Değişim sizce ne kadar kolay? Kendi kişisel değişim ve dönüşümünüze baktığınızda geçtiğimiz seneden bugüne kadar hayatınızda kendi isteğiniz ve kendi emeğinizle gerçekleştirdiğiniz kaç değişim sayabilirsiniz? (Saç modelinizi değiştirmek, sayılmaz).

DeğişimDünya değişiyor; mevsimler değişiyor, ülkeler değişiyor, yaşam tarzları değişiyor, doğa değişiyor, ekonomiler değişiyor… daha neler neler değişiyor… Bazı konularda dünya “seyirci” kalmaya devam ediyor, bazı konularda ise değişime hazır ve istekli bir şekilde çaba gösteriyor. Toplumlar değişirken birey olarak bizler de değişiyoruz, evriliyoruz. Bazılarımız yumuşak bir şekilde değişim rüzgarıyla uyum içinde süzülüyor; bazılarımız duvara toslamış gibi sancılar içinde, olduğu yerde sayıyor. Bazılarımızın ise dünyadan haberi yok, öğrenmeye, gelişmeye, değişmeye niyeti de yok.

İnsanların kendi yaşamlarında majör değişimler oluşturmalarına destek olma konusunda çok etkili terapi modelleri ve öğretiler olsa da kişinin değişim için kendi üstüne düşenleri yapma konusundaki tutumu, değişimi gerçekleştirme konusunda çok ama çok önemlidir.

Bir öğretmen nasıl ki öğrencisi üstüne düşenleri yapmayı reddettiği sürece onun bir şeyler öğrenmesini sağlayamaz, aynı şekilde bir hipnoterapist veya danışman da ne kadar yetenekli olursa olsun, kişinin kendi de değişime istekli ve kararlı olmadığı sürece bir gelişme olmayacaktır. Danışanın kendi üstüne düşenleri yapmaya hazır ve istekli olması beklenir. Danışan ve süjenin ilişkisi, uyumu, terapötik bağın niteliği de önemlidir. Bu durum sadece hipnotist-danışan ilişkisi için değil, diğer tüm ilişkiler için de geçerlidir öyle değil mi? İlişkiler tüm tarafların üstüne düşeni yapmasını gerektirir. Değişim, kişinin kendisi de elini taşın altına sokmaya kararlı ve istekliyse gerçekleşir. Kendimizin hiçbir şey yapmasına gerek olmadan sihirli bir değneğin bize dokunup bir şeyleri değiştirmesini beklemek, gerçekçi bir beklenti olmaz. Peki kişiler değişime ne zaman hazır olur? Değişim tam olarak ne zaman gerçekleşir?…

Değişim, ancak ve ancak kişi “eşik” dediğimiz yerdeyse gerçekleşir. Birinin eşikte olup olmadığını belirlemek için üç basit test vardır.

  1. Bir şeyler DEĞİŞMELİ
  2. …değişen BEN olmalıyım.
  3. …ve bu değişim ŞİMDİ olmalı

Gelin “eşik” testinin bu bileşenlerine bir göz atalım:

1- Bir Şeyler DEĞİŞMELİ.

Birinci bileşen gayet açık, öyle değil mi? Kişi bir şeylerin değişmesi gerektiğinin ve bunun öneminin farkında bile değilse; konuyla ilgili bilinçli zihniyle bile hiçbir farkındalığı yoksa, değişim elbette ki olmayacaktır.

Örneğin aşırı kilolu birisi bu durumdan hiç rahatsız değilse, kilo verip vermemek hiç umurunda değilse, elbette değişim mümkün olmayacak…

Sigaranın kendi sağlığını nasıl da mahvettiğini umursamayan biri sigarayı bırakmayacaktır.

İşini sevmediği halde o işe tahammül eden, durumu değiştirmek için hiçbir şey yapmayan, harekete geçmeyen, kılını bile kıpırdatmayan biri mutlu olacağı yeni bir iş bulamayacaktır.

2- Değişen BEN Olmalıyım.

Bunun iki anlamı var… ve iki anlamı da önemlidir.

Birinci anlamı; Kişi değişimi kendisi için istemelidir. Kendisi istemelidir, başkaları değil. Örneğin bir karı koca düşünün ki; karısı adamı kilo aldı diye artık çekici bulmadığını söyleyerek kilo vermesini istiyor… İşte bu adam o kiloları vermeyi kendisi için istemiyorsa, karısı baskı yapıyor diye kilo verme konusunda destek almaya karar vermişse, bu değişimi kendisi ve “kendisi için” istemediği sürece değişmesi pek olası olmayacaktır. Karısının zorlamasıyla diyetisyene gitse bile, terapi de alsa o kiloları vermeyecektir. Kendisi istemeden hiçbir destek mekanizması işe yaramayacaktır.

Ya da tırnaklarını yiyen bir çocuğun annesi ve babası çocuk tırnağını yemesin diye sürekli onu uyarıyor, kızıyor, parmağını emmesin diye sürekli bu konuda dırdır ediyorsa… burada değişimi isteyen çocuk değil, ebeveyndir.

Sigara içen biri sırf eşi dostu ısrar ediyor diye terapiye gelmişse, kaç seans hipnoz yapılırsa yapılsın, kişi sigarayı kalıcı olarak bırakmayacaktır. Karısının ısrarıyla seansa gelen birine kendisi istemedikten sonra sigarayı bıraktırabilecek bir sihirli değnek yoktur. Örnekler çoğaltılabilir….

“Değişen BEN olmalıyım” kavramının ikinci anlamına gelecek olursak; Bir insan değişimi gerçekten istiyorsa, sorumluluk almalıdır. Elini taşın altına sokması gerektiğini bilmeli ve buna hazır olmalıdır. Birini kendisi istemiyorsa değiştiremezsiniz. İnsanlar sadece kendileri de istedikleri zaman ve hazır olduklarında değişir. Yani değişim istiyorsak, kendimiz istemeliyiz ve değişimin sorumluluğunu almaya hazır olmalıyız. Örneğin eşiyle sürekli kavga eden biri bu durumu artık değiştirmek, düzeltmek istiyorsa… suçu eşine yükleyip onun değişmesini talep edemez. Değişimi yapmakla sorumlu olan, kişinin kendisidir. Değişime neden olan en önemli faktör sizin değişiminiz olacaktır. Önce kişi kendi değişmelidir ki karşısındaki de değişsin. Tıpkı Gandhi’nin ünlü sözü gibi; “Dünyayı değiştirmek istiyorsan, önce kendinden başla…

3- Değişim, ŞİMDİ Olmalı.

Eksik olan bileşen genelde budur… hatta insanların gerçekten değişmesini engelleyen tek şeydir diyebiliriz. Bir değişim yapmanız gerektiğini biliyorsunuzdur ve değişimin sorumluluğunu almayı da kabul ediyorsunuzdur, ancak henüz bunu yapmaya hazır değilsinizdir…

Obez bir adam düşünün; …çok fazla yiyor, içiyor… yediklerine dikkat etmiyor… sağlığına zarar verdiğinin farkında… Böyle giderse ileride çok sevdiği küçük çocuklarına ileride büyüdüklerinde iyi bir baba olmasını engelleyecek kadar sağlıksız olacağını, belki de ailesine yeterince destek olmaya yetecek bir sağlığı bile kalmayacağını bile bile, kendisine ve ailesine zarar vereceğini bildiği gıdaları yarını hiç düşünmeden tüketiyor… Ve sürekli eşine ve arkadaşlarına şöyle şeyler söylediğini düşünün; “Biliyorum… değişmeliyim… böyle devam edemem… kilo vermem lazım… siz beni uyarmaya devam edin… bunu sürekli duymam lazım… Önümüzdeki ‘yılbaşında – doğum günümde – önümüzdeki ay’ kesin diyete başlayacağım.

Bu kişide eşiğin üç bileşeninden iki tanesi var… ama yine de değişemeyecek maalesef. Üç bileşenin üçü de olmalı ki değişim gerçekleşsin.

Bu tip durumlarda kişiye (veya kendinize) mesela “değişmezlerse, aynen böyle devam ederlerse bir iki sene sonra ne olacağını” sorabilirsiniz…  İnsanlar hayatlarının değişmeden devam ettiğini hayal etme alıştırması yaptıklarında, çoğu zaman bir şeyin ne kadar kötüye gidebileceğinin farkına varırlar. Bu da onları eşiğe getirmek için yeterlidir. Onlara bu değişimi gerçekleştirdiklerinde nelerin değişeceğini, nelerin daha iyi olacağını da sorun…  Ama insanların herhangi bir konudaki değişimin potansiyel değerini zaten bilinçli olarak bildiklerini ama yine de pek çok insanın buna rağmen değişmediğini de unutmayın. Yani değişimi istemek tek başına yeterli olmayabilir… ve zaten insanlar tam da bu yüzden profesyonel destek almaya ihtiyaç duyarlar… ama “değişimi istemek”, değişimin olmazsa olmazıdır.

Peki bu bilgiler ne işinize yarayacak?

Artık “eşik” kavramını anladığınıza göre, insanların konuşmalarını dinlerken söyledikleri bahaneleri fark etmeye başlayın. Hatta kendi bahanelerinizi fark etmeye başlayın! İnsanlar hangi değişikliklerden kaçınır? Hangi eşik bileşeni eksik? İnsanların hangi noktalarda tıkandığını fark ederek tespit ve kalibrasyon becerilerinizi geliştirin.

Eğer bir terapist/danışman iseniz, potansiyel danışanlarınız sizi aradığında, onları danışan olarak kabul etmeden önce eşikte olup olmadıklarını kontrol edin. Bu bileşenlerin biri bile eksikse, bu danışanınızın sorununu aşmak sizin için bir “meydan okuma” olacaktır. Zor vakaları seviyorsanız, belki önce danışanınızın “eşiğe” ulaşmasına yardımcı olmak için birkaç seans yapmanız gerekebilir. Eşiğe gelirse sonuç almanız olası hale gelir. Ya da belki işin kolay tarafında durup sadece “zaten eşikte olan” danışanlarla çalışmak istersiniz…

Bu arada unutmayın; sizi arayan kişi, yardıma ihtiyacı olan kişinin kendisi olmalıdır. Bazen beni kişinin eşi, arkadaşı, akrabası veya bir tanıdığı arar. Örneğin “sigara bırakma seansı” ile ilgili bilgi almak istediğini söyleyen biri eğer kendi için değil de bir yakını için aramışsa, “neden kendisi aramıyor da siz uğraşıyorsunuz?” diye sorarım… Verilen cevaplar hemen hemen aynıdır; “onun vakti yok… ; benden rica etti, ben araştırıyorum… ; ben sekreteriyim… ; ben annesiyim… ; ben eşiyim, o istemiyor da ben onu ikna edeceğim size getirmek için, siz bıraktırın sigarayı ona…” vs vs… Bu tür danışanlar, henüz sigarayı bırakmaya hazır değildirler. Eşiğin üç bileşeni de tamam olsa, sorumluluğu alıp kendileri arar, vakit ayırmaya hazır olur, destek almayı kendisi ister, üçüncü şahıslara bu konuda sorumluluk vermezdi. Bu nedenle bu tür durumlarda ben genelde arayan kişiden beni destek alacak olan kişinin kendisinin aramasını rica ederim.

Danışanınızın beklentilerinin doğru perspektifte olmasını sağlamanız çok önemlidir. “Ben hiçbir sorumluluk almayayım, biri bana sigarayı bıraktırsın” beklentisi gerçekçi bir beklenti değildir. Bu konudaki gerçekçi bir bakış açısı şu şekilde olur; “kendi kendime sigarayı bırakmakta zorlanıyorum, sigara bırakma sürecinde karşılaştığım zorluğu aşmama yardımcı olacak bir desteğe ihtiyacım var, sorumluluk almaya da hazırım”.

Sizinle ilk iletişime geçen kişi problemini aşmayı isteyen kişi değil de bir tanıdığıysa ve bir danışanınızla veya terapist olmasanız bile sizden herhangi bir konuda yardım isteyen herhangi bir tanıdığınızla konuştuğunuzda, ilk olarak eşiğin üç bileşeninin de orada olup olmadığına bakın… Eğer eşikte değillerse önce eşiğe ulaşmalarına yardımcı olmanın yollarını düşünün.

Neyi Değiştirmek İstiyorsun?

Şimdi düşün bakalım… Hayatında neyi değiştirmek isterdin?

Peki bunu erteliyor musun?

Hangi “eşik bileşeni” seni değişimden alıkoyuyor?

Bu değişikliği yapmazsan hayatın nasıl geçecek?

Sevdiğin kişiler varsa, değişimi gerçekleştirmezsen bu durum kimi ya da kimleri olumsuz etkileyecek?

Ve değiştiğinde hayatın nasıl daha da inanılmaz hale gelecek?

Bu değişime direnen bir yanın varsa sence neden direniyor? Değişimin olmamasından ne gibi bir fayda sağlıyor olabilirsin?

Ve son olarak… sen istemediğin sürece kimse seni değiştiremez. Bu sana bağlı.