Özdeğer Nedir? Neden Önemlidir ve Öz Değer Nasıl Geliştirilir?

Özdeğer sadece “kendi değerimi biliyorum” demek kulağa hoş geldiği için değil, nasıl düşündüğünüzü ve otomatik davranışlarınızı, tutumlarınızı da büyük ölçüde etkilediği için önemlidir. Dolayısıyla, özdeğerlilik algısı, yaşamımız üzerinde büyük bir role sahiptir. Nüfusun çoğunluğu bu konuda temel bilgilerden yoksun olduğu için sahip oldukları değersizlik duyguları yüzünden gerek iş hayatlarında, gerekse günlük ve sosyal hayatlarında zorluklar yaşamaktadırlar.

Oysa öz değerimizle ilgili yeni ve sağlıklı bir bakış açısı geliştirip kendi gözümüzdeki değerimizi içselleştirmeyi başardığımızda; davranışlarımız, dolayısıyla hayatımız da olumlu yönde büyük bir gelişim kaydeder. “Öz Güven, Öz Saygı ve Öz Değer” kavramları birbiriyle iç içe geçmiş ve sürekli bir etkileşim halinde olan paralel olgulardır. Özdeğer duygusu eksik olan insanlar kendilerini diğer insanlardan daha değersiz hisseder; güvensiz, çekingen olurlar. 

Öz Değer Nedir?

Özdeğer en yalın haliyle, kişinin kendine verdiği değerdir. Bir başka değişle özdeğer; kişinin kendiyle ilgili ne düşünüp ne hissettiğidir. İnsanlara öz değerlerin ne olduğunu sorduğunuzda, alacağınız cevap büyük bir olasılıkla “öz değer, kendim hakkında ne hissettiğimdir, yani kendimi sevip sevmememle ilgilidir” olacaktır. Aslında bir bakıma haklılar… Ama bu sevgiyi hangi neye göre, hangi kıstasa göre temellendirdiklerini sorguladığınızda; özdeğerin ne olduğunu anlamlandırma biçimlerindeki sorunu anlamaya başlayacaksınız. Yani… neden kendilerini seviyorlar?.. Ya da kendilerini sevmelerini sağlayan şeyler nelerdir?…

Aslında bu, cevaplaması zor bir soru olabilir. Ne demek istediğimi daha iyi anlatmak için küçük bir örnek vereyim;

İki genç adam düşünün: Birine Ali, diğerine Veli diyelim:

Ali, çok varlıklı biri… lüks içinde yaşıyor… bankada bir sürü parası, arabaları var, çevresinde bir çok kız ve erkek arkadaşı var… kadınların da gözdesi… çevresinden çok ilgi gören, varlıklı bir genç iş adamı.

Veli ise minimalist biri… Aç veya açıkta değil ama çok parası da yok… sadece karnını doyurup evinin kirasını da rahatça ödeyecek kadar, belki hobilerine de vakit ayırabilecek kadar kazanıp, minimalist bir hayat yaşıyor… Lüks arabaları yok, bir bisikleti var… sadece “yeterince” para kazanan bir sanatçı… (Örneğin bir ressam olabilir, ya da tiyatrocu, opera sanatçısı veya piyanist). Bu arada Veli’nin bir kız arkadaşı yok, hatta pek arkadaşı da yok… sadece sanatını yapmakla meşgul biri.

Şaşırtıcı bir şekilde, Ali hayatından pek memnun değil. Aslında çoğu zaman sahtelik duygularıyla savaşıyor çünkü babasının yönetimini ona bıraktığı şirketi ve tüm o zenginliği hak etmediğini düşünüyor… etrafında pervane olan kadınların onun lüks arabasında veya gittikleri lüks gece kulüplerinde bol bol selfiler çekip, bu sırada aslında onu tamamen görmezden gelmesinden bıkmış… Ali’ye göre etrafındaki herkes aslında ona gerçekten değer vermiyor ya da gerçekten saygı duymuyor; sadece onun sahip olduğu şeylere önem veriyor… Bu yüzden Ali’nin kendisi de kendi değerinden şüphe ediyor.

Öte yandan, Veli hayatının en harika günlerini yaşıyor. Veli için sanatı ve sanatı için yaptığı seyahatler, turneleri, gösterileri, onun için yaşamın kendisi. Veli, hem şehre, hem ülkeye, hatta dünyaya sunabileceği çok fazla sanatı ve yaratıcılığı olduğunun farkındalığında biri. Kendisini tanıyan ve sanatını taktir eden (az ya da çok olması fark etmeksizin) bir çok hayranının kendisine değer verdiğini biliyor. Hatta belki birçok hayranının, kendisinin dünyaya çok özel bir hediye olduğunu düşündüğünü görüyor. Bu yüzden Veli de her hafta kendi değersizlik hislerinin üstesinden gelmek için mücadele etse de kendini çoğu zaman önemli ve değerli hissediyor. Belki de hiç öz değer sorunu yok ve kendisinin çok değerli olduğunu düşünüyor.

Bu örnekte, çoğu insanın öz değer tanımındaki hatanın aslında nereden kaynaklandığını görmek kolaydır öyle değil mi? Birinde “değer” veya “özdeğer” tanımı yanlış bir şekilde dış olaylara veya dış nesnelere bağlı, dışsal, materyalist bir kaynağın ürünüyken, diğerinde özdeğerin tanımı daha çok içseldir; içten ve kendilik ile ilgili o doğal iç kaynaktan gelmekte. 

Sağlıklı bir öz-değer duygusuna sahip insanların kendi değerlerine bakış açısı bazı dış ölçütler nedeniyle değil, içten gelen özelliklerinin değerinin farkında oldukları içindir. Bu dış ölçütlere örnek vermek gerekirse;

  • Sınavlarda alınan düşük veya yüksek notlar,
  • Gelir düzeyi,
  • Fiziksel görünüş, giydiği kıyafetlerin markası vb,
  • Meslek, statü veya ünvan (müdür, işçi, başkan, memur, doktor, mühendis vb),
  • Yaş,
  • Sosyal Medya takipçi sayısı,
  • Gerçek hayattaki arkadaş sayısı…
 

…veya başka herhangi bir dış faktör de olabilir. Yani, başkalarının algısına, diğer insanların yargısına veya görüşüne tabi olan tüm dışsal faktörler, bazı kişilerin kendi değerlerini belirlemede kriter aldıkları şeyler olabiliyor. Bu tür kriterleri özdeğer belirlemede kullanma tuzağına düşen insanlar, kendilerini değersiz hissedebiliyor ve hayatlarında mutsuz, başarısız ve/veya pasif olabiliyor. 

Özdeğer nedir, öz değer nasıl geliştirilir

Sağlıklı bir öz-değer duygusuna sahip insanlar, kendilerine olan sevgilerini sadece “insan oldukları” gerçeğine dayandırırlar. Kusurlarına ve belki de eksik yanlarına rağmen kendilerini sevilmeye değer ve değerli hissederler. 

Sağlıklı bir öz değere sahip kişiler, bir rekabet söz konusu olduğunda her zaman “en iyi, en birinci, en üstte” olmasalar bile; hatta hiçbir zaman diğerlerine yetişemeseler bile, bir birey olarak topluma sunacak çok şeyleri olduğuna inanırlar. Kendi değerlerini başkalarıyla kıyaslayarak dışsal unsurlarla değil, bu dünyada biricik olduklarının bilincinde olarak, içsel değerlerini temele alarak anlamlandırırlar. 

Bu sözler kulağa “kendi kendini kandırma”, hatta “narsisizm” gibi gelse de aslında öyle değildir. Bu “benmerkezci” olmakla ilgili değil, hayatta farklı şartlara, farklı bir yetişme tarzına, statüye vb. sahip olmanıza rağmen en az başkaları kadar değerli olduğunuzu anlamanızla ilgilidir.

Özdeğerin Temelleri Çocuklukta Atılır

Çocuklar henüz sosyal öğrenme ile kendilerine bakışları değişikliğe uğramaya başlayana kadar, değerli olduklarını bilirler. Kendilerini severler. Bu da onları her şeye rağmen daha fazlasını yapmaya ve daha fazlasını olmaya motive eder. Her şeyi yapabileceklerine ve olabileceklerine inanırlar. Aynı şekilde diğer çocuklara da değer verirler. Eğer sağlıklı bir aile düzeninde büyürlerse, sağlıklı bir sosyal ortamda doğru uyaranlara maruz kalarak büyürlerse, kendilerine bakış açıları da gayet sağlıklı olur. Böylece özdeğer duyguları da sağlıklı düzeyde olur.

Özdeğer nedir, öz değer nazıl gelişirBebeğin özdeğerinin negatif ya da pozitif yönde gelişeceğini başka insanların ona karşı nasıl davrandığı, nasıl bir tutum içinde oldukları çevreden aldığı olumlu-olumsuz geri bildirimler belirler. Aldığı öğretiler her ne kadar farklılıkların kabul edildiği, sevginin net ifadelerle gösterildiği, iletişim yollarının açık ifadelerle gerçekleştiği, kuralların katı olmadığı ve değişebilir olduğu, sorumluluk almanın ebeveynler tarafından modellendiği ve yüreklendirildiği öğretiler olursa bu boş levha pozitif yönde dolacak ve doldukça da kişinin özdeğeri yükselecektir.

Özdeğerimizin temelleri, ailelerimiz tarafından inşa edilir. İlk altı yaş, öz değerimizin şekillendiği en önemli yıllardır. Okula başladıktan sonra maruz kaldığımız öğretiler çeşitlense de aile ortamındaki öğretiler, kendimize bakışımızın şekillenmesinde en önemli role sahiptir. Özdeğeri yüksek olan kişilerin dürüstlük, sevgi, saygı, şefkat, etik ve yeterlilik hislerinin de yüksek olduğu kolaylıkla fark edilir.

Sosyal Yaşantıların Özdeğerlilik Algısı Üzerindeki Etkileri

Özdeğeri dışsal unsurlara dayalı olarak tanımlamanın sorunu, bu ölçütlerin son derece belirsiz, istikrarsız ve göreceli olmasıdır.

Herkes hayatının bir noktasında muhtemelen işini kaybetmiş olabilir; iflas etmiş olabilir; arkadaşsız kalmış olabilir; statüsünü, parasını kaybetmiş, zorluklar yaşamış olabilir; birinin sevgisini kaybetmiş, sevgilisinden, eşinden ayrılmış, aldatılmış olabilir, aşk acısı çekiyor olabilir; hatta en azından hepimiz yaşlanırız öyle değil mi? 

Peki bunlardan herhangi biri başımıza geldiğinde ne olur? Daha az değerli mi oluruz? Kendi değerini herhangi bir dış faktöre dayandırmanın sorunu işte budur. Öz değerin çok yüksekse, ve bunun sebebi çok gurur duyduğun bir şey yaşadığın için olsa bile, öz değerin dışsal unsurlara bağlı olması sağlıklı bir durum değildir. Öz değerin ve kendimize olan sevgimizin sağlam bir temel üzerine inşa edilmesi gereklidir.

İşte bu yüzden öz-değerin kaynağı dışsal uyaranlarla ilgili değil, sadece sizinle ilgili olmalıdır. Öz değerin kaynağı ölçe biçe kendinizi kıyasladığınız şeylerle veya diğer insanların “başarı veya başarısızlık” olarak gördüğü şeylerle ilgili olmamalıdır.

Öz Değer Neden Önemlidir?

Öz değer, sayısız nedenden dolayı çok önemlidir.

Mesele şu ki, biri kendini sevmiyorsa, o zaman kendilerine bakmak için motive olmayacaklar, hatta çok şey başaramayacaklar. Aşırı durumlarda, katı bir öz-değer eksikliği kaygıya, bağımlılığa, ilişki sorunlarına, depresyona ve hatta intihara yol açabilir.

İnsanlar kendilerine değer vermediğinde, maddelerle dikkatlerini dağıtmaya, rekabet etmek için dışarı çıkmamaya ve sonunda başarılı olduklarında kendilerini sabote etmeye eğilimlidirler.

İlişkilerde, düşük öz-değeri olan insanlar, yapamayacaklarını düşündükleri şeyleri yapabileceğini düşündükleri birini (ki o kişiye bağımlı hale gelirler), veya kendilerinden daha aşağı görünen birini arayarak telafi etme eğilimindedir. Ve bu iki kombinasyondan herhangi birinin var olması, işlevsel olmayan toksik ilişkilere yol açar.

Profesyonel yaşamda, öz-değeri iyi olan insanlar bilgi, beceri ve “öngörülemeyen sorunları nasıl çözeceklerini öğrenme kapasitelerinin olduğuna” inandıkları için çoğu zaman cüretkar görevler üstlenirken, bu öz-değerden yoksun olanlar bundan korkarlar.

Genel olarak, sağlıklı öz-değeri olan insanlar da elbette bazı kusurları olduğunun bilincindedirler ama yine de kendilerini severler. Bu da hem kendilerinden hem de diğerlerinden beklentileri konusunda gerçekçi olduklarını ve başarısızlığa aldırmadıklarını gösterir.

Hayal kurmazlar, daha çok kendi değerlerini sonuçlardan  (kontrolümüz dışında olan sonuçlardan) ayırabilirler.

Özdeğerlilik Algısı Nasıl Geliştirilir?

Özdeğeri geliştirmek, “koşulsuz sevgi” ve “elinden gelenin en iyisini yapmak” ile ilgilidir.

Çocuklar için öz-değeri geliştirmek, onlara koşulsuz sevgi vermek (ve tabi ki sevgimizi göstermek) ve onlara “deneme ve başarısız olma” (ve başarılı olana kadar tekrar deneme) fırsatı vermek kadar basit bir yaklaşımla bile olabilir. Bu, çocuğa, sonucun onun değerini düşürmediğini bilmesini sağlamak ve yine de onlara daha fazla görevi kendi başlarına üstlenmeleri için itici güç ve motivasyon vermekle ilgilidir.

Yetişkinler için bu biraz daha karmaşık olabilir: Bunun nedeni, ileri yaşlarda özsaygı ile mücadele eden kişilerin, hayatlarının erken dönemlerinde çok fazla koşullu sevgi, aksilik, ve kısıtlama yaşamış kişiler olmasıdır.

Bunun anlamı, öz değer konusunda kendilerini geliştirmek için yapacak çok fazla işleri olduğudur. İlk görev ise “koşulsuz öz sevgiyi” inşa etmektir.

Farkına varmanız gereken ilk şey, kendinizi sevmenin aslında en iyi arkadaşınıza vereceğiniz özen ve dikkati kendinize aktarmakla bile gayet mümkün olduğudur.

Bu, kendi kendine olumsuz konuşmayı keserek, (inandırıcı ve mantıklı olması şartıyla) olumlu içsel diyaloglarla kendinizi cesaretlendirmek anlamına gelir. Unutmayın, önemli olan başkalarının sizi nasıl gördüğü değil, sizin kendinizi nasıl gördüğünüz ve kendinize nasıl davrandığınızdır.

Bu, kendinize ve kararlarınıza bu değişim yolculuğunuz boyunca güvenmeniz gerektiği anlamına gelir.

Kararlarınızın ve eylemlerinizin, mevcut durumunuzda yapabileceğiniz “en iyi” seçimler olduğunu kabul edecek kadar kendinizi sevmelisiniz. Bu çok önemlidir, çünkü başkaları bizim yerimize karar verdiğinde, kendimizi kontrolden çıkmış ve daha az önemli hissederiz. Bu nedenle karar vermeyi ve verdiğimiz kararlara bağlı kalabilmeyi öğrenmeliyiz.

Ayrıca, risk alma konusunda da cesur olmalısınız.

Bütün bunlar, kafanızın içindeki iç sesi değiştirmenize bağlıdır. Kendini olduğun gibi kabul edip, kim olduğunu ve neler yapabileceğini fark edip, potansiyelini sonuna kadar kullanma konusunda kararlı olmakla ilgilidir.

Özdeğer Duygumu Geliştirmek İçin Neler Yapabilirim?

Deneyimlerimizin dünyaya bakışımızdaki etkisi elbette ki büyüktür. O zaman önemli olan, yaşantılarımız ne olursa olsun, onlara nasıl baktığımız ve ne anlam verdiğimizdir. İnsanın başına gelen tüm kötü şeyleri “ömür boyu sırtımızda taşıyacağımız duygusal yükler” olarak görmeden, değişime açık ve istekli olmak, ilk adımdır. Mevsimler değişir, günler değişir, insanlar değişir, şartlar değişir, her şey değişir. Yaşam senaryomuzu yeniden yazabiliriz. Yaşımız kaç olursa olsun, hayattan zevk alabilir, tüm sorunları aşabilir, kendimizi sevebilir, maddi manevi tüm hayatımızı ilmek ilmek işleyerek yolculuğumuzu mutlu, zevkli ve huzurlu bir süreç haline dönüştürebiliriz. Yeter ki sorumluluk almaya hazır olup hayatımıza yeni yönler vermek için harekete geçelim.

Aslında çocukluğumuzda veya hayatımızda ne yaşamış olursak olalım, öz değer algımızı, öz saygımızı, öz güvenimizi ve tüm duygusal durumumuzu değiştirmemiz mümkündür. Sosyal hayatımız, aile yaşamımız ve hatta tüm yaşamımız nasıl ki değişkense; özdeğerimiz de sabit kalmaz. O da değişebilir, değiştirilebilir.

Literatürdeki bilimsel çalışmalar, bireyin özdeğer algısının psiko-sosyal eğitimle, bilişsel-davranışçı terapilerle, hipnoz terapileriyle değişmesinin mümkün olduğunu gösteriyor. Yeter ki değişime istekli olalım. Hayat herkese aynı standartta gelmiyor. Bazı insanlar doğuştan şanslı, bazıları gayretli, bazıları şanssız olabilir… Önemli olan, şartlar ne olursa olsun yaşamın bize sunduklarını nasıl yorumladığımızdır.

Özetle, öz-değer duygunuzu geliştirmeye şu şekilde başlayabilirsiniz:
  • Olumlu bir iç konuşma yapmayı alışkanlık haline getirmek,
  • İltifatları kabul etmek,
  • Kendini eleştirme alışkanlığını bırakmak,
  • Toksik ve negatif insanlardan uzak durmak,
  • Başarılarınızı fark edip kendinize hatırlatmak, kendinizi takdir etmek,
  • Mükemmeliyetçiliği bırakmak,
  • Bir duygu günlüğü tutmak ve bu duyguların çarpıtılmış düşünce içeriklerinizin ürünü olup olmadığı hakkında düşünmek…
 

Tüm bunları yapmak, zamanla öz değerinizi yükseltebilir. Ancak yine de öz değerinizi görmekte zorlanıyorsanız, bu konuda hipnoz desteği almayı düşünebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Duyuru Listemize Kaydol

Özel Duyuru, Güncelleme ve İndirimlerden Haberdar Ol
(Ayda 1 veya 2 adetten fazla e-posta almazsınız)

Sorularınız mı var?

Telefon veya e-posta ile irtibata geçmekten çekinmeyin

Merhaba...

Sorunuz mu var?

bilgi@hypnotistanbul.com

Sorularınız için benimle telefonla ya da e-posta yoluyla irtibata geçmekten çekinmeyiniz.

hypnotistanbul