Beyin Dalgaları ve Hipnoz

Beyin dalgaları hakkında merak ettiklerinizi bu yazıda bulabilirsiniz. Beta, Alfa, Teta ve Delta beyin frekansları “Hz (Hertz)” birimiyle ifade edilir. Hertz, saniye başına düşen devir sayısını belirtir. Örneğin 1 Hertz, saniyede bir devir (cps; cycle per second) veya 1 MHz saniye başına bir milyon (1,000,000/s) devir şeklinde tanımlanır. Hertz (sembolü “Hz”), frekans (sıklık) birimidir.  İsmini Alman fizikçi Heinrich Rudolf Hertz‘den alır.

Beyin Dalgası Frekans Aralığı Zihin Durumu
Delta 0.5Hz – 4Hz Derin Uyku Hali
Theta 4Hz – 8Hz Uykulu, uyuşuk ve derin hipnoz hali (uykunun ilk aşaması)
Alpha 8Hz – 14Hz Oldukça geveşemiş bir hal ama uyanık. Hafif hipnoz hali
Beta 14Hz – 30Hz Tamamen uyanık ve farkındalık hali

Muhtemelen Hipnoz hakkında pek çok tanım duymuşsunuzdur. Tüm tanımların ortak noktası; Hipnozun çok doğal bir zihin durumu olduğudur. İnsanoğlunun doğasında temel olarak dört zihin durumu vardır: Beta, Alfa, Teta ve Delta.

Zihnimiz Beta durumundayken kişi gayet uyanık durumdadır. Düşünür, konuşur, kararlar verir, problem çözer, planlar yapar, harekete geçer, kısacası günlük hayatta çoğunlukla içinde bulunduğumuz zihin durumudur. Ancak bu zihin durumu zaman zaman gün içinde farklı bir frekansa geçiş yapar. İşte bu durumlarda hafif hipnoz veya derin hipnoz halini deneyimleriz. Örneğin gözlerimizi kapatıp biraz gevşediğimizde beynimiz Alfa frekansına geçer. (Hafif Hipnoz). Bu zihin durumunda gözlerimiz mutlaka kapalı olmalı sanmayın. Gün içinde dalıp gittiğimiz anlar, Alfa frekansında olduğumuz hafif hipnoz anlarından biridir. Bu zihin durumundayken bilinçli zihin kontrolümüz azalır, yaratıcılığımız artar.

Beyin Dalgalari ve Hpnoz

Delta zihin durumu ise bildiğimiz anlamda “uyku” durumudur. Bilinçaltı değil, “bilinç dışı” durumdur. Zihnimiz Delta dalgalarında salınırken bedenimiz bu evrede artık dinlenip yenilenme evresindedir. Her insanın uykuya ihtiyacı vardır, çünkü uyurken bedenimiz yenilenir, şifalanır. Bu evrede zihni dışarıdan gelen uyaranlarla rahatsız etmemek yerinde bir davranış olur.  Bu “uyku” durumunda bilinçli aklımız devre dışıdır. Yani gece uyumak için yatağımıza yattığımızda zihnimiz önce kademeli olarak hafif hipnoza (alfa), sonra derin hipnoza (teta) girer ve en nihayetinde kendini uyku haline bırakır (delta). Sonra uyanırken de önce yine derin ve hafif hipnoz halini deneyimleriz, ondan sonra kademeli olarak Beta zihin durumuna ulaşıp yine tamamen uyanık hale (beta) geliriz. Öğrenme işleminin daha iyi gerçekleştiği beyin dalgası delta değil, alfa beyin dalgasıdır. Teta’nın “uyku” durumu olmadığını burada tekrarlamakta fayda var. Alfa (ve Teta) zihin durumu, yüksek miktarlarda bilgiyi ezberlemek ve bilgilerin büyük miktarda ve hızlı bir şekilde sünger gibi emilebildiği, hatırlama ve öğrenme sürecinin zirve performans gösterdiği bir zihin durumu olmakla beraber uyanık ama gevşemiş olduğumuz bir zihin durumudur. Delta ise tamamen derin uyku durumudur ve öğrenme işlemi bu zihin durumunda gerçekleşmez. Bilinçsiz bir haldir. Bu evrede beden dinlenir, büyür, kendini yeniler.

Peki hipnoz bildiğimiz anlamda “uyku” mudur? Hayır.

Yukarıdaki açıklamadan da anlayacağınız üzere, hipnozun tehlikeli bir şey olduğunu sananlar da aslında her gün en az birkaç kez hipnoza girerler. Hipnoz öyle bazı filmlerde görüldüğü gibi kendinden geçme hali veya korkulacak bir şey değildir. Tam tersine, çok doğal harika bir zihin durumudur. Hipnozdayken verilen telkinleri o sırada hala bilinçli aklımızla duyarız, her şeyin farkındayızdır. İstersek konuşabiliriz, hareket edebiliriz, gözlerimizi açıp kalkıp gidebiliriz, ama kendimizi bıraktığımız o harika gevşemişlik hali nedeniyle bunu yapmaya pek de istekli olmayız. Sadece bu güzel hipnotik zihin durumunun tadını çıkarmayı tercih ederiz. Bu yüzden Hipnoza alınan bir kişi dışarıdan bakıldığında bildiğimiz anlamdaki bir uyku durumundaymış gibi görünse de aslında söylenen her şeyi duyuyor ve farkındadır.

Her hipnoz aslında “kendi kendine hipnoz” dur. Eğer kişi istemiyorsa hipnotize olmaz, istiyorsa kolayca olabilir. Tek yapması gereken, hipnotistin talimatlarını uygulamak.  Hipnotist kişiye hipnoza girmesi için sadece rehberlik eder. Hipnoz durumuna ulaştıktan sonra da terapi süreci başlar. Kişi hipnotize olmak istemiyorsa, işbirliği olmadan kendi isteği dışında hipnotize olmaz.

Hipnozun ne olup ne olmadığıyla ilgili daha falza bilgi için tıklayın.

6 Yorum

  1. hakan yedican 26/04/2018 at 21:59 - Cavap Ver

    Merhaba…la notasının akordu Vivaldi dönemine kadar hep 432hz’di.bu ayarı bozan hitlerin propaganda subayı joseph goebbels dir ve bunu müzikle insanları kontrol etmek üzere yapmıştır ki 432hz in 1,776 oranında bozularak yani incelterek elde edilmesi de ilginç bir şekilde illüminatinin kuruluş tarihidir.orjinal ve doğayla uyumlu olanı kesinlikle 432hz dir.bunun onlarca bilimsel kanıtı da vardır ve asla bir internetteki bir köpürtme değildir.Dr.Emoto nun araştırmalarını inceleyin ve 432hz ile 440hz in sudaki etkikerine bakın.cymatics bilimini inceleyin ki yine aynı sonuçları bilimsel ve fiziksel olarak gözünüzle de görebilirsiniz…Ben Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarında Vurmalı Çalgılar bölümünde Öğretim Görevlisiyim ve çok uzun yıllardır yaptığım özel araştırmalarımla ilgili de çeşitli şehirlerde seminerler veriyorum…Bu konunun bilimle frekanslarla matematikle çakralarla renklerle ışık hızıyla altın oranla fibonnacciyle geometriyle evrenle vb tüm kozmik kaynakların incelenmeleriyle oryaya çıkardığım ispatları tüm detaylarıyla mevcuttur ve basit ve önemsiz bir konu olmayıp tam aksine çok önemli bir konudur…432hz evrensel oktava uyumlu ışık hızıyla uyumlu evrensel doğuşkan sistemi/harmonics lerle uyumlu tek seçenek 432hz dir ve kasten dejenere edilmiştir.Maalesef ki sadece la notasını 432hz yapmak 12 notadan sadece 1 nota olan la notasını doğaya uyumlu hale getirir ve hali hazırdaki müzik sistemi de tam olarak doğaya uyumlu değildir.Bunun için her notanın kozmik değerlerde olması gereklidir.Kısacası 432hz köpürtmece değildir…Ayrıca en verimli beyin dalga titreşimlerinin evrensel doğuşkanlarla ve dünyanın schumann rezonansının da doğuşkanlarıyla uyumlu ol ası da tesadüf değildir ve bu uyumu bozmak isteyenlerin işidir 440hz/444hz dayatması…Saygılar…

    • Şehnaz 23/05/2018 at 10:20 - Cavap Ver

      Sayın hocam, peki bize ne tavsiye ediyorsunuz, beyin sağlığımız için ne dinleyelim, ne yapalım. Teşekkürler

    • Vusal 23/07/2018 at 18:55 - Cavap Ver

      Sayın Hakan Yedican sizinle nasıl iletişime geçebilirim acaba ?

  2. Çağatay 01/04/2018 at 17:31 - Cavap Ver

    Peki bu çok konuşulan zehirli frekans 440hz.
    Yararlı olan 444, 432,528 hz gibi frekanslardan farkı nedir? Lütfen açıklayın araştırdım ama bir karşılaştırma bulamadım

    • Hypnotistanbul 02/04/2018 at 01:24 - Cavap Ver

      Çağatay Bey, bahsettiğiniz 440 Hz ve 432 Hz karşılaştırması aslında bu makalenin konusu olan beyin dalgalarıyla ilgili bir konu değildir. Sizin dediğiniz şey “müzik” ile ilgili bir “frekans” analizidir. Müzik notalarıyla ilgili frekansları ilgilendiren bir konudur. Yani bu makalenin konusu değildir aslında. Sorunuzun beyin frekansları ile alakası yok bence ama ben yine de kendimce müzisyen kimliğimle cevaplayayım sorunuzu: Sizin bahsettiğiniz 440 Hz ve 432 Hz karşılaştırması, müzikte “La” notasının ayarlandığı frekansların karşılaştırmasıdır. Yani bir enstrumanı akort ederken “La” notasının standardını 440Hz olarak mı yoksa 432 Hz olarak mı akort etmek daha iyi bir duygu verir tartışmasıdır. Bence 440Hz zehirli falan da değildir. Benim görüşüm; insanlar bu tür komplo teorilerine bayılıyorlar. 🙂 Yabancı kaynakları incelerseniz bunun sadece bir komplo teorisi olduğu bilgisini bir çok kaynakta bulabilirsiniz, tam tersini söyleyen iddialar da var elbette. Destekleyenler de bilimsel araştırmalara dayanıyor, tam tersini söyleyenler de bilimsel araştırmalarla bu sonuca vardığını iddia ediyor… Bence işin özeti şu: Bazı kaynaklar bir müzik enstrumanında “La” notası 440 Hz olarak akort edildiğinde 432 Hz’e göre daha uyumsuz armoni oluşturduğunu iddia ediyor. Bahsettiğiniz teoriler (zehirli frekans demişsiniz mesela), bunlar bence bir mit olarak internette köpürtülen bir konu. Neler neler söylüyorlar ama bence hiçbirinin bilimsel bir kanıtı yok. Bu konuda hakemli bilimsel dergilerde yayınlanmış bilimsel makalelere rastlamadım ama bulan varsa okumak isterim. (internet sitesi kaynağı değil, “hakemli” dergilerde yayınlanmış, somut bilimsel makalelerden bahsediyorum).

      Bahsettiğiniz frekanslar, bence özellikle Türkçe sitelerde biraz da abartılarak, içine spiritüelizm, metafizik ve bilimle desteklenemeyen kulaktan dolma abartılmış söylemler de katılarak biraz köpürtülüyor gibi geliyor bana açıkçası. Bilimsel hakemli yayınlarda yayınlanmış, deneylerle somut olarak desteklenmiş ve tekrar ediyorum; hakemli bilimsel yayınlarda yayınlanmış bilimsel makaleler olmadığı sürece ben bu tür şeyleri birer “mit” olarak görüyorum. Evet, “La” notasını 432’Hz’ye ayarlayınca armoni daha parlak olur, 440’a veya 444’e ayarlayınca armoni daha tatsız geliyor olabilir elbette ama bunun “zehirli” vb etiketlerle yaftalanıp sanki birileri insanlığın psikolojisini bozmak için “La” notasını bu frekanslara ayarlayarak müzik yapıyor gibi söylemler bana komik geliyor doğrusu. Eğer “la” nın Hz’ini herhangi bir miktar düşürürseniz elbette daha rahat bir ses elde edersiniz; “La”nın Hz’ni artırırsanız, daha gergin bir ses elde edersiniz. Bu gayet doğal bir şey. İngilizceniz iyi ise, internette ingilizce bir araştırma yaparsanız bu konuda geniş bilgi bulabilirsiniz. Özet olarak, bahsettiğiniz frekansaların beyin dalgalarıyla ilgilisi yok, sadece enstrumanı akort ederlen “La” notasını, “Do” notasını vs hangi frekansta ayarlamak hangi durumlarda daha iyi olur, bunu belirten frekans bilgileridir. “La” notasını 440 Hz veya 432 Hz ‘e ayarlanmasının arasındaki fark, özellikle müzisyen olmayanların dinler dinlemez ayırt edebilecekleri bir şey değildir. Siz herhangi bir müzik dinlerken o müzikteki “La” notasının hangi frekans baz alınarak ayarlandığını anlayamazsınız. Çünkü diğer notalar da o “La” sesinin frekansına paralel ayarlanmıştır. Bir senfoni orkestrasının konser sırasında “La” notasını hangi frekansa ayarladığını kulağınızla anlayamayacağınız gibi, örneğin bir Bach eseri çalıyorlarsa, “La” notasını 440’a göre de ayarlamış olsalar, 432’ye göre de ayarlamış olsalar siz o dinletiden aynı harika hazzı alırsınız. Orkestra, ellerindeki “tuner” (Akort aleti) hangi frekansa göre “La” veriyorsa ona göre ayarlamıştır enstrumanlarını. O orkestranın enstrumanlarının konser boyunca mükemmel bir şekilde aynı Hz’de kalması da imkansızdır çünkü o duyduğunuz Hz, konser salonununu sıcaklığına, ortamın akustiğine ve enstrümanların niteliğine göre de değişkenlik gösterir. Adamlar La’yı 432’ye ayarlamış olsa da siz salonun ortalarında oturuyorsanız mesela, o ses sizin kulağınıza 432 değil, 445 de gelebilir, 428 de gelebilir… Ortamın akustiği, uzaklığınız vs.. Bir çok faktör vardır sizin o Hz’yi duymanızda fark yaratacak. Kulaklıkla dinlesenizi kulaklığın kalitesi bile o Hz’yi etkiler. Bahsettiğiniz konu bundan ibarettir, gerisi hikaye… Bence bir komplo teorisi yok yani işin içinde ama olduğunu söyleyenler de var. Benim görüşüm bu şekilde. Eğer bilimsel hakemli yayınlarda yer almaya değer bilimsel prosedürler izlenerek yayınlanmış olan yayınlar var ise, eğer gerekli prosedürlerin tamamı uygulanarak oluşturulmuş bir bilimsel makale ise o tür makaleleri incelemeyi isterim. Öyle bir makale bulursanız haber veriniz, belki fikrim değişir. Ön yargılı değilim.

      İngilizceniz var ise mesela şu linki incelemenizi tavsiye ederim; burada gayet güzel anlatılıyor bahsettiğiniz komplo teorisi ve mantığı: http://factmyth.com/factoids/432-hz-is-better-than-440-hz/

      Umarım bu cevap yardımcı olmuştur. Tekrar hatırlatmak isterim ki bu bahsettiğiniz 440 Hz ve 432 Hz meselesinin bu makalenin konusu olan beyin dalgalarıyla bir alakası yoktur aslında. Sizin sorunuz müzik ve “La” notasıyla ilgili, armoni ve ses bilimi ile ilgili bir konudur. Bu makalede bahsedilen beyin dalgaları farklı bir konudur.

  3. göktuğ yazar 18/06/2017 at 13:20 - Cavap Ver

    Öncelikle yazınız muhteşem ve beyin dalgaları hakkında çok güzel bilgiler veriyor. Bir doktor olarak size çok teşekkür ederim

Yorum yapmak ister misin?