Milton Erickson ve Ericksoncu Hipnoz

milton erickson 1Milton Erickson modern hipnoterapinin babası olarak kabul edilir ve onun öğretileri günümüzde hipnoterapinin en hızlı ve etkili dallarından biri olarak kabul edilir. Onun yöntemleri “Yönlendirilmiş İmgeleme” ve “NLP” (Neuro-Linguistic Programming) gibi bir çok hızlı terapi metoduna da ilham vermiştir.  Milton Erickson, gelmiş geçmiş en ilham verici terapistlerden biri olarak kabul edilir.

Hipnoz” kelimesini duyduğunuzda aklınıza hipnotistin danışanına “…göz kapakların ağırlaşıyor!… çok uykun var!  uyu!!!.. sigarayı bırakacaksın…” vs tarzında otoriter telkinlerin verildiği geleneksel hipnoz yöntemleri gelebilir.

Ancak hipnotik trans günlük hayatımızda çok farklı şekillerde ve doğal olarak meydana gelen bir zihin durumudur. Bazen bilinçli olarak oluşturulan (örneğin hipnoterapi), ancak çoğu zaman fark etmediğimiz bir şekilde günlük hayatımızda birçok kere girdiğimiz doğal bir zihin durumudur (örneğin hayale dalma ya da mantıksız korkulara kapılma vb).

Aslında insanlar çoğu zaman öyle ya da böyle, bir şekilde “hipnoz” halindedirler ve aslında hipnotistin görevi genelde danışanı hipnotize etmek değil, içinde bulundukları hipnoz durumundan çıkarmaktır. Hayattaki gerçek hipnotistler aslında öğretmenler, dini liderler, siyasi liderler ve hatta reklam verenlerdir. Kısacası hayatımızın her alanında telkinlere maruz kalıyoruz ve aslında hipnotistin yaptığı şey, hayatımızı yaşarken bize hükmeden bu hipnoz halini bozmak ve olmak istediğimiz kişi olmamıza hızlı bir şekilde yardımcı olmaktır.

“Hipnoterapi”, transın terapi amaçlı kullanılmasından ibarettir. Geleneksel hipnoterapi, ilk paragrafta verdiğim örnekteki gibi, “doğrudan telkin” veya “direk telkin”  diye adlandırdığımız otoriter bir dil kullanır. Bu tür bir dil süjede bazen etkili olabilir ama aslında herkes için uygun bir dil değildir. Bazı insanların bilinçaltı, bu şekilde verilen direk telkinlere direnç gösterir ve bu dilde bir hipnoterapi bu kişiler için başarılı olmaz.

Öte yandan Milton Erickson modeli hipnozda direk telkinden ziyade “dolaylı telkin” olarak adlandırıdığımız dil yapısı daha fazla kullanır. İndirekt, yani dolaylı telkinlere direnç göstermek çok daha zordur çünkü bu tür telkinler genelde bilinçli zihnimiz tarafından farkedilmezler bile. Bu dolaylı telkinler genelde süjeye hikayeler veya metaforlar olarak yansıtıldığı için aslında telkinler bu metaforların içinde gizlenmiş olurlar. Kişiye dikte etmek yerine seçme şansı verir. Dolaylı telkine bir örnek vermek gerekirse; “…sen bu anlattığım hikayeyi dinlerken gözlerin gitgide yorgun bir hale geldiği için belki de gözlerini kapatmak isteyeceksin ve uyku bastırdığı için gözlerinin kapanmasına izin verebilirsin çünkü insanlar gözleri yorulduğunda gözlerinin kapanmasına izin verirler ve senin de bildiğin gibi insan gözlerini kapattığında gittikçe artan bir gevşeme hali yaşarlar ve kendilerini çok sakin, rahat ve gevşemiş hissederken aynı zamanda çok hoş, konforlu ve gittikçe derinleşen bir gevşeme hali hissederler.”  

Bu cümledeki “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” durumunu farkettiniz mi?

Şöyle bir senaryo düşünün:  

Beş yaşındaki bir çocuk sofraya dikkatle süt dolu bir bardak taşıyor. Çocuğun babası “dökme sakın!” diye sert bir şekilde uyarır. Çocuk başını kaldırıp babaya bakar, o sırada sendeleyip bardağı düşürür ve her yere süt dökülür. O sırada öfkeli baba bağırır: “Ben sana demedim mi dökme sakın diye!!! Sakar! Söylemiştim sana!  Beceriksiz! Asla öğrenemeyeceksin!”

Burada amaç her ne kadar çocuğa hipnoz yapmak olmasa da, yani bilinçli olarak yapılmamış olsa da bu durum hipnoza bir örnektir; Güçlü ve otoriter ses (baba), indirekt telkin yoluyla (“dökme sakın”) çocukta hipnoz hali (trans) oluşturarak çocuğa doğrudan Post-Hipnotik Telkin aşıladı (“Sakar! Beceriksiz! Asla öğrenemeyeceksin!”).

“Post-Hipnotik Telkin” diyoruz çünkü çocuğun bilinçaltı eğer bu telkini kabul ederse ki çocuklar genelde eder, çocuk ileride kendini her zaman beceriksiz ve sakar biri olarak görecek. Ve baba tarafından verilen bu post-hipnotik telkin çocuğun bilinçaltında yerini alıp hayatı boyunca üstüne yapışacak ve çocuğun gelecekte başarılı olmasını sabote edecek.

Yorum yapmak ister misin?