri de vermektedir.

Yazarın Tüm Makaleleri

Bunlar da ilginizi çekebilir

Sorularınız mı var?

Telefon veya e-posta ile irtibata geçmekten çekinmeyin

Hipnoz Uzmanı ve Klinik Psikolog Burak Uçkun
Klinik Psikolog BURAK UÇKUN

Merhaba...

Sorunuz mu var?

bilgi@hypnotistanbul.com 
Tel: 0539 914 23 10

Sorularınız için telefon ya da e-posta yoluyla irtibata geçmekten çekinmeyiniz.

hypnotistanbul